“Dünyasını yitirenler, ancak o zaman evreni keşfeder.
“İçime doğanı sakınacak değilim. Bundan kaçamam zaten. Ama gördüğünüz gibi anlattıkça kayıp veren ulu bir cahilim ben. Bir kelleyi bulmakla lanetli, kendi mahvımı anlatıyorum. Yazılmışla yazılamaz arasındaki sınırı hâlâ bilmiyorum. O yüzden gerekeni siz yapın lütfen. Bütün bu anlattıklarımla az sonra anlatacaklarımı ateşe tutmayı unutmayın.”
Babasının mesleği nedeniyle çocukluğu boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşayan yazar, 1994 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra İstanbul’a taşındı.
Sema Kaygusuz’un ilk öyküleri, Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü (1995) nedeniyle Varlık Dergisi’nde yayımlanmaya başladı. Yazarın ikinci dosyası 1996 yılında Gençlik Kitabevi Ödülü aldı. Edebiyat serüvenine öyküleriyle adım atan yazar sırasıyla Ortadan Yarısından (1997, Can Yayınları– 2002, Doğan Kitap), Sandık Lekesi (2000, Can Yayınları -2002, Doğan Kitap), Doyma Noktası (2002, Can Yayınları – 2002, Doğan Kitap) ve Esir Sözler Kuyusu (2002, Doğan Kitap) adlı kitaplarıyla tanındı. Sandık Lekesi, 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü aldı.
Yazarın ilk romanı Yere Düşen Dualar (2006, Doğan Kitap) yurt içinde olduğu kadar, Fransızca ve Almanca baskısıyla da edebiyat çevreleri tarafından ilgi gördü. Yere Düşen Dualar’ın Fransızca çevirisi, Ecríme Çeviri Ödülü, Fransa Türkiye Dostluk Ödülü ve Balkanika Edebiyat Ödülü aldı. Yere Düşen Dualar 2012 yılında İsveç’te ve Yunanistan’da da yayımlanacak. Sema Kaygusuz’un 2009 yılında Doğan Egmond tarafından yayımlanan ikinci romanı Yüzünde Bir Yer, önümüzdeki yıl Almanca ve Fransızca olarak yayımlanacak.
Öykü ve roman dışında makale, sinema senaryosu ve belgesel kitap çalışmaları da yapan yazar, yakın zamanda Fransa’da sergilenecek olan bir operet için libretto kaleme almıştır. Senaryosunu yönetmen Yeşim Ustaoğlu ile birlikte yazdığı Pandora’nın Kutusu adlı film, İspanya’da Altın İstiridye Ödülü aldı. Yazarın ayrıca Pfizer firmasının desteğiyle yazdığı Öbür Yanım ve Lis yayınevi tarafından Türkçe ve Kürtçe yayımlanan Üşüyen/Efsiri adında iki farklı kitabı daha bulunmaktadır.
Sema Kaygusuz, Avrupa’nın saygın bir kurumu olan DAAD Akademisi tarafından seçilen sanatçılar arasında yer almış, Nisan 2010, Nisan 2011 tarihleri arasında konuk olarak Berlin’de yaşamıştır. Yazarın seçildiği ve yakın zamanda konuk edileceği diğer yazar evleri sırasıyla, Berlin Yazar Evi (Almanya, Goethe Enstütüsü Yakın Bakış Projesi, 2008), Marguerite Yourcenar Yazar Evi (Fransa 2009), KulturKontakt (Avusturya, 2011- Eylül) ve Museum Quarter (Avusturya, 2012- Nisan, Mayıs)
Aramızdaki Ağaç kitabını çıktığı anda almış, uzun süre başucumda tutmuş sindire sindire okumuştum. Ondan beridir bekliyordum yeni bir kitap Sema Kaygusuz'dan. Altı yıldan sonra geldi Saf Canavar. Kitabın bana düşündürdüklerini uzun uzun yazmak isterdim. Belki yaparım zamanı gelince. Distopik bir roman. Doğal yaşam sona ermiş, canlı türlerinin soyu tükenmiş. Bugünden 75 yıl sonrası. gelecek ve geçmişten ses veren bir anlatı. Ekokurgu özellikleri taşıyor ve okuduklarım içinde en iyilerinden biri diyebilirim. Kitabın girişindeki şu leopar betimlemesini ayakta alkışlıyorum. "Yürüdüğü yeri dolduran göz kamaştıran bir iradeyle kendinden başka hiçbir şeyi içermeyen tastamam bir varlıktı." "İstesem de leoparın evreninde yoktum. Ondan çıkan bütün imgeler tekrar ona dönüyordu."
Uzun uzun yazacağım üstüne biraz daha demlenmesini bekliyorum. Ama yine de şunlar bir köşede dursun.
''Neyse ki güzellik diye bir şey var. Yaşanagelen felakete katlanmayı sağlayan, yarasıyla donanmış biri örneğin'' dediği Mira'yı daha çok bilmek daha çok düşünmek istedim. Merak ettim. Masal mı mit mi distopya mı deseniz, hiçbiri ve hepsi. Kocaman boşluklardan (bunun neden böyle olduğunu, bu tercihi daha iyi anlayacaksınız okurken), anlatıyı ters yüz eden bir metin.