20. yüzyıl, çocuk haklarının ilanına tanık oldu; çocukluğun tanımı değişti. Üstelik Mayıs 1968'de 'yasaklamanın yasaklanması' anlayışı da ortaya çıkmıştı. Ana babalar bu köklü değişimler karşısında şaşkınlığa düştü. Çoğu itaat anlayışıyla yetiştirilmişti. Şimdi çocuklarını nasıl yetiştireceklerdi? Artık her şeyi yeni baştan düşünmeleri gerekiyordu.
İlk ve son kısımları daha çok ilgi çekiciydi benim için. Biraz çeviriden kaynaklı ve tabi kültürel farklardan dolayı örnekler sıkıcı olabildi ama gene de son 30 sayfasında yazanlar her şeyi özetliyor...
Çocuk yetiştirmek için kitaplara sarılmayı bırakın, sezgilerinize güvenin ve bilin ki "Ne isterseniz yapın, nasıl olsa kötü olacak"....
Okurken pek akmayan bölümleri oldu, sanırım çeviriden kaynaklanıyordu, anlamakta zorlandığım bölümler dışında özellikle son bölümleri daha etkileyiciydi. Günümüz anne babaları eleştiren bir kitap, en ufak sorunda psikolog kapısında bitiveren ve her şeyi mükemmel yapmaya çalışırken doğrudan sapan anne babalara notlar içeriyor.
Özetle: Bir insan dünyaya getirdiğinizin farkında olun, onun insan olduğunun farkında olun, onun birey olduğunun farkında olun, onun çocuk olduğunun farkında olun.
Diğer pek çok çocuk gelişimi kitabından farklı bir bakış açısıyla yazılmış, ebeveylere de ayna tutan bir eser.
Anne/baba ve çocuk davranışları farklı durumlar üzerinden örneklendirilerek ebeveynlere kendilerine dışardan bakma fırsatı sunulmuş. Bu kitap tavsiye üzerine kurulu çocuk psikolojisi kitaplarından ayrılıyor; kitapta tavsiyeler yok, durum örneklemeleri var. Freud’un tavsiye isteyen bir anneye söylediği “Ne isterseniz yapın, nasıl olsa kötü olacak.” cümlesi ile de ilişkilendirilerek tavsiye kitabı olmadığı belirtiliyor. Özellikle annelerin kendilerine değer katma amacıyla çocuklarından yararlanma isteğinin olabileceği vurgusu çok yerinde bir tespit. “O parlasın ki ben de onunla birlikte parlayayım” düşüncesi ile anneler çocuklarını nesne yerine koyabiliyor. Bunu fark eden çocukların da nesne olmaktan çıkmak için olumsuz davranış kalıpları geliştirebileceğine hatta annenin nesnesi olmamak için cezayı bile yeğleyebileceğine değiliniyor; eğitimci olarak bu duruma çok defa şahit olabiliyorum. Bu bağlamda yol gösterici bir kılavuz olarak değil fakat farkındalık ve kendi davranış kalıplarını sorgulamak için ebeveynlerin kitabı okuması faydalı olabilir.
Takip etmesi cok zor bir kitap, bir suru yerde yani simdi ne demek istedi tekrar tekrar okumak zorunda kaldim. Ceviriden mi kitabin ozunden mi bilmiyorum, bir gariplik var. Zaten tablet bilgiler yok icinde,hatta o tarz kitaplara bolca elestiri var, dusunceler, notlar toparlanmis, amaci dusundurmek ama yine de akmiyor. Bir de kitaptaki tipler cok garipti.
The theater part was very confusing. There were so many people, so many child and names that I couldnt analyze which one is which. Except that part, the other parts and examples were good eneough to understand.
Kitap Otorite, Şiddet, Boşanma gibi belli başlı konular etrafında anne baba davranışlarına odaklanıyor. Türk okuyucu için (şiddet, boşanma, otorite) gibi konular oldukça önemliyken; babasız doğum gibi konular toplumsal karşılığı olmadığı için okurken sıkabiliyor.
Kitabın en temel varsayımı ise çocuklar ile ilgili her türlü yanlış ve suçun ailelerin üzerinde olduğu gerçeği. Ailelerin hatasını ise artık geçmişte değil post modern davranışta yani evde prensesler ve prensler yetiştirme gayretinde arıyor.
Çok beğendim. Birçok çocuk gelişimi/psikolojisi kitabı okuyorum, çoğundaki fikirler birbiriyle çelişiyor. Bu nedenle insanın kendine göre bir süzgeç oluşturması gerek. Bu kitap da bunun için iyi bir başlangıç. Kültür farkı nedeniyle bazı örnekler size uygun olmayabilir, yine de okumak iyi olacaktır. Özellikle “ne çocuk tacizine girer, ne enseste girer” konularında kafamı açtı.
Her ne kadar dil olarak alan dışı birinin kolayca okuyabileceği bir kitap olsa da, teorik arka planı zayıf bir insan bazı kısımları anlamlandıramayabilir. O yüzden belki bunu okumadan önce Şeyda Postacı’nın çok kısa olan “Anne – Babalar İçin Oidipus Rehberi”ni okuyabilirsiniz.
Anne baba çocuk etkileşimi ile ilgili paylaştığı bilgiler çok değerli, ancak anlatım boğucu. Ebeveynlik tarzı genelde sınır koyamayan, fazla toleranslı aileler üzerinden gitmiş. Sert sınırlar koyan, örseleyici, reddedici, ve ilgilenmeyen ebeveynin cocuk üzerindeki etkileri kısmı kitapta çok az yer kaplıyor.