"... Aliço Meryem'i içeri itip kapıyı kapattı ve ay dışarıda kaldı, yıldızlar dışarıda kaldı, ay ışığı da dışarıda kaldı. Kırık dökük kaldırımlar, tozlu yollar, iğde kokan hava, otların arasında bitmiş kır çiçekleri... Hepsi dışarıda kaldı. Ağustosböcekleri, tembel tembel hışırdayan yapraklar ve o gece usul esen poyraz, onlar da dışarıda kaldı."
İnsanın yapmadan duramayacağı hatalar vardı. Tıpkı sevmeden duramayacağı insanlar olduğu gibi. Bizi biz yapan şeylerdi bunlar. Meryem'i Meryem yapan da, Aliço'yu hayatının hatası olarak seçmesiydi.
Edremit'te doğdu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi okudu. Çeşitli ajanslarda reklam yazarlığı yaptı. Yazarın eserleri çeşitli dillere çevrildi.
Televizyonda zap yaparken takıldığınız ve sonuna kadar amaçsız izleyip sonrasında da geçirdiğiniz 2 saati boşuna harcadığınızı hissederek üzüldüğünüz türden bir yerli dizi gibi.
Aslinda dort yildizlik bir romandi fakat yersiz bazi benzetmelerle anlatima ve oykunun butunlugune uygun olmayan tariflerle beni biraz soguttu. Yine de su gibi akip giden, surukleyici bir konusu vardi.
Meryem’in Aliço’ya olan dur durak bilmeyen engel tanımaz aşkı, Meryem’in “Helal kızım sana” dedirtecek türdeki asabilikleri, köy ortamının dedikodu eğlencesi, senelerin sevgisi, şimdiki zamanların sevgisi, “bu kadar da olmaz” diyerek ağzınızı bir karış açık bırakacak türden olaylar, yeri gelince kahkahalar, yeri gelince üzüntüler… Yani küçük bir köy ortamına dair koskoca aşkları anlatan şaşırtıcı olaylar.
Sürükleyici, yalın dili ile huzur verici bir romana imza atmış Hande Altaylı. Sizi yormadan sayfalar arasında gezinirken kitabı bitirip de kapağı kapattığınız zaman sizi etkisinde bırakmaya devam edecek bir roman.
Insanin yapmadan duramayacağı hatalar vardı. Tıpkı sevmeden duramayacağı insanlar olduğu gibi. Bizi biz yapan şeylerdi bunlar. Meryemi Meryem yapan da Aliçoyu hayatının hatası olarak seçmesiydi.
***
Özlem böyle bir şeydi işte. Normalde varlığını bile hissetmediğin organların tutuşup alev alıveriyordu.Ciğerlerin mesela. basbayağı yanıyordu cigerlerin cayır cayır.
3 gunde bitirdim. Hande Altayli'nin tum kitaplarini cok keyif alarak okumusumdur. Yalin anlatimindan mi bilmem, okurken yasiyorum sanki. Ama bu iclerinde en zayifi. Yine de oldukca surukleyici, okurken kafanizi bosaltabileceginiz turden bir kitap.
Meryem'e ne kadar saçma sapan hareketlerinden dolayı sinirlensem de bu kadar itilmişliğine, hor görülmesine, acısının anlaşılmamasına çok üzüldüm. Bedriye'nin onu anladığı tek bir nokta hariç bütün köy tarafından sürdürülen bu nefret benim içimi acıttı. Filiz'in, Bedriye'nin, Salih'in, Osman Efendi'nin kendi içinde yaşadığı ihmal, öfke, kibir, suçluluk gibi duygularının faturasının Meryem'e kesilmesi ve Kazım'ın herkes tarafından duygusal olarak istismar edilmesi acıydı. Veysel ve istekran hevesi de beni güldüren bir kısım oldu. Köy pornosu ayrıntıları okumamı zorlaştırdı. Belki de tek güvendiği ve destek aldığı insan tarafından( kim olduğunu bilirsin sen) bu şekilde aldatılmak beklenmedik bir yıkımdı. Hande Altaylı ile tanıştığım bu kitaba kendimi kaptırmaktan oldukça keyif aldım.
Yazarla beni tanistiran ilk kitapti, dun gece tesadufen kindleda gorunce merak edip okumaya basladim ve 24 saat gecmeden bitirdim! Kazim ile Meryem’in hikayesini son derece akici bir dil ile anlatan, merak uyandirici bir roman olmus. Elimden birakamadim. Puanim 4,5. Yazarin mutlaka diger kitaplarini da okuyacagim.
yazarın daha önce kahperengi adlı kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim beni çok etkilemişti. kitabın çıktığını duyunca merak ettim, okunacak o kadar çok klasik kitabım dururken bu kitabı okumak istedim. ilk başlarda meryem'in kazım'a olan hal ve tavrından sinir olmuş kitabı bırakmıştım! kitapta çok argo ve cinsellikle ilgili kelimeler var :D böyle bir kitabı nasıl hazmederek okudum bilmiyorum :D normalde 'cinsellik' içeren romanları sevmiyorum. baştan başlama kararı aldım. çünkü kitap ilgi çekiciydi. meryem'e sinir olurken, bir yandan da acıyordum. hem ailesi, hem köydekilerin hiç birisi sevilmeyen, sırf ailesi zengin diye köyün delisi olarak tabir edilen kazım'a zorla verilen, sevgilisi aliço tarafından sürekli kullanılıp kandırılan bir kadın var. kazım'a istesem de kızamıyorum... çünkü o hale isteyerek ya da bilerek gelmedi. salih'e ve filiz'e, meryem'in ailesine, nurdan'a, aliço'ya, bedriye'ye ve osman efendi'ye acayip sinir oldum!!!! kitapta iki süpriz var :))) ağızım açık kaldı resmen!!! bu yerli romanlarda da son zamanlarda moda oldu 'eşcinsellik' sonuçta hayatın bir gerçeği. herkesin kendi hayatı. sonu pek hoşuma gitti kitabın başından beri nefret ettiğim meryem'e bir anda kanım kaynadı. sonuçta tüm olanlar ne meryem'in ne de kazım'ın yüzünden. bütün suç ailelerde. kitabı bir sinema filmi izler gibi izledim. ama sinir etti, ama güldürdü, ama düşündürdü. bazı yorumları okudum bir 'kahperengi' kadar güzel olmadığını yazanlar vardı. evet bir kahperengi değil, evet kahperengi gibi karakter bakımından ağır değil, evet meryem narin'in tırnağı olamaz :) önceki kitabı okuduysanız bilirsiniz narin'in mücadelesi nefes kesiciydi. meryem biraz sönük ne yazık ki. bu kitaptan dizi olsa, üç bölümde saçmalarlar aynı kahperengi'nde olduğu gibi.hem 'cinsellik' ile ilgili kelimeler, hem çok argo var. rtük kanala ceza verir. malum tahrik var ya ondan. tahrik eden sahneleri kesiyorlar. bunu daha önce duymuşsunuzdur. ama sinema filmi olsa çok güzel olur.
Yeniden okumaya başlayan biri olarak ,nacizane fikirlerim : Genel roman satırlarına ters düşen bi tarz var ,ters dediysem çok aman aman değil.Sadece en olmayacak yerde aslında 'cuk' diye oturacak cümleyi söylemeyi kastediyorum. Kitap akıyor,okurken kasmıyor,kastırmıyor.Çok heyecanlı,sonraki sayfada ne olacak diye telaşlı okumadım.-Olayların tamamen değiştiği sayfa hariç- Lafı gelmişken ondan da bahsediyim.Çok sürprizler beklemeyin.Sonunu az çok kestirebileceğiniz , okuduktan sonra da boşuna vakit kaybı diyeceğinizi sanmıyorum.
Romanı özetliyim hemmen: Kusura bakma matmazel , bu köyde herkes müptezel.
Çok güzel işlenmiş bir konusu, iyi bir dili vardı. Gereksiz yere uzatılmamıştı. Çarpık ilişkilerin, entrikanın dolu dolu olduğu; karakterlerin kendi bencilliklerinde boğulduğu bir hikayeydi. Kitapta sadece Kazım'ı sevdim. Deliydi meliydi ama sevmeyi hep bildi, sevdiğine en güzel o sahip çıktı ve hep en doğru soruyu sordu:
Yine çok akıcı ve çok hızlı okunuyor ama bu sefer karakterlerin hiçbiriyle özdeşlik kuramadım. Herbiri birer anti kahraman. O zaman da çok içine giremiyorum ben olayın.