Nermin Yıldırım, Türk edebiyatçı, yazar. 2002 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın Yayın Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite yıllarında Alem-i Nisvan adlı feminist bir fanzin çıkardı. Mezun olduktan sonra çeşitli gazete ve dergilerde muhabir, editör ve köşe yazarı olarak çalıştı, reklam ajanslarında metin yazarlığı yaptı.
Manchester Letters, Tramline Project gibi uluslararası edebiyat projelerine katılarak, çeşitli ülkelerin yazarlarıyla ortak çalışmalar yaptı. Köln Kültür Dairesi’nin davet ettiği ilk Türk yazar olarak, 2013 kışını dünyanın farklı ülkelerinden sanatçıların ağırlandığı program kapsamında Köln'de geçirdi. Romanları yabancı dillere çevrilen ve pek çok uluslararası edebiyat festivaline konuk olan Yıldırım, Barselona ve İstanbul’da yaşıyor. Aralık 2013’ten bu yana Ot Dergi’de Dış Hatlar adlı köşesinde öyküler yazıyor. Nermin Yıldırım, Türkiye PEN üyesidir.
Nermin Yıldırım’ın okuduğum ilk kitabıydı ama kesinlikle son olmayacak. Diğer kitaplarını da alıp okumayı düşünüyorum.
En çok etkilendiğim şey yazarın dili oldu. Anlatımı son derece akıcı; bazı bölümlerde düzyazı değil de şiir okuyormuşum hissine kapıldım. Sayfalar ilerledikçe cümlelerin ritmi insanı kitabın içine çekiyor.
Karakter kurgusunu da çok başarılı buldum. Hiçbiri tek boyutlu değil; herkesin yaraları, çelişkileri ve haklı olduğu kadar haksız olduğu taraflar var. Bu yüzden karakterler gerçek insanlar gibi hissettiriyor. Özellikle psikolog karakteri üzerinden insanların ruh hâllerini, travmalarını ve davranışlarını yorumlaması romana ayrı bir derinlik katmış. O sadece bir karakter değil, aynı zamanda okurun diğer karakterleri anlamasına yardım eden biri. Kitabın sonunda cevabını bulamadığım tek şey ise A. İ nin açılımı (ben mi kaçırdım acaba?). Ya da yazar bunu bilinçli açık bırakmış. “Kendimizi biricik sandığımız şu hayatta eninde sonunda birbirimize, bilhassa benzemekten en çok çekindiklerimize benzeyeceğimizi bilmek ne acı.” insanın kaçmaya çalıştığı yönlerinin bile zamanla ona dönebileceğini düşündürdü. “Başka bir yerde, başka koşullarda, kimseye bağımlı, kimseden sorumlu olmadan yeniden var olmak isteyebilir insan.” Bu da güçlü cümlelerden biri bana göre. Ve “Herkes aynı çocuk, aynı yetişkindi hayatta. Acı aynıydı, sevinç aynıydı. Yaralar bile aynı kanardı.” Roman boyunca tekrar edilen ortak insanlık fikrini çok güzel özetliyor.
Sonu böyle bitmemeliydi dediğim kitabın her sayfasını okurken çok keyif aldım. Bu kitap ile yazarla tanıştım ve okuma listeme bir kaç kitabını daha ekledim. Kurgu hiç tahmin edemeyeceğim halde devam etmesi beni mutlu etti.