Jump to ratings and reviews
Rate this book

Wisteria #4

Diyarların Yazarı

Rate this book
Adım Lin.

Bir şehir efsanesi ya da korkularınızı rahatlatacak bir mucize değilim. Sizin diyarınız için savaşmayı seçtim. Beni kanıt diye istiyorsanız buyurun, karşınızdayım. Güçlüyüm ve buradayım.

Bana güvenmek zorunda değilsiniz ama gerçeği inkâr edemezsiniz. Birlikte olmazsanız tek tek düşersiniz.

Benim işim kaderi yazmak, sizin işiniz o yazıyı gerçekleştirmeye hazır olmak.

Ben Diyarların Yazarı’yım.

Lin, gözlerini kanla lekelenmiş bir ormanda açar. Kim olduğunu hatırlamaz. Geçmişine dair en ufak bir iz bile kalmamıştır.

Adı, anıları, ardında bıraktıkları… Hepsi silinmiştir.

O sırada Acıların Hükümdarı Euria Vaseva, karanlığını tüm diyara yaymak için ordularını harekete geçirmiştir. Savaş kapıdadır.

Lin, kendini bu kader anının tam ortasında bulur.

Çünkü ona artık ismiyle değil, bir unvanla seslenilmektedir:

Diyarların Yazarı.

Geçmişi bir sis perdesinin ardına gizlenmiş, gücünün sınırlarını kendisi bile anlamayan Lin, omuzlarına yüklenen kaderin altından kalkmak zorundadır. Çünkü yaklaşan savaş yalnızca toprakları değil, diyarın kaderini de değiştirecektir.

İmparatorluk mu ayakta kalacaktır, yoksa Acıların Hükümdarı Euria Vaseva tüm diyarı mı fethedecektir?

Bu savaşta mesele sadece kimin hayatta kalacağı değil.

Mesele, hikâyenin sonunu kimin yazacağıdır.

536 pages, Paperback

Published May 1, 2026

Loading...
Loading...

About the author

Adora Yağmur

9 books159 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
23 (47%)
4 stars
12 (25%)
3 stars
7 (14%)
2 stars
3 (6%)
1 star
3 (6%)
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
Profile Image for Zeynep.
100 reviews3 followers
July 25, 2026
Öncelikle serinin ve kitabın severlerini bu yorumdan uzak durmaları için uyarmak istiyorum. Boşverin 1 yıldızlık yorumu okumayın. Düşüncelerimin arkasındayım bu arada yanlış anlaşılmasın.

İncelemeye kitabın kısa bir değerlendirmesini madde madde yaparak başlamak istiyorum. Ardından da kitabı okurken yazdığım kısımları göreceksiniz. En sonda da biraz spoilerlı yerleri. Kısaca okuyup geçmek istiyorsanız başında “+” olan maddeleri okuyup geçebilirsiniz.

+Kitabın kurgusu gerçekten iyi değildi. Bir şeyler yapılmaya çalışılmış ama asla olmamıştı. Ne anlatım ne betimlemeler ne karakterler ne sahneler... beğendiğim hiçbir şey olmadı desem yeridir kitapta. Kurgu her anlamda çok zayıf.

+Ve bir savaş, mücadele kitabı beklerken gevşek gevşek espriler, canım arkadaşımlar, aşkımlar cicimler kitabı olmuştu. Hayır romantizm severim ama kurguya yedirildiğinde. Kitap kendini ciddiye almazken siz kitabı nasıl ciddiye alabilirsiniz ki?

+Kitabın yazım dilini hiç beğenmedim. Ne replikler doğal hissettiriyor ne anlatım akıyor. Nasıl tanımlamalıyım emin olamıyorum ama sahneleri bize o kadar fazla betimliyor, anlatmaya o kadar çabalıyor ki özünde hiçbir şey anlatamıyor. İnanın sade bir dil ve daha net bir anlatımla kitap en azından 400 sayfaya düşerdi. Gereksiz yere uzamış bir kitaptı laf salatalarıyla. Ki buna rağmen kitabın bize anlatmadığı, anlatamadığı çok fazla şey var. Ama her türlü gereksiz uzun bir kitaptı.

+Ayrıca anlatıcı seçimi de kesinlikle yanlıştı. İlahi bakış açısı istiyordu kitap çünkü. Çok fazla anlatıcı var, üslupları arasında bariz farklar yok ve anlatıcı değiştikçe kopuşlar yaşanıyor. Ya sadece Lin ve Eira seçilmeliydi ya da ilahi olmalıydı bence.

+Karakterlerin motivasyonları yer yer anlamsızdı. Gerçek manada kitabı bitirdiğim halde şimdi bu niye böyle yaptı dediğim çok fazla seçim, çok fazla davranış var.

+Kitapta oldukça fazla karakter var ve bu karakterler ara ara yok oluyorlar. Yani bir anda onların kısmı bitiyor ve köşede karanlıkta bekliyorlar. Sonra aniden birkaç adım ilerlemiş şekilde tekrar ortaya çıkıyorlar. Ama o ara tamamen boşluk. Kitap bu kadar çok karakteri yönetememiş kesinlikle. Bu arada gerçekten yok olan karakterler var. Sadece 3 4 sahnede geçen ama çok önemli olacakmış hissi veren.

+Nerede görmüştüm, kim söylemişti hiç hatırlamıyorum ancak internette birisi “Wattpad yazarları kitapları ilerledikçe daha fazla küfür kullanıp daha sansürsüzleşiyor.” demişti. Bu kitapta da bunu görüyoruz. Serinin ilk kitabına oranla aralara yerleştirilmeye çalışılmış “küfür”ler var. Yani tam küfür der miyiz emin de olamıyorum ama yerleştirilmeye çalışılmış deme sebebim inanılmaz eğreti durması. Ne ortama ne karakterlere uyuyor. Olmasa inanın kitap daha doğal dururdu.

+Tahmin edersiniz ki kitapta büyük bir savaş oluyor. Bunun öncesinde talimler yapılıyor. Siyahi dengeler kuruluyor. Ama bu sahnelerin hepsi o kadar kötü ve alt yapısız yazılmıştı ki… Mesela büyük siyasi bir olay yaşanıyor. Ama biz bunu ne gerçekçi bir sahne olarak okuyoruz ne de kurguda işimize yarıyor. Talim sahneleri okuyoruz ama çoğu zaman çiğ sahneler oluyor. Ve o savaş sahnesi… Allah’ım. O kadar anlatılamamıştı ki savaş. Yok bir anda şu kadar kişi öldü yok iki kişi kafes dövüşünde yok sağda solda sürekli haberciler koşup komutanlara haber yetiştiriyor. Çok fazla yorum yapmak bile istemiyorum.

+Kitap beni hiçbir yerde şaşırtmadı (bu sahne nasıl bu kadar kötü yazıldı tarzındaki şokları saymazsak) ters köşe diyebileceğimiz çoğu şeyi önden tahmin ettim. Bu yüzden benim için heyecan verici hiçbir anı olmayan bir okumaydı.

+Sonrasında fantatik kitaplardaki “din” sorununa gelelim. Ben gerçekten bu konunun sürekli inanmadığım tanrılar, kimseye inanmazdım, orada biri varsa beni duysun ama bence yok olarak geçiştirilmesinden BIKTIM. Böyle yapacağınıza hiç girmeyin din, tanrı işine. Girecekseniz de düzgün işleyin. Mantığı olsun.

+Umarım unuttuğum bir şey yoktur genel değerlendirme için ama aşağıda ZATEN yazdığım daha bir sürü şey var :)

>>Kitap çok uzun olduğu için sayfa 205’e gelmişken bir ara değerlendirme yazıp kenara koymak istedim. Eğer ilerleyen sayfalarda buradaki düşüncelerimde değişim olursa inceleme yazımın ilerleyen kısımlarında muhakkak belirtirim.
Öncelikle zaten serinin temelini pek beğenmediğimi belirtmeliyim. Varislerin Oyunu kitabının hikayesi hiç mantıklı değildi bana göre ama evreni öyle ya da böyle başlattı. Bir şekilde de ilerledi. Ama bu kitapta sürekli zaten yaşanan şeylerin açıklanma çabası beni bitirdi. Ama bu biraz kişisel de olabilir.

Bir diğer beni delirten şey de anlatıcı seçimi. Ben çoklu POV kitaplarda normalde severim. Ancak birinci tekildense en fazla iki kişiyle ya da herkesin anlatımı bariz farklı iken veyahut ilahi bakış açısı ile. Daha doğrusu tam ilahi de olmayan şu hani bir karakteri merkeze alan üçüncü kişili anlatım. Yani birinci kişili anlatımdan bu kadar çok kişili anlatım benim zaten sevmediğim bir şeyken burada da pek iyi kullanılamadığını düşünüyorum.

Kitap yer yer çok ciddi olmaya çalışırken bir anda araya giren, komik olsun diye yazılmış absürt sahneler kitabın ciddi olma çabasını çok fena baltalıyordu. Ayrıca araya giren aşk ve arkadaşlık sahnelerinin duyguları da iyi yansıtılamıyor.
Sahne sahne beni rahatsız eden aslında o kadar fazla detay oldu ki sadece 200 sayfada bile… gerçekten bu konuda ne düşünmeliyim bilemiyorum. Spoiler içermeyen bir yazı yazmayı hedeflediğim için ve biraz da üşendiğim için çok da bi örnek toplamadım ama paragrafta anlamın akışını bozan cümle gibi hissettiren birden fazla sahne vardı kitapta.

Paragrafta anlam akışını bozan demişken de tam olarak bunu yapan cümlelere de sahip maalesef ki kitap. Okuyorsunuz okuyorsunuz sonra bir anda bir cümle geliyor ve bum. Ayrıca bu olay maalesef nadir de değil. Kitabın çok daha iyi bir editöryal sürece ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Tamamen anlamlandıramadığım 3 satırlık bir paragrafı buraya örnek bırakmak istiyorum:
“Irithel bu atışmayı dinlerken hafifçe gülümsedi. Üçü omuz omuza savaşa girseler, kan dökmeden önce mutlaka oturup birlikte yemek yerlerdi.” Syf 98

Yani sorun bende mi? Çünkü burada bir şeylerin yanlış olduğuna eminim. Bir başka örnek de bir replikten:
“Sen ne karar verirsen ver, yanındayım Irithel. Yalnız yürüsen de yanındayım, bin kişiye karşı tek başına dursan da.”

Burada ikinci cümlede kullandığı kalıpta bir karşıtlık lazım. Örneğin çarşıya gitsen de seninle takılacağım evde kalsan da. Ama Drystan yaklaşık olarak aynı şeyden bahsediyor ve bu yüzden cümle eğreti duruyor.

Yanlış ek kullanımı olduğunu düşündüğüm yerler olduğunu da not düşeyim buraya. Hatta bir adet örnek de çekmişim:
“Bu el bir hükümdarı diz çöktürebilir.” Syf 108

Sizce de hükümdara olması gerekmiyor mu??

Ayrıca karakterlerin bize sürekli bir şeyler anlatarak bizi yönlendirmeye çalışmasından da bıktım. Anlatıcı karakter bir cümle kuruyor veya bir hareket yapıyor, sonra da “bunu şu yüzden söyledim karşımdaki benim şöyle şöyle yaptığımı anlayacak ve ona böyle davranmış olacaktım” şeklinde açıklamalarda bulunuyor. Veya anlatıcının karşısındaki karakter bir şey yapınca anlatıcı “şöyle zeki ve sakin olduğu için bunu böyle yapmıştı, amacı da şu ile buydu” gibi. Yani okuyucu salak değil. Eğer sahne gerçekten iyi yazıldıysa biz zaten karakterlerin niyetlerini, amaçlarını, hedeflerini ANLARIZ. Lütfen açıklama yapmak yerine sahneleri yazmaya odaklanın.

Kitap şu an için hiç akmıyor. Yalan yok, seriyi bu kadar okuduğum için sonunda ne oluyor merak ediyorum ama SADECE sonu merak ediyorum. Bir sayfa veya bir bölüm sonra ne olacak asla merak etmiyorum. Birisi gelip finalde şu şu oluyor dese bile yeter şu seviye bana. Aradaki hiçbir şeyi merak etmiyorum. Karakter kartından tanışmadığımız tanıyamadığımız karakterler var mesela? Ama asla merak etmiyorum. Dilini de beğenmediğim, karakterleri de sevmediğim eklenine kitap benim için hiç de iyi gitmiyor :(
Oysa çok güveniyordum. Serinin en iyi kitabı olur önceki kitapların üzerine çıkar sanıyordum. Önceki kitapları da beğenmemiştim ama merak unsuru ve görece akıcı yazımı ile okuması daha kolaydı onları.

Mini güncelleme notu: Sayfa 240 ve sonrası nihayet biraz aksiyon ve merak unsuru kattı. Veee sayfa 300 civarı tekrardan kaybetti.

Takıldığım cümleler kısmını okudukça ekleyerek biraz daha örneklendirmek istiyorum:

“Dane bir sandalyeyi tekmeyle çekip Rakan’a uzattı.” Syf274

Tekmeyle sandalye çekmek??


“Valro’nun üzerinde aceleyle seçilmiş ama pahası belli olan bir kıyafet vardı. Kumaşı pahalı, dikişi kaliteli, düğmeleri sağlamdı.” Syf 283

Aceleyle seçilmiş ama pahası belli olan kıyafet ne demek ben bilmiyorum mesela. Ama bunu geçelim, Irithel nereden biliyor kıyafetin aceleyle seçildiğini?? İlahi bakış açısında değiliz. Kahraman bakış açısı ve bunu bilemez. Kıyafet yamuk dursa ne bileyim uyumsuz olsa aceleyle seçmiş olabilir dersin belki ama durduk yere o kadar mantıksız duruyor ki.
Ayrıca kumaşın pahalı olduğunu ne biliyorsun? Elbiseyi incelemeden dikişin kaliteli olduğunu ne biliyorsun? Adam dibine girmedi düğmeleri nerede gördün? Hepsini geçtim metinde bu bize HİÇBİR ŞEY katmıyor ki.


“Sıradan bir kılıçtı seçtiği, hiç sıradan olmayan bir kadının ellerinde. Şarkılar yazılacak bir andı.” Syf 322

Ya altı üstü kılıçla talim yapacaklar. Bunun nesi şarkılar yazılacak bir an olabilir Allah aşkına? Bölümün bu sahneden sonrası da zaten sıkıntı. Kılıçla talim yapıyorlar ama biz şöyle ihtişamlı savurdu kılıcı böyle harika görünüyor geçmişte böyle harika şeyler yaptı tarzında sahneyi değil dizilen övgüleri okuyoruz. O kadar sıkıcı ve olmamıştı ki. Of kere of yani.


“Yeleleri ise düzenli tarandığını belli edercesine yumuşacıktı.” Syf 338

Sizce burada kaç attan bahsediyoruz? Ben söyleyeyim: BİR. Ve olması gereken “yelesi” bir atın yelesi olur çünkü yeleleri değil. Yeleler denince birden fazla at geliyor aklıma. Ayrıca bu cümle tek yeleler kullanımı da değil. Daha bir sonraki cümle şöyle: “Tıpkı benim gibi simsiyah ve uzun yeleleri olması hoşuma gidiyordu.”


“Saige’in elbisesinin kırmızısı hareket ettikçe daha koyulaşıyor, içindeki fildişi etek her adımda parlayıp kayboluyordu. Zaiden’ın siyah ceketi kalkıp iniyor, gülümsemesini ortaya çıkarıyordu.” Syf 387

Ceket nasıl gülümsemeyi ortaya çıkarır?? Ayrıca bu “süslü” cümleler kitabı asla edebi göstermiyor ya sadece boğucu yapıyor. Betimleme yerinde kullanıldığında harika bir şeydir ama bu tarz kullanıldığında sadece göz devirme sebebi oluyor.


“Saige hiç boş yer kalmamış bir tabak tutuyor, eliyle tuttuğu bir biftek parçasını dişleriyle parçalamaya çalışıyordu.” Syf 388

Ben bu sefer hiçbir şey demeyeceğim. Siz okuyup karar verin.

Umarım şu ana kadar spoilersız yazabileceğim hiçbir şeyi unutmamışımdır. Artık spoilerlı kısım vakti.


Daha çok şey vardır ama günlerdir zaten bu kitap ile uğraşıyorum. İntörn doktorum şu an dahileyede hayatım zaten yeterince zordu bir de iyice zorlaştıran bir kitap okumuş oldum. Ama nihayet bitti…
Şimdi de biraz diğer yorumlara bakacağım. Arada aklıma unuttuğum bir şeyler gelirce incelemeyi güncellerim.
Profile Image for Rümeysa.
199 reviews16 followers
Read
July 6, 2026
kaderimizde beta okur olmak da varmış şükürler olsun
Profile Image for Melisa R. D..
104 reviews21 followers
May 23, 2026
2.5/5
Beklentimi karşılamadı ama kötü bir kitap da değildi.
Seri için genel olarak konuşmam gerekirse seriyi sevmedim, bana hiçbir şey hissettirmedi. Nötr kaldığım bir seri oldu. Karakterlerin hiçbirine karşı olumlu ya da olumsuz pek bir şey hissetmedim. Bu yüzden yaşanan olaylar da beni pek etkilemedi.
Okuma alışkanlığı kazanmaya çalışan/kitap okumaya yeni başlayan 16-20 yaş arası için uygun bir seri olabilir belki. Ama bana herhangi bir şey hissettiren bir seri olmadı.
Profile Image for Gökyüzünün Çilleri. .
55 reviews
May 20, 2026
Çok güzeldi,sardı ama tüm kitap boyunca sadece hazırlandılar savaşa.Savaş sadece 50 sayfa falan sürdü.Ve karakterlerin ölümü bana pek geçmedi,hissedemedim o duyguyu.Ölen karakterlerin ne bir yas sürecini gördük ne de bir cenazelerini.Bazılarının ölüm sahnesini bile görmedik.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Nisa.
6 reviews
May 26, 2026
Aslında güzel bir kitap fakat bence bazı eksiklikleri var. İlki savaş bölümünün gelmesi için kitabın yarısından fazlasını okumamız gerekiyor ve sonu bence havada kalmıştı. Spoiler vermemek için nasıl bir havada kalmıştı söyleyemeyeceğim. Ayrıca ben bazı karakterleri sevmediğim için (Tamamen bende sıkıntı olduğu için, kitabı okuyan çoğu kişi seviyor aslında) çok zevk alamadım.
3 reviews
June 10, 2026
özellikle yazarın “içime sinen son” dediği videoyu gördüğümden kaynaklı finalden beklentim çok yüksekti. evrende ve kurguda bu beklentiyi karşılayabilecek potansiyel sonları da hayal edebilmiştim ama bu final benim için hiç tatmin edici değildi. sonu biraz değil tamamen havada kalmış bence. genel okuma sürecinde keyif aldığım için 3/5
Profile Image for Elif.
14 reviews
May 23, 2026
Kitap güzeldi aslında 4 puan verebilirim çünkü savaş sahnesine gelene kadar çok uzadı gibi hisssettirdi gerçekten.Savaş sahnesi bana fazla geçemedi ve sonu biraz acele oldu gibi.Onun dışında bazı karakterlerin yarım kaldığınıda düşünüyorum.Hala serinin en güzel kitabı 3 sanırım.
3 reviews
July 10, 2026
Kitap gerçekten çok güzeldi ama savaş sahnesi gerçekten çok yetersizdi üç kitaptır bu savaş için hazırlanıyordu ama sadece savaş 50 sayfa sürdü olaylar aşırı güzel şekilde anlatılabilirdi ama sanki herkes şey oldu bittiye getirilmişti kitap kursağımda kaldı biraz
18 reviews
August 2, 2026
Adora'nın açık ara en sıkıcı ve en kötü kitabıydı. Büyük heyecanlarla başladım, serinin son kitabı sonuçta ama yok karakterler 100 sayfadır savaşa girelim şu bu girecekseniz girin artık maalesef 0 puan olsa 0 puan vereceğim 100. sayfada bıraktım devam etmeyi de düşünmüyorum
Profile Image for kupakralicesi57.
52 reviews
May 26, 2026
savaş başlayana kadar baya uzamış mlsf,,4 karakterin de bakış açısından olması hoştu ama sadece diyarların yazarını okumayı daha çok isterdim
1 review
May 28, 2026
Sonu çok açık bitti. Lin için karakter gelişmesi olmadı bile
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Tuana.
2 reviews
July 8, 2026
KELİMENİN TAM ANLAMIYLA HARİKAYDI. MÜKEMMELDİ.
1 review
August 1, 2026
Bir yerden sonra ilerleyemedim ama yeniden bir şans vermeyi düşünüyorum
Displaying 1 - 14 of 14 reviews