Le Nord del Cervino, delle Grandes Jorasses e dell'Eiger, tetre e smisurate, sono gli obiettivi chiave su cui si concentra l'alpinismo degli anni trenta. L'idea degli "ultimi tre problemi" nasce tra gli arrampicatori bavaresi della Scuola di Monaco e nella cerchia dei colleghi austriaci che, dalla metà degli anni venti, sperimentano la nuova scala delle difficoltà in sei gradi sulle pareti del Kaisergebirge, del Karwendel e delle Dolomiti. In questo clima di strenua competizione si fa le ossa la giovane guida Heckmair. Traversando le Alpi in bicicletta, insegue da un anno all'altro l'obiettivo delle Jorasses. Quando sfuma, si getta sulla Nord dell'Eiger e, nel 1938, dopo anni di assedio costati la vita a ben nove alpinisti, riesce infine a "risolvere il problema".
Alplerin Son Üç Problemi'nin ana konusunu 1937'de gerçekleştirilen Eiger Kuzey Yüzü tırmanışı oluşturuyor.
Kitap boyunca çelik gibi sinirlere sahip dağcıların sonu trajik şekilde biten denemelerine ve başarılarına tanık olunuyor. Önemli bir nokta da dağcılar arasında ulus, ırk demeden oluşan dayanışma ve dostluk, insanlığa ders niteliğinde.
1930'ların şartlarındaki yetersiz ekipman teknolojisiyle böyle zorlu tırmanışları başarıyla tamamlamak gerçekten insanüstü ve takdir edilesi bir durum.
1937 Eiger Kuzey Yüzü tırmanışını yapan ekipten; Ludwig 'Wiggerl' Vörg II. Dünya Savaşı'nda Sovyet cephesinde, Fritz Kasparek Peru'daki Vilcabamba tırmanışı sırasında hayatını kaybediyor. Heinrich Harrer, Dalai-Lama'nın dostu ve danışmanı oluyor ve başrolünde Brad Pitt'in oynadığı Tibet'te Yedi Yıl filmine konu olan aynı adlı kitabını yazıyor. 1906 doğumlu Andreas 'Anderl' Heckmair ise 2002'de yapılan bu Türkçe baskıya önsöz yazacak kadar uzun bir hayat yaşıyor. Farklı hayat çizgileri, farklı sonlar...
Efsanevi Münih Ekolü'nün alpinizmi kasıp kavurduğu yıllardan kesit alan kitap Alpler'de son tırmanılan 3 büyük duvarın birer rekabet arenasına dönüşümünü aktarıyor. Nazizmin yükselişe geçtiği yıllarda Alman dağcılığı, hem nasyonal sosyalist ideoloji için kullanışlı bir araç olurken hem de iki dünya savaşı arasında işsizlik ve ekonomik krizden bunalan Alman gençlerinin kendini ifade aracı halini alıyor. "Ari ırkın kahraman dağcıları" kavramını pompalayan Nazi iktidarı gençleri "yap ya da öl"e varan bir rekabet içine de çekiyor. Dönemde ilk çıkışlar için görülen rekabet sadece Almanlar arasında değil diğer ulusları da kapsayan (İtalyan,Fransız) ölümcül bir yarışmaya evriliyor. Yazar Anderl Heckmair kitabın sonraki basımlarındaki ön sözlerinde hiç bir zaman Nazi iktidarı ile ilişkisi olmadığını iddia etse de dönemin konjonktürü içinde yolların kesişmediğini söylemek güç. Kaldı ki Heinrich Harrer gibi bir nasyonal sosyalisti duvar üzerinde ip bir birliği yapacak kadar tanıyor olması da bu iddiayı kuvvetlendiren bir unsur.
Efsanevi Eiger Kuzey yüzünde Toni Kurz, Andreas Hinterstoisser, Max Sedlmeyer, Karl Mehringer, gibi güçlü dağcıların ölümleriyle sonuçlanan denemelerin hikayesiyle başlayan kitap, Heckmair' in dağ rehberliği ile geçindiği dönemde gönlünde yatan aslanın Eiger Kuzey Yüzü ilk çıkışı olduğunun itirafıyla devam ediyor. Bu tırmanışta buz ve kaya etaplarında çağ atlatacak bir ekipmanın ortaya çıkışına da tanık oluyoruz: 12 dişli krampon. Benzer şekilde Alman ordusunda yoğun bir şekilde kullanılan "Pervitin" (askerler arasıdaki ismi: Panzerscholade) isimli uyarı ilacın da duvardaki tırmanıcılar arasında "şöyle bir" göründüğünü de eklemek gerekir.
Ekip üyelerinden birinin (Ludvig Vörg) 2. Dünya savaşında doğu cephesinde ölmesi, Heckmair'in savaşta bir askerken cepheden izinli olarak eve geldiğinde tırmanışa gitmesi dönemin karamsar ruhunu yansıtırken, bu karanlık dönemde bazı insanların tırmanış ile kendilerine nefes alacak alan yarattıklarını görüyoruz.
Heckmair'i epik Eiger Kuzey yüzü tırmanışından sonra en az onun kadar güçlü İtalyan dağcı Ricardo Cassin'in ilk çıkışını yaptığı Walker Spur' un dramatik koşullarda tekrarını yaparken de görüyoruz.
Tüm bu yüzlerden daha önce Toni ve Franz Schmid kardeşler tarafından tırmanılan Matterhorn Kuzey Yüzü'nün hikayesi de yine Heckmair'in mütevazı kaleminden anlatılıyor.
1930'ların sert teknik alpin denemelerine ilgisi olan okuyucuyu cezbeden kitabın dili de teknik detaylara boğulmamış, oldukça akıcı. Heckmair Alman yazarlarda pek görülmeyen bir içtenlikle Alplerdeki maceralarını bu kitapla tarihe not düşüyor.