Abidin Dino, Güzin Dino’ya yazdığı bir mektupta, “Can, sensiz her şey renksiz,” diyordu. Abidin’in bu aşk seslenişi, bu kitaba adını verdi. Sensiz Her Şey Renksiz, birbirini seven, birbirine âşık iki insanın, Abidin Dino ile Güzin Dino’nun 1952-1973 arasındaki mektuplarından oluşuyor. Her satırı aşkla yazılmış mektuplar. Ama bu mektuplarda Aragon ve Elsa Triolet’den Nâzım Hikmet ve Mehmet Ali Aybar’a, Sabahattin Eyuboğlu ve Azra Erhat’tan Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’a, Pertev Naili Boratav’dan İlhan Selçuk’a pek çok aydın ve yazar da anılıyor.
“Güzin ve Abidin, bir aydın sorumluluğuyla, hem ülkenin dertleriyle, sorunlarıyla ilgilenmiş, hem gittikleri yere o sorunları da birlikte götürmüş, düşünmüş, ellerinden geldiğince çalışmış, üretmiş, yaratmış iki insan. Günümüz gençlerinin bu küçük kitapçıkta bir araya gelen bu özel mektuplardan alacakları önemlice iki ders olduğuna inanıyorum. Birincisi, doğru ve dürüst yaşamak. İkincisi de, aşk dersi. Sait Faik o ünlü sözünü (“Bir insanı sevmekle başlar her şey”), bu tür insanlardan esinlenerek söylemiş olmalı.”
(1910-2013) Turkish literary scholar, linguist, translator and writer. She is known for writing from a Marxist perspective. She was married with the painter Abidin Dino (1913–1993).
O kadar güzel bir sevgi ki imrenmemek elde değil. Daha önceleri Sartre ile Simone de Beauvoir'ın ilişkisi ne olan hayranlığım Dino İle Güzin den sonra değişti. Böyle bir şey olamaz dedirten cinsinden bir beraberlik .Yapmacılıktan uzak sade dürüst anlamlı bir ilişki az bulunur kesinlikle ama örnek alınmalı bence. O sıcaklık şefkat paylaşma saygı yalınlık saydamlık yani daha binlercesini sayabilirim bambaşka bir beraberlik. Büyük bir beğeniyle okudum.tavsiye ederim kesinlikle.
Alıntı;Kitabın arkasından
Abidin, büyük dostu Nâzım gibi “çok kadınlı" aşkların adamı değildi. Nâzım, belki de, kimi “âşıklar” gibi, aşka âşıktı. Abidin için ise, aşk Güzin demekti. Okuyacağınız mektuplar bunun kanıtı... Güzin ve Abidin bir aydın sorumluluğuyla, hem ülkenin dertleriyle, sorunlarıyla ilgilenmiş, hem gittikleri yere o sorunları da birlikte götürmüş, düşünmüş, ellerinden geldiğince çalışmış, üretmiş, yaratmış iki insan. Günümüz gençlerinin bu küçük kitapçıkta bir araya gelen bu özel mektuplardan alacakları önemlice iki ders olduğuna inanıyorum. Birincisi doğru dürüst yaşamak dersi. İkincisi de aşk dersi... - Ferit Edgü
bu yıl tema olarak mektupları seçtiğimden epeyce mektuplaşma okudum tad almadığım tek kitap bu oldu. Mektuplar niye basılmış okura kattığı tek bir şey yok bence.
Güzin ve Abidin şu dünyada birbirini bulmuş iki nadide ruh. Güzin Dino’nun ‘merak etme et yiyorum, dostlar bana iyi bakıyorlar’ dediği günlük hayat notlarından takip ettiği sanatsal herşeye dair mektuplarının hepsi de Abidin’e karşı sevgi ve hayranlığını taşıyor. Abidin ise haşarı bir çocuk gibi aşkını özlemini haykırıyor, özellikle hastalığı dolayısıyla kaldığı hastaneden yazdığı mektuplarda. Cannes’da yayınlamadığına üzüldüğü Gol filmini de merak ettiriyor, bunca zaman sonra bundan haberdar olan okura. Sonrasında Abidin Dino’nun İstanbul’u sakin ama dolu dolu yaşadığı mektuplara geçiyor ve kıskanıyoruz onu. Yaşar kemal’in rehberliğinde gezdikleri yerleri, bonkör boğazın sunduğu balıkları ve sevgi hayranlık samimiyet dolu dostların sohbetlerini ancak hayal edebiliyoruz. Ne güzel 2 aşıkmışlar, hayatlarını zorlaştıran türkiye iktidarlarına rağmen ne de güzel şeyler yapmışlar..
Anı kitabı okumayı, mektup okumayı o kadar çok seviyorum ki.Okurken bir sürü şey öğrendiğim, ülkemden ne kadar güzel insanlar çıktığına şahit olduğum bi kitap oldu, şiddetle tavsiye.