Bizans Döneminde başlanmış bu konu üzerinde düşünülmeye. Osmanlıda eni konu kurallar konulmuş, o zamanın koşullarında... Yasaklar , şunlar bunlar bir yana ; İstanbul 'a getirilen devşirmeler,önce İstanbullu Türk ailelerin yanında konuşmayı,oturup kalkmayı öğreniyorlar...
Bunu beceremeyenler için "bundan başka İstanbul yok" sözü benim çocukluğumda bile geçerliydi.Ben ilkokuldayken Denizli'den geldiğimde İstanbul 1.000.000 bile değildi. Şimdi yuvarlatıp 10.000.000 deyiveriyoruz.Düşünün İstanbullaşacaklar sınıfının büyüklüğünü...
Durum böyleyken tüm planlama çabalarında , sosyal planlamanın,izini bulabiliyor muyuz ?
Durum böyleyken tüm planlama çabalarında , sosyal planlamanın ,izini bulabiliyor muyuz ?
Kent ,insanın öteki insanlarla sürtüşe sürtüşe insan olmayı öğrendiği yer değil mi ?
Cengiz Bektaş 26 Kasım 1934’te Denizli’de doğdu. Kendisi, yüksek mimar, mühendis, ozan ve yazar. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimarlık, Mimarlık bölümlerinde okudu, 1959’da Münih (Almanya) Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünü bitirdi. 1960 Alman Şehircilik Akademisi kurslarını izledi. 1959-62 yılları arasında Münih’te Prof.Dr. Fred Angerer ve Alexander Baron von Branca’nın ortak oluşturdukları bir büroyu yönetti. Serbest Mimar olarak çalıştı. 1962 de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olarak çağrıldı. Orada inşaat İşleri Mimarlık Bürosunu yönetti. Üniversiteden isteğiyle ayrıldı.
1963’den beri özel işliğinde çalışıyor. 1966-69 arasında Zafer Mühendislik Mimarlık Yüksek Okulunda öğretim görevliliğini yürüttü. Trakya Üniversitesi’nde iki yıl “Halk Yapı Sanatı” dersi verdi. 1999 güzünden beri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehircilik Bölümü lisansüstü öğrencilerine “Kültürün Planlamaya Etkisi” konusunda, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde de “Estetik” konusunda ders veriyor. Çağrılı olarak gittiği Makedonya, Amerika, Almanya’da kısa süreli konuk hocalık yaptı, konferanslar verdi. Uluslararası ve ulusal Mimarlık yarışmalarında 25’in üzerinde ödül aldı. Cumhuriyet Dönemi örnekleri arasında sayılan yapılar gerçekleştirdi.
Kitabın içinde Bektaş’ın 90’lı yılların başında yayınlanmış yazılarından birisinden notlar: ‘kent insanın öteli insanlarla sürtüşe sürtüşe insan olmayı öğrendiği yer değil mi? Öyleyse elbette kentleşme önlenmemeli. İstanbul’da oturanlar istanbullulaştırılmadan İstanbul imar edilemez. Kararlara katılma bilincine ulaşma sorumluluğunu duymadan, istanbul’un yönetimi, şusu busu bir kişinin iki dudağı arasından çıkacaklara bırakılarak bu iş başarılamaz. Bunun için kimi önerilerim var. İlkokullar birer kültür özeğine dönüştürülsün. Akşamları, dinlence günlerinde de konuşmalarla, kitaplıklarla, tyatro işlikleriyle, müze çekirdekleri oluşturularak dönüştürülsün, akşamları halk okulları olarak kullanılsın.’