1907 yılında Galata Kulesi'nin eteklerinde inşa edilmiş, art nouveau tarzıyla göze çarpan, yüzyılı aşkın bir süredir tarihe tanık olmuş ve zamanın tüm acımasızlığına inat ayakta durmayı başaran Papadopulos Apartmanı...
Fotoğrafları ve enstelasyonlarıyla tanıdığımız M. Altar Kaplan, bu defa anlatıcı kimliğini ortaya koyarak bizleri Galata'da, farklı olduğu kadar da tanıdık bir dünyaya davet ediyor. Papadopulos Apartmanı'nda, renkli kişilikleri ve göndermeleriyle günümüz insanını, yaşadıklarını, özellikle de toplumun bireyler üzerindeki yansımalarını biraz alaycı, ama bir o kadar gerçekçi şekilde dile getiriyor. Bu kendine özgü binanın tarihiyle Cumhuriyet tarihine paralel bir patika açan Kaplan'dan keyifli bir okuma... (Tanıtım Bülteninden)
Artık biliyorsunuz apartman hikayelerine ayrı bir düşkünlüğüm var:) Papadopulos Apartmanı dördüncü baskısını yaptı, ilk baskıyı beğenmiştim, yeni baskısını da okudum, bu sefer daha çok sevdim…
Roman 1900'lerin başında Galata'da inşa edilen PA'nın ve sakinlerinin hikayesini anlatıyor. Bugünle geçmiş arasında gidip gelerek, sanatın çeşitli dallarına dokunarak, arka planda ise çok dikkate değer bir insan ve toplum tablosu çizerek kurgulanmış. Hem roman hem öykü tadı alarak okudum. Bunun ötesinde satırlar arasında serpiştirilen bilgilerle sanata, düşünceye dair yeni şeyler öğrendim, bildiklerime başka bir gözle yeniden bakma imkanı buldum…
Altar Kaplan genel akıntıya kapılmadan, popülerlik kaygısı taşımadan yazıyor, eserlerinde sanatın pek çok dalını birbirleriyle konuşturuyor, bu sayede okura yeni bir ufuk sunuyor… Farklı bir kalem, öyle olduğu için de kıymetli…
Yazar belli ki çok bilgili, kurgu da iyi, hikayeler çok çeşitli. Ama hepsi biraraya gelince minik bir karmaşa olmuş. Sürekli bak şimdi durun size başka bir şey anlatacağım kıvamında bölümler beni kurgudan biraz uzaklaştırdı.
Keyifle başladığım bir kitaptı, ama "taraflı" bazı tarih hataları görünce dayanamadım. Bir örnek 4.baskinin 60. sayfasından. "(16 Mart 1923 tarihinde Mustafa Kemal'in Adana'da esnafa yaptığı konuşmada, "Memleket en sonunda yine gerçek sahiplerinin elinde karar kıldı. Ermeniler ve diğerlerinin burada hiçbir hakkı yoktur....") Üşenmedim Mustafa Kemal'in Adana konuşmalarının izini sürdüm. O tarihteki Adana gezisindeki konuşmaların hiç birinde böyle bir cümle yok, çok sonra 1931 tarihindeki bir Adana ziyaretinde Ermenilerden (Lazlar, Gürcüler, v.d. ile birlikte) bahsediliyor ama konu ile alakasız. Ben Mustafa Kemal konusunda fazla hassas olabilirim, sonuçta kurgu bir kitaptaki bir tarih hatası ama benim kitabı yarım bırakmama yol açtı.
Hem bir hikayeyi takip ediyorsunuz, hem de ufuk açıcı genel kültür bilgilerine erişiyorsunuz. Ben çok beğendim, tarih ve kurgu iç içe üstelik çok yalın ve naif bir dille. Fakat biraz da üzülmeye hazırlıklı olunması lazım.