Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 204 p. "Gazetecileri öldürmenin, gazetecileri öldürenleri yakalamaktan daha kolay oldugu bir ülkede, meshur bir gazetecinin ölümünü arastirmaya basliyor Komiser Tahsin. Peki gazeteci Atalay Demirsoy'u kim, neden öldürmüstü?" Alper Kaya, Komiser Tahsin serisini sürdürüyor; "Yüzüncü Haber"in gizemini çözmeye çagiriyor.
He was born in Ankara in 1990. Although he never lived there, he loved the city deeply. He graduated from Istanbul University’s Department of Radio, Television, and Cinema with a thesis on filmic time editing in animated cinema.
In 2010, he was honored with the “Sports Column of the Year Commendation Award” by the Turkish Journalists’ Association, becoming the youngest journalist ever to receive an award from the Association.
He has published fourteen novels—three of them for children—along with four research books on cinema and crime fiction, and has contributed to fourteen collective volumes. He created Turkey’s first AI-assisted comic book and its first music album. He is currently the editor-in-chief of SUÇÜSTÜ Magazine, which began publication in 2024, and writes for OT Magazine on the interdisciplinary culture of crime.
The author lives in Istanbul with his wife, fellow writer Gizem Şimşek Kaya, as well as their two turtles and six cats.
-
1990 yılında Ankara’da doğdu. Orada hiç yaşamadığı hâlde, Ankara’yı çok sevdi. İstanbul Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü’nü animasyon sinemasında filmsel zaman kurgusu üzerine yazdığı lisans teziyle başarıyla bitirdi.
2010 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden “Yılın Spor Köşe Yazısı Övgü Ödülü”ne layık görüldü. Böylece, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ödüle layık gördüğü en genç gazeteci oldu.
Üçü çocuklar için olmak üzere on dört romanı, sinema ve polisiye üzerine dört araştırma kitabı yayımlandı; on dört kolektif kitapta yer aldı. Türkiye’nin yapay zekâ destekli ilk çizgi romanına ve ilk müzik albümüne imza attı. Halen, 2024 yılında yayın hayatına başlayan SUÇÜSTÜ Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yapmakta ve OT Dergi'de disiplinlerarası suç kültürüne dair yazılar yazmaktadır.
Yazar, kendisi gibi yazar olan eşi Gizem Şimşek Kaya, iki kaplumbağaları ve altı kedileri ile birlikte İstanbul’da yaşamaktadır.
Türkiye'de gazeteciler ve gazetecilik üzerine yazılmış pek çok akademik çalışma mevcut. Pek çok gazetecinin de anılarını yazdığı kitaplar var. Ancak polisiye bir romanda Türkiye'nin yakın geçmişine bu kadar iyi değinilmesi ve gazetecilerin öldürülmesine dair böylesi bir kurgu yapılması güzel bir gelişme.
Komiser Tahsin serisinin ikinci kitabında Tahsin ve ekibini daha yakından tanıyıp karakterlerin derinliklerine inerken yeni bir cinayet davasının ipuçları arasında dolanıyorsunuz. Siyasete, gündeme, yakın tarihimize ilişkin anektotlara dalarak Komiser Tahsin ve ekibiyle beraber elimizde büyüteçlerle ilerlerken son yıllarda artan gazeteci cinayetlerine de yakından bakıyoruz. Akıcı, gitgide derinleşen karakterlerle başarılı bir olay örgüsü olan serinin ikinci kitabı sürükleyiciliğinin yanı sıra cinayete kurban gitmiş tüm gazetecilere de bir saygı duruşu niteliğinde...
Komiser Tahsin, Hale ve Necip... Öldürülmüş tüm gazeteciler, sonuca ulaşmasını beklediğimiz tüm suikastlar, cezasını çekmeyen bir sürü suçlu... Kitabı okurken, hikayenin ve karakterlerin kurgu olduğunu unutup, içimizi kalbimizi yaralamış tüm haksızlıkların karşılığını bulmasını umdum.
Oldukça akıcı, duru bir dille anlatılmış sürükleyici bir roman, düşündürücü ve kucaklayıcı bir tavırda. Polisiye sevenlerin kesinlikle seveceği, ancak okumayı hayata farklı açıdan bakmayı seven herkesin kitaplığında yer vermek isteyeceği bir kitap.
Film tadında bir kitap olmuş Yüzüncü Haber. Yazarın da sonlara doğru bu fikre kendini iyice kaptırmış olduğu anlaşılıyor. Bu aslında iyi bir şey ama sonlara doğru birkaç yerde film klişeleri görmeye başlıyoruz(bazıları filmlerde güzel dursa da kitaba uymuyorlar) ki bu biraz gözlerimizi devirmemize yol açıyor.
Yazar, Komiser Tahsin serisi hakkında her kitabın hem kendi içinde hem de seri olarak bütünlük göstermesine dikkat ettiğini söylüyor. Eğer benim gibi ilk kitap olan Kaçak'ı okumamış biriyseniz gerçekten de bunun yokluğunu çekmiyorsunuz anlama konusunda. Hatta ilginç şekilde önceki kitapları okumamanın getirdiği boşluklardan ziyade sonraki kitabı okumadan anlayamayacağınız noktalar mevcut Yüzüncü Haber'de. Sizi bir sonraki kitap olan Tanrı Misafiri'ni okumaya teşvik ediyor, ki okuyun. Ben de okuyayım hatta, okuyacağım da, umarım...
Kitabın genel olarak sürükleyici ve güzel olduğunu söyleyebilirim. Her ne kadar Komiser Tahsin'in yoluna taş koymaya çalışmayı bir hayat felsefesi haline getirmiş bir Müdür görmesek de(özellikle tefrika edilmiş maceraları okuyun)... Cümleyi bitiremedim, zaten nereye gidebilirdi ki? Sonuç olarak mesajım Müdür'ü sevmeyin, alışmayın bu haline eğer seride okuduğunuz ilk kitap bu ise.
sürükleyici bir kurgusu var. hikaye çoğunlukla "eylemler" üzerine kurulu. kalktı, seslendi, masaya bardağını koydu, gibi. film izler gibi okuyorsunuz bu yüzden okunması hızlı ve kolay. lakin karakterlerin iç dünyalarına, düşüncelerine, iç konuşmalarına vs. dair pek bir şey yok. hale'nin onca işinin arasında bi de tahsin'e çay-kahve yapması sinir bozucu. tahsin bir çayı da kendin koy diyesim geldi mi? geldi.