İktidarı ele geçirmek elde sadece birdir. Asıl önemlisi, arkadan gelmesi beklenen devrimlerdir. Kimler ayak sürüyecek ya da vazgeçecek, kimler birer Anka misali yükselmekte olan güneşe doğru uçmaya devam edecektir?
Devrimin yıkmaktan çok kurmak, bunun da bir kültür ve ahlak meselesi olduğu, sıra şan, şeref ve zenginliğin paylaşılmasına geldiğinde anlaşılacaktır.
Osman Balcıgil’in bu romanında, en çok Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adı geçiyor. Tam da hak ettiği gibi!
İstiklal Savaşı’nın en önemli isimlerinden Kâzım Karabekir Paşa’yla Gazi’nin yolları neden ayrıldı? Karabekir Paşa’ya ülkeyi neden ve nasıl dar etti? İsmet Paşa kendisine yöneltilen öfkeden nasıl korundu?
Gazi, zamana direnebilme kabiliyetine sahip Türkiye Cumhuriyeti’ni, paletinde bütün renkleri bulundurduğu ve hepsini titizlikle kullanabildiği için kurabildi.
Attıkları her adımı, roman boyunca heyecan içinde okuyacağınız Şevket Süreyya Aydemir’in önderliğindeki Kadro Hareketi, Gazi’nin paletine koyduğu renklerden biridir. Kadro dergisinin imtiyaz sahibi ve yazarı Yakup Kadri Karaosmanoğlu da ona keza. Kadrocular, ekonomide devletçilik tezini savunuyorlardı.
Kadrocuların en büyük düşmanı ve kapitalizmin bayraktarı Celal Bayar da Gazi’nin renklerindendi. Onun eliyle önce İş Bankası’nın başına sonra iktisat bakanlığına getirildi.
İki cambazın bir ipte oynamayacağı üç yıl içinde anlaşılacaktı!
Osman Balcıgil, Devrimciler ve Süs Bebekleri’nde, Gazi’nin genç Türkiye Cumhuriyeti’ni rotasına nasıl koyduğunu, bir macera, aşk ve tarih romanı kıvamında anlatıyor. Hiç bilmediğiniz çevrelere girmeye, tanımadığınız kişilerle karşılaşmaya, duymadığınız dedikodulara kulak misafiri olmaya ve yanı sıra nefes nefese bir karşı casusluk romanı okumaya hazır olun. Kitabın sonuna geldiğinizde “Vay canına! Böyle mi olmuş?” diyeceğinizden emin olabilirsiniz.
Osman Balcıgil d. 10 Temmuz 1955, İstanbul),gazeteci, televizyoncu, yazar.
Ulusal gazete, dergi ve televizyonların haber bölümlerinde muhabir, editör ve yönetici olarak uzun yıllar çalıştı (1977-2000). O dönemde yaptığı araştırma, yazdığı yazı ve televizyon programlarıyla pek çok ödüle layık görüldü. Latin Amerika’da yaptığı çalışma 1988 yılında Gazeteciler Cemiyeti tarafından yılın röportajı olarak seçildi. Gazetecilik ve televizyonculuk yaşamını 2000 yılında noktalayan Balcıgil'in son çalışması (2016 Mart)) bir roman ve Ela gözlü pars: CELİLE adını taşıyor. Yazarın, ilk altı romanının ismleri Ters Kanatlı Şahin , Bilginin Efendisi , Zerdüşt'ün Sırrı, Dante'nin İstanbul Cehennemi, Pisagor Tepkisi, Mason Locasında Aşk ve Kılç., 53. Risale.
Yazarın özellikle yazarların hayatlarına ilişkin pek çok romanını çok severek okumuştum. Kitaba öncelikle kadınları süs bebekleri olarak tanımlayan isminden dolayı sanırım biraz ön yargı ile yaklaştım ama yine de okumak istedim. Okudukça aslında bu ismin itici olmasının yanında sadece dikkat çekmek için konulduğunu, adı geçen süs bebeklerinin konunun içerisinde hiç yer almadığını, başlıkta geçirdik bir iki yerde de bahsedelim bari şeklinde kullanıldıklarını gördüm. Sanki yazar dikkat çekici başlık aramış, bunu bulmuş, hatta yapay zekadan başlık önerisi istemiş gibi.
Kitap ayrıca biraz tekrara kaçmış. Tarih bilgim yeterli olmadığından yazarın tarihi olayları çarpılıp çarpılmadığına emin değilim ama nedense bu konuda da bakış açısını da doğru olmayan bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Öncelikle kadro dörtlüsünü solculuk, komünistlik gibi kötü bir alışkanlığı bıraktıkları için iyi karakter olarak ortaya koymuş. Yani geçmişlerinde komünist olmak gibi hatalar yapmışlar ama şimdi nedamet getirmiş iyi çocuklar gibi.
Yine de yazarın anlatımı ve dili gayet iyi yazarlara ilişkin romanları daha iyiydi.
Okullardaki tarih kitaplarının cumhuriyetin ilanı ile biten serüveni vatandaşa kendi memleketimin yakın tarihi ile ilgili yeterli malumat sağlamıyor. Ben Osman Bey ve kalemi ile Afife Jale’ye duyduğum ilgi sayesinde tanıştım. İyi ki yolumuz kesişmiş. Her kitabı bir soluk bir ekmek kadar gerekli okurlar için. Ters kanatlı şahin ile peş peşe okunarak bir cumhuriyet tarihi panaromasını inşa ettim zihnimde sayesinde. Tadı da damağımda kaldı. Bir kurgu içerisinden bilgilenmek ancak böyle keyifli olabilir. Çok teşekkür ediyorum. Sadık bir okurunuz olarak Ferhan Şensoy ve Zülfü Livaneli biyografisi içerikli kurguları da kaleminizden okumayı hayal ediyorum.
Çok sevmedim bu kitabı belki de yenilen Devrimciler Cumhuriyeti’n kanını emen süs bebekleri yüzündendir...Yazarı okumama kararı aldım okuru çok yoran bir kalemi var.Bana göre değil...