"O kız bir avcı. Minik, hırçın, şeytanı bile baştan çıkarabilen bir baş belası. Ondan kurtulmalıyım, bu taş kalbimde bir ateş yanmadan onu yok etmeliyim. Ağabeyimin yaptığı hatayı yapmayacağım. Hiçbir dişi için değmez. Sıradaki veliaht benim ve kral olacağım."
Aidanhell "Aidanhell kana susamış kaçığın teki. O kadar karanlık bir ruhu var ki onu durmadan tekmelemek istiyorum. Onunla beraber olduğum her saniye cehenneme bir adım daha yaklaşıyorum. Ama yine de ondan korkmuyorum
Ben... Sanırım...Ona alışıyorum. Bu vazgeçemeyeceğim kadar yakıcı bir ateş. Şeytanımın derin kahverengi gözlerinde bazen kurtuluşumu görüyorum. Ama biliyorum, gerçeği öğrendiğinde beni affetmeyecek. Kim bir hilekârı affedebilir ki?" Cassie
Sevdim. Türkler fantastiğe atılıyor sonunda. Ateş serisini hatırlattı bana. Hatta Ateş serisi (Karen Marie Moning) ve Ölümcül Oyuncaklar'ın (Cassandra Clare) birleşimi gibi değilim. Yazım, ana karakterler ve aralarındaki ilişki Ateş serisini hatırlattı.
Öncelikle böyle bir kurgunun bir Türk'ün elinden çıkmasına şaşırdım ve sevindim. Ama şöyle de bir eleştiriyi "mutlaka" yapmalıyım ki kitabın ilk yarısı fazla ergen düşünceleriyle kaynıyordu. Yani ana karakterimiz 17 yaşında, evet, fakat 14 yaşında birinin düşüncelerine sahip. Neyse ki bu son yüz sayfada düzeltildi ve aza indirgendi. Diğer tatmin olmadığım şey ise kitapta karakterlere ısınamadan direk olaylara başlamamız oldu. Karakter tasvirinin az olması, yapılırken de seksapelin bu kadar gözümüze her iki sayfada bir sokulması rahatsız edici oldu. Kabul ediyorum, ergen düşüncelerinin "sıklıkla" aklından geçirilebileceği yaşlar ama karakterin daha olgun olmasını beklerdim. Ek olarak şu "lanet olasıca" kelime grubunu okumaktan gözlerim kanadı. Olumlu bir eleştiriye gelirsek fantastikliğin bu kadar çeşitli ve yerinde kullanılmasına gerçekten sevindim. Hafif ti'ye alınmış gibi dursa da dozundaydı bana göre. Ayrıca az önce bahsettiğim karakter olgunluğunun da sonlara doğru artmış olması güzeldi. "Bilinmesi Gerekenler" bölümü de yakışmış. Kitabın son bölümünün de serinin devam kitabı Lider'in epiloğu olması güzel bir jest olmuş. Kurgusu, tahmin edilemezliği gerçekten iyiydi. Beklentimin de üzerinde oldu. Dürüst olmam gerekirse fazla acemice bekliyordum ama okudukça "Vay be!" oldum. Evet, bazı kitaplardan ve serilerden esinlenildiği de fazla belli ama hak verirsiniz ki günümüzde de hangi yeni kitap konusu fazla özgün? Bu yüzden benim açımdan genel olarak olumluydu.
3 yıl önce okumuş olduğum bu kitabı, ikinci kitabını okumak istediğim için ve hiç hatırlamadığım için tekrar okudum. Kitap çok çabuk okunan, akıcı bir kitap. İçinde pek çok fantastik yaratık var. Dünya güzel kurgulanmış ancak bilgiler yetersiz geldi bana. Sonunu tahmin edemedim ama çok büyük bir şeymiş gibi de gelmedi açıkçası. Cassie ve Aiden arasındaki ilişki biraz hızlı ve kopuk geldi bana. Yaratılan dünyayı detaysız buldum. Bazı olayların nedenleri, sonuçları, gelişimleri havada kaldı benim için. Bunlara rağmen şana verilebilecek bir seri.
Bu nasıl bir kitap, bu nasıl bir son? Kitap cidden çok güzeldi. Fazlasıyla akıcı, eğlenceli ve merak uyandırıcı. Her şey çözüldü sandığınız an başka bir şey çıkıyor //bknz; son anda yaşananlar// Ve, Aidan kadar odun, öküz, anlayışsız ve daha nicelerini bol bol barındıran bir kitap karakteri yok neredeyse. Bu sıralar kitap karakterlerinin hepsini öldürmek istiyorum ama Aidan eğer beni dinlemeseydi -gerçek hayatta yani- tavayı kafasına vura vura öldürürdüm.
Kitabın elime geçmesi okumam, çok çabuk bitmesin diye yarım bırakmam ve sonrasında yeni baştan başlayıp belli bir yere kadar gelip olayları sindirip sonra devam etmem ve de bitirmem. Şimdi de aklımdaki cümleleri nasıl toparlamam gerekir diye düşünüyorum. Çünkü hissettiklerimi net şekilde yansıtamazsam diye bir çekincem de yok değil.
Tür olarak fantastik benim daha özen gösterdiğim ve daha çok sevdiğim bir alan. Ve bir Türk yazarın da mükemmel şekilde fantastik alanda harikalar yaratacağını biliyordum. Genelde bir tepki ve önyargı var, okuyanlar tarafından. Bir Türk nasıl fantastik kitap yazabilir? Bal gibi de yazar ve yazıyor da. Okuduğum, takip ettiğim kalemi enfes olan fantastik yazarlar var, üstelik Türk ❤ yani birilerinin önyargılarını bir güzel yıkıyorlar. Okuduğum fantastik kitaplardan farklı bulduğum bir kitap Hilekar. Ha gözüme takılan birkaç nokta eksik gördüğüm bir iki nokta da olsa kesinlikle şans verilmesi gerekiyor. Hilekar başlı başına farklı bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Gaye Önel, yarattığı bu fantastik dünyada birçok tür var. Kitap boyu iblisler, periler, devler, cadılar, elfler, kurtadamlar ve vampirlerle karşılaşmak mümkün. Her birinin farklı görevleri var. Farklı karakterlerin de renk kattığı bir cümbüş halindeydi Hilekar.
Cassie bir İblis avcısıdır. Uğradığı ihanet onu ölümün öncesinde bırakırken en güçlü iblis olan Aidan’ın onu kurtarması ile kitap başlıyor. Aidan’ın onu kurtarmasının elbette ki bir sebebi var. Kahinin okuduğu bir kehanet ikikimizi bir yolun ortasında bırakır ve hayatları bir şekilde kesişir. Önlerine serilen yol uzun, aşmaları gereken görevleriyse zordur. Birbirlerine katlanmaları başlarken zorken birbirlerine karşı gelişen duygular aradaki çekim ise oldukça kuvvetlidir. Sonraları ne olacak diye sayfaları çevirirken soluk soluğa bir heyecanla kitabı okuyorsunuz.
Cassie’nin Aidan hakkında hislerine bir karar verememiş olmasına bir duraksama yaşattı bana. Bir karar vermesini bekleyip sonunda evet bir şeyler hissettiğini kabul etmesine “hele şükür” dedim. Aralarındaki güçlü çekimin ha devamı gelecek ha gelmeyecek diye de bekledim yalan yok.
Yazarın kalemi yalın, anlatımı akıcı, kurgusu özgündü. Bir kitapta aradığım özelliklerden üçünü de bulunca keyifli bir okuma oldu. Kitabın sonlarına doğru ortaya çıkan gerçekler beni epey bir şaşırttı. Hiç beklemediğim bir finaldi. Bir bütün olarak ben kitaba bayıldım. Okunmasını şiddetle öneririm ❤ http://sonsayfasiask.blogspot.com.tr/...
Wattpad'den çıkmış bir fantastik kitap gibi. 15 yaş civarına hitap edebilir anca.
Yaratıcılık yok, betimlemeler "karın kasları" ve "kocaman kanadı vardı" dan ibaret, kurguda çok acayip bir şey değil ya da özgün değil diyelim, mantık hatalarıyla dolu... hemde onlarca... Beni en çok sıkan ana karakterimizin şeytan Avcısı olup bu kadar pasif kalması..
Okuduğum hiçbir kitaba yorum yapmadan geçmek istemediğimden ve bu yorumu yazdım, yeterince mesai harcadım bence
Kitabı bitirdiğimde çıldırmak üzereydim açıkçası. O nasıl sondu be?
Ben kitabı genel anlamda çok sevdim, karakterleri, olayları bence oldukça iyiydi. Cassie'yi okuduğum çoğu romandaki baş karakterler gibi sıkıcı ve aptal bulmadım. Aidan konusunda bir çok yerde fazla yumuşaktı evet ama bu bir yandan kurgunun ve aralarındaki çekimin getirdiği şeylerdi. Okuduğum ilk versiyon olduğu için ve yeni baskında kitabın bir daha düzenlendiğini bildiğim için iki kitap arasındaki farkları da çok fazla merak ediyorum.
1 puan kırmamın nedenleri geçmiş zamanda yapılan anlatımların arasında ki okuyuşumu yavaşlatan ve gözüme bakan şimdiki zamandaki cümleler, kitabın ilk sayfalarında Cassie'nin çok fazla klişe Amerikan filmlerindeki gibi "Lanet olsun dostum bu şeytan beni kaçırdı! Lanet olsun dostum, bir dev beni sırtladı!" tarzı anlatımı ve biraz da finalde öğrendiğimiz olayın beni hem şaşırtması hem de bende heyecan yaratamaması oldu.
Şöyle ki Cassie'nin Aidan'ın babasıyla yaptığı konuşmaları ve 'Dolunayda başladı dolunayda bitecek.' laflarını görüyor ama içerisinden pek fazla anlam çıkaramıyoruz. Bize finalde ki olay konusunda çıtlatılan ya da verilen bir ipucu yoktu, Cassie öğrenmesine rağmen hiçbir şey olmamış gibi olaylara devam etti ve ben kitabın sonunu okuduğum da "Peki." oldum. Şaşırdım mı? KESİNLİKLE! Ama kitabın beni bu konuda daha fazla şaşırtmasını beklerdim. Mesela Cassie bir yerde diğerlerinin yapamadığı şeyleri yapabildiğini söylüyor ama bunu öyle alakasız ve geçiştirmek için söylüyor ki bunun anlamı kalmıyor. Halbuki tüm bunları biraz yaysa yazar biz en sondaki olayı öğrendiğimizde "HA DEMEK BU YÜZDEN... HA DEMEK KAHİN ONUN İÇİN... HA DEMEK BU YÜZDEN BU OLDU!" şeklinde daha fazla gaza gelebilirdik. Yani son gerçekten çok güzel ama keşke birazcık geleceğini belli etseymiş. Benim hoşuma o zaman daha iyi gidebilirdi.
Bir de Aidanhell -tamam Şeytan'ın oğlu- güçlü orasını anladım ama tüm krallıklara gidip tak tak tüm liderleri öldürmesi bana ütopik geldi? Nasıl desem, koca krallıklar sanki ufacık bir köymüş de en tepedeki eve gidip ev sahibini öldürüyormuş hissine kapıldım ben. Ne bileyim bir sürü asker, bir sürü koruma, en azından duvarlar vs bekliyordum. Cassie ile Katze'nin kurtadamlarda yaşadığına benzer şeyler elbet yaşamıştır da, koca krallıkları ben hayal etmekte biraz sıkıntı yaşadım. Bir de şu Melek meselesi var. Neden Melek Aidan'ı istedi ve Cassie'ye o kadar çok yardım da bulundu? Ben bunun altını dolduramadım. Bilmiyorum belki de sorun bendedir. o.o
Şimdi kehanet bittiğine göre kitap nasıl devam edecek, beş kitap boyunca daha neler olacak onları merak ediyorum. Aidan'ın babası neden öyle davrandı? Draza cidden o şekilde mi kalacak sonsuza kadar? Meredith nasıl bir meret? (HİHİİHİH) Katze ile Marcus'u ölümüne shipledim onların durumları ne olacak? Cassie ile Aidan'dan bahsetmeye bile gerek yok. :D
İşin aslına gelirsek bence hoş bir başlangıç kitabı, hareketli karakterleri, güzel bir hayal gücü var. Aklıma takılan bu şeylere rağmen ben okurken çok fazla eğlendim, ikinci kitap LİDER'i deli gibi merak ediyorum. Umarım Ateşli Kanatlar serisi bizi çok bekletmeden sırasıyla kitaplarını çıkarmaya devam eder. Ülkenin bu tarz güzel fantastik kitaplara ihtiyacı var.
Gaye'nin kalemini, gerek şahsiyetini gerekse kurgusunu sevdiğim için sadece bir puan kırıp kitaba dört veriyorum. Yürü be!
This entire review has been hidden because of spoilers.
Selamlar! Hilekar kitap yorumuyla geldim. Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse, Baş karakterimiz Cassandra iblis avcısı ve bir görev esnasında ihanete uğruyor. Bu ihanet sonucunda ölecekken şeytanın oğlu Aidanhell ölüm meleği ile bir anlaşma yapıyor ve Cassandra'yı kurtarıyor. Kehanete göre Aidan'ın babasının yerine geçebilmesi için, yedi krallığın liderlerini öldürmesi ve bunu, yanında bir avcıyla yapması gerekiyor. Hikayemiz ise böyle başlıyor. Yazarın kurduğu fantastik evren fazlasıyla geniş. Vampirler, kurtlar, periler, melekler, iblis avcıları, iblisler, devler, kara elfler ve daha fazlası(yazarken yoruldum ahahahsjaj). Yazarın tüm bu ırkları bir kurgu etrafında birleştirmesi gerçekten çok iyiydi. Ama ilk kitap için konuşmak gerekirse, böyle keşfedilmesi gereken bir evren varken kitabımızın çok aşk odaklı olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Ben fantastik kitaplarda fantastik unsurların önde olmasını daha çok seven biriyim açıkçası. Bu yüzden ikinci kitap olan Lider'den beklentim daha büyük çünkü artık herkesin önceliği "kendi çıkarları".
Kitap ilk sayfadan itibaren akıcı ilerliyor ve yazarın dili
sizi hiç zorlamıyor ama ben bu kitapta biraz betimleme
sıkıntısı çektim. Yazarın ilk kitabı olmasına ve daha basit bir dil tercih etmesine bağlıyorum bunu. Fantastik kitaplarda betimleme, özellikle okuyucunun kendini o evrenin içinde gibi hissetmesi için çok önemli bir unsur, bunun diğer kitaplarda yazarın gelişen kalemiyle birlikte düzeleceğine ve ayrıntılı bir şekilde bu evreni okuyacağımıza inanıyorum. Ayrıca serinin devamında Cassie'nin karakter gelişimini okumak için sabırsızlanıyorum. Çünkü ilk kitapta sadece "Aidan" diyordu başka bir şey demiyordu. Keşke daha olgun bir karakter olsaydı demedim değil hani. Cassie, tüm kitap Aidan'ı övmek zorunda mıydın yahu? Ayrıca bir iblisle karşılaşsanız ilk düşüneceğiniz ne kadar yakışıklı olduğu mu olur? Cassie...ciddi olamazsın ahshsjdjs. İblis demişken Aidan'a gelelim. Gerçekten yüz küsür yaşındasın ve iki günde hemen tanıştığın avcıdan hoşlanıyor musun? Gerçekten mi?!Bu olayın da ilk
kitabın sonunda ortaya çıkan sırla bir ilgisi var diye tahmin ediyorum ve bu olayın da ikinci kitapta açıklığa kavuşacağına inanıyorum. Veee Draza, bu acımasız ama duygusal iblis favori karakterim olabilir. En azından kendi için mantıklı adımlar atıyordu diyebilirim.
Kitabın sonuna gelirsek, az çok tahmin etmiştim ama yine de etkileyici bir son olduğunu düşünüyorum. Gördüğünüz üzere cevaplanması gereken birçok soru var ve bu uzun soluklu bir seri. Nihayetinde Hilekar bir giriş kitabi. Hilekar'ı ortalama bir giriş kitabi olarak bulsam da, Türk bir yazarın ülkemizde pek de yaygın olmayan fantastik türünde böyle geniş bir fantastik evren inşa etmesini gurur verici bulduğumu da eklemek isterim.
Seriyi okumaya devam edeceğim. Eğer akıcı bir seri okumak istiyorsanız, İblislerin, elflerin,meleklerin olduğu kurgular ilginizi çekiyorsa, bolca aşkın olduğu bir fantastik okumak istiyorsanız önerebilirim. Benim devam kitaplarından beklentim daha büyük işlerin iyice kızışmasını bekliyorum! Ve Hilekar'ın sonu bana bunun sinyallerini veriyor.
En güvendiklerinizi aslında hiç tanımadığınızı öğrenseniz ne yapardınız? Üstelik bu bilgiyi ezeli düşmanlarınızdan öğrenip onların yanında yer almak zorunda kalsanız ne olurdu hiç düşündünüz mü?
Kitabın kurgusunu çok sevdim. Türk bir yazardan fantastik okumak çok değişik hissettiriyor. Değişik derken kötü anlamda değil gurur verici yani. Neyse kitaba dönelim. Şeytanın oğlu Aidanhell ve bir şeytan avcısı Cassie’nin içine dahil olduğu fantastik bir evreni okuyoruz. Kurt adamlar, vampirler, elfler, periler, devler… Her türlü fantastik canlının olduğu bir evren…
Kitabın başlarını çok sevemedim. İlk kısımlarda hem ben yazarın diline tam alışamamıştım hem de yazım dili tam oturmamıştı. Fakat ilerledikçe yazım dili oturmaya ve okuyucuyu iyice yarattığı evrene çekmeye başlıyor. O evrene girdikten sonra çıkmak istemiyorsunuz. Özellikle ortada bir şeyler döndüğünü bilirken, her an her şeyin olabileceği bir dünyada hep bir sonraki olayı merak ederek okuyorsunuz.
Karakterlere gelirsek kitabın başında Cassie’yi çok sevemedim aslında. Evet güçlü bir karakterdi fakat önceleri bunu çok hissedemedim. Tabi ilerledikçe karakterler daha oturmaya başladı ve Cassie kendisini göstermeyi başardı. Aidanhell karakteri için ne söylemem gerek emin değilim. Kızın hayatını kurtarıp sanki bunu kız istemiş gibi davranmasına biraz gıcık oldum. Kendi iyiliğin için kurtardın neden o yalvarmış gibi davranıyorsun neden? Tamam yine de çok sevmiş olabilirim karakteri. Draza karakterinden nefret etmekle çok sevmek arasındaki çizgideyim. Meredith seni sevmedim kızım.
Kitap hakkında söyleyebileceğim çok bir şey yok aslında. Diğer kitapları için oldukça heyecanlıyım. Sonu çok iyiydi ve bu da ikinci kitabı merak etmemi sağladı. Serinin devamında nelerle karşılaşacağımızı merak ediyorum. Kesinlikle bir şans verilmesi gerekiyor seriye.
Ateşli Kanatlar Serisi ilk kitabıyla geldim 🙋♀️ Seriyi baya merak ediyordum. Okuyanlardan hep güzel şeyler duymuştum. İlk kitap itibariyle sevdim 😍 Başlangıçta baya eğlendim. Dialoglar komikti 😅 basit bir dille yazılmış ve sizi yormuyor. Sıkılmadan kısa sürede okunacak türden olmuş 👍🏻 Kitabın yarıdan sonra aksiyon dozu arttı, merak duygusu daha baskındı o yüzden de hızlıca bitirdim 👍🏻😍 . Konusundan bahsedecek olursam; iblis Avcısı kızımız Cassie, bir gün av sırasında takımının ihanetine uğrayarak ölümün eşiğine gelir ve ölümden, şeytanın oğlu tarafından kurtarılır. Şeytanın oğlu Aidanhell ise Cassie’yi keyfinden kurtarmamıştır. Ona göre Cassie, gerçekleştirmesi gereken kehanetteki avcı kızdır. Kral babası ortadan kaybolunca tahta geçmesi gerekir fakat bunu kehanetteki gibi gerçekleştirmelidir. Cassie’yi zorla ve tehditlerle peşinden sürükleyerek gerekenleri yapmaya başlar. Yapılacaklar o kadar basit şeyler değildir ve ummadık rakibi de onu epey zorlayacaktır. . Cassie ise mecbur kaldığı bu yolculukta bir taraftan Aidanhell’e yardım etmek zorunda kalırken diğer taraftan kendisi ile ilgili de şaşırtıcı şeyler öğrenir. Öte yandan bütün ırklar arası çıkacak olan savaşı nasıl durduracağını öğrendiğinde, sonuçları ne olursa olsun bunu yapmaya karar verir . . O son kısma şaşırmadım desem yalan olur. 🤭Şimdi 2. Kitapta neler olacak baya merak içindeyim, o yüzden vakit kaybetmeden devamını okumaya başlıyorum 😉
Arkadaşımla birlikte hem merak edip hem de türk bir fantastik yazarı desteklemek için almıştık fakat ben hiç beğenemedim. Genel olarak çok sıkıcı ve sıradan geldi ama arkadaşımın da hoşuna gitti. Yani fantastik kitapları çok okumuşluğunuz ve tecrübeniz varsa beğenmeyebilirsiniz demek istiyorum. Tabii alıp almama kararı sizin...
I like this book. but ı have a criticsim. for example aindanhell is a demon and why he saved cassie ı mean the people (ı dont sure she is a people maybe she is a angel or demon like aidanhell).whatever the characters is perfect. The fiction was real.ı love all the characters.ı hope comming soon second book. if ı continue ı like the wolfmans episode because ı lived inside.
Çok beğendim kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum 2 sene önce okumuştum hala aklımdan çıkmıyor. Bu kitabı okuduktan sonra Lider’in gelmesini çok büyük bir heyecanla beklemiştim.
Çiftimizin arasındaki aşk olup tam aşk olamayan duyguları beni kitabı okurken aşırı sıkmıştı ama kurgusu bakımından harika bir kitap ve sonu ile beni gayet mutlu etti.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Hilekar, sanırım bir Türk yazardan okuduğum ilk fantastik kitaptı. Konu olarak bakacak olursak iblis avcısı kızımız Cassie ile şeytan veliahtı erkek karakterimiz Aidan'ın bir kehanet yüzünden bir araya gelmelerini ve içinde her türten fantastik unsurun bulunduğu bir dünyada çıktıkları yolculuğu ele alıyor. Öncelikle kitabın kurgusunu gerçekten çok sevdiğimi söylemeliyim. Olay örgüsü güzel planlanmıştı ancak her şey çok hızlı ilerledi. Kitabın başından sonuna kadar hepsi bir anda olmuş gibu hissettim. Özellikle girişte kendimi olayların ortasına düşmüş gibiydim ve bu yüzden kitabın dünyasına giriş benim için biraz zor oldu. Ana karakterleriniz Cassie ve Aidan arasında daha ilk birbirlerini gördükleri andan beri bir tensen çekim vardı. Bu aşk gibi değildi sadece birbirlerini arzuluyorlardı. Bunu sevdim aslında. İlk görüşte birbirlerine aşık olmalarını istemezdim zaten. Ancak yine bu arzulamak ve aşık olmak arası süre biraz hızlı geçilmiş gibiydi. Doğruya doğru Cassi ve Aidan karakterlerine pek ısınamadım ancak yan karakterler harikaydı. Katza, Marcus, Draza ve Urange müthiştiler. Umarım gelecek kitaplarda bunlara daha çok yer verilir. Yazarın kalemi aslında iyiydi. Kendini okutturuyordu ve fazlasıyla akıcıydı. Ben kitabı bir gün gibi bir sürede bitirdi. Tek rahatsız olduğum nokta zamanlar konusundaydı. Geçmiş zaman ve şimdiki zaman bir aradaydı ve buna alışmam biraz zor oldu. Kitapta vampirinden kurtadamına, perisinden cadısına, şeytanından devine ve iblis avcısına, meleğine kadar her türden varlık vardı. Aslında bunu okuması zevkliydi ama sanki bütün bu türler pek harmanlanmamıştı kitaba. Yer yer fazlalık gibiydiler. Kitabın bir parçası gibi değilde kitaba sonradan konulmuş ekstra bir parça gibiydiler. Kitabın en sevdiğim özelliği sanırım hiç tekrara düşmemesiydi. Kendimi aynı yerleri tekrar tekrar okuyormuş gibi hissetmedim. Ayrıca kitabın sonunda resmen şok oldum. Hiç böyle bir şey beklemiyordum. Sonu harikaydı. Kafamdaki çoğu soru işareti cevaplar bulurken aynı zamanda yeni sorular da oluştu.
Kitabın sonu ilginçti ama tek bir sayfa kalan kısmı kurtarmaya yetmedi ne yazık ki. Anlatımda kopukluklar, kitabın kendine has mekanlarında ayrıntı eksiği ve karışık kast sistemiyle ilgili eksik bilgiler okurken beni çok etkiledi. Yani iki sayfa okuyup kitap kapattım ve beş dakika sonra kendimi okumak için tekrar zorladım. Bazen fark ettiğim eksiklikler beni canımdan bezdiriyor ve ben okumaya devam etmek için kendimi her zorlayışımda çıldırma noktasına varıyorum.
Tüm bu eksiklerin ikinci kitapta giderilmiş olmasını temenni ediyorum.
Bunun haricinde karakterler arasındaki etkileşimin bu kadar erken başlaması benim hoşuma gitmedi. Yani, bir evre yoktu ilişkilerinde. Kitabın başında şak diye birbirlerine çekiliverdiler... Biraz ağırdan alınsaydı daha iyi olabilirdi.
Ayrıca yazım yanlışı ve diğer hataları en başından kabullenip okumama rağmen 294. sayfa bana yok artık dedirtti. Resmen cümle yarım kalmıştı noktası bile olmaksızın! Merak edenler için bkn:
Kitap hakkında çok kararsızım. Hem sevdim gibi, hem sevmedim gibi... Aslında her şeyden önce bir Türk yazarın, cesaret göstererek fantastik alanda bir şeyler yazması çok güzel. Sadece kitap çok hızlı ve bölük bölüktü. Bence bu bölüklük kitabın Wattpad çıkışlı olmasından kaynaklanıyor. Daha önce belli aralıklarla bölüm bölüm yazıldığı için normal ama kitap olurken bunlar düzenlenebilirdi diye düşünüyorum. Bana göre kurgunun, anlatım dilinin eksik birçok yanı vardı ama yine de zamanla halledilebilecek şeyler hepsi. İkinci kitapla ilgili tatlı yazarımızdan beklentim çok daha yüksek. ^^ Beklemedeyiz. :')
Kitabı gerçekten çok sevdim. İlk defa iblisler, kurt adamlar, vampirler, periler hepsinin bir arada olduğu bir kitap okudum belki de ondan çok sevdim bilemiyorum. Beni rahatsız eden tek şey Cassie'nin iç sesiydi. Aidan'ı da çoook sevdim. Genel olarak bakarsam kendini okutan, bir şansı hak eden güzel bir fantastik kitaptı.
3,5 - 4 Türk yazardan da fantastik roman çıkabiliyormuş demek ki.. Kaleminin çocuksu gelmediği yerler olmadı değil fakat ben özellikle kurguyu oldukça başarılı buldum. Hele kitabın sonu! Ooo lal laa.. .d Yazdıkça da çok daha iyi olacağına inanıyorum..