Aytmatov romanda geçen olayları bir gün içerisinde iki farklı konuyu aynı anda anlatıp fakat bir anda kesiştiren bir örgüde anlatmaktadır.(Yani bir gün içerisinde bir asrı konu alabilecek olayların anlatılması )
Olaylar İkinci Dünya Savaşı sonrası Yedigey ve Kazangap adlı kişilerin yollarının Kazakistan’da Sarı-Özek bozkırının kuş uçmaz kervan geçmez bir köşesindeki bir tren istasyonunda,ikisinin de tren yolu işçileri olarak görev aldığı bir yerde geçmektedir.Bu arkadaşlık çok sıkı bağlarla birbirine geçmiş bulunmakta fakat Kazangap’ın ölmesi ile Yedigey’in eski anılarının roman içerisinde geriye dönerek birer birer ortaya çıkması ile boyut kazanır.Yani bir gün içerisinde ard arda geriye dönerek anlatım ile Yedigey,Kazangap ve Sarı-Özek bozkırındaki geçen olayları, yüzyıllık bir hikayeyi anlatır.
Yedigey arkadaşı Kazangap’ın ölümünün acısı ve geleneklerine göre gömülmesi gereken yere ulaştırmak için uğraşırken,o dönemde Sovyetlerin ve ABD’nin ortak projesi ile uzaya gönderdikleri bir uzay istasyonunda yer alan kozmonot ve astronotların uzay boşluğundaki başka bir evrendeki Orman-Göğsü gezegeninden çağrı alarak görev yaptıkları yerlerini terk ederek insanlardan çok daha fazla gelişmiş bu canlıların yer aldığı gezegene giderler.Fakat Dünya böyle bir gelişime henüz hazır değildir.Bu nedenle ortak karar sonucu kozmonot ve astronotlar cezalandırılır.Sovyet uzay merkezide Kazakistan’ın Sarı-Özek bozkırında bulunmaktadır.Fakat geleneklere göre Kazangap’ında bu istasyonun sınırları içinde kalan mezarlığa gömülmesi gerekmektedir….
Çok farklı konular,KGB’nin insafsız uygulamaları;mankurta dönüştürülmüş insanlar,kültür çatışmaları gibi konular çok güzel harmanlanarak ustaca anlatılmış.Cengiz Aytmatov’un bu romanının da dğerleri gibi mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
Ayrıca sonda çevirenin notunda bu romanın en güzel bölümünün bu ciltte yer almadığı,Sovyetler Birliğinin glasnosta geçiş döneminde yayınlanmasına izin verilmediği veya Aytmatov’un bunu o dönemde uygun görmediği için yayınlamadığı,bu romanı tamamlamak için “Cengiz Han’a Küsen Bulut”romanınında okunması gerektiği not edilmiştir. (Ben bu romanı da okuyarak tamamlamış oldum)
Cengiz Aytmatov'un en sevdiğim romanı, Sarı-Özek'in o kışını, karını, soğuğunu resmen birlikte yaşatan, imkansızlıklar ve baskılar altında yaşam savaşının verildiği bu ufak yerleşim sadece trenlerin geçtiği, trenin içinde ki insanların da geçerken bu ıssız ve kurak yerde yaşayanlara üzüldüğü bir yerdir. Nayman Ana ve Dönenbay Kuşu efsaneleri de bu bozkıra aittir ve esere oldukça anlam katar. Stalin dönemi insanların özünü kaybetmesi, birşeyler yazıp çizmenin dahi suç karşılandığı yaşamlar ve bunun neticesinde yitip giden bir aile de vardır. Oldukça başarılı ve etkili bir eser. Bıkmadan usanmadan okuyabilirim.
Benim için de asırlar süren bir okuma oldu. Yazarın dili akıcıydı ancak konu beni içine alamadı. Akıp gitmedi kitap. Yedigey’in samimi duyguları, olaylara verdiği tepkiler, saf bozulmamış benliği etkiledi ancak aynı Yedigey’in çok yakın arkadaşının karısına duyduğu aşkı anlayamadım Böyle durağan kitapların sonunda bari bir hareketlilik bir olay olsun diye beklerim ancak bunda onu da bulamadım.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Tasvirler güzel. Fakat kurgu çok zayıf...kitap boyunca bu hikaye nereye gidiyor diye düşünmeden edemiyor insan...sovyet rejimi gibi baskıcı bir düzendeki insana yapılan mankurtlasma eleştirisi, günümüz modern kapitalist materyalist duzenindeki insan için de geçerli...
Ana karakterin evliyken yakın arkadaşının eşine aşık olması ve yazar tarafından bunun meşrulaştırılması; devenin azgınlıklarının uzun uzadıya anlatılması beni birazcık rahatsız etti. Bunların dışında güzeldi.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Şahane bir eser, çok sürükleyici. Kitabın içinde anlatılan mankurt efsanesi, dönenbay kuşu beni çok etkiledi. Bozkırı,soğuğu,kışı ve o;batıdan doğuya doğudan batıya giden trenleri hayal ettim hep. Tek anlam veremediğim yazarın yedigeyin devesi karanarı bi bölümde sayfa sayfa anlatması.
Eski bir demir yolu işçisinin cenazesini taşıyan konvoyun, Sari Özek ovasindaki yolculuğu anlatılıyor. Esas kurgu ise, ana karakter Yedigey'in yol boyunca düşüncelerinde canlanan anılarıdır. Geçmiş ve şimdiki zaman geçişleri sürükleyici, yer yer hüzünlü...
Cengiz Aymatov,un sade dil ve üslupla anlatmış olduğu ve dönemin şartlarını akıcı bir şekilde ileten muazzam bir kitap Cengizhan’a Küsen Bulut kitabı bu kitabın devamı niteliğinde olduğundan ilk olarak bu kitabın okunması daha sağlıklı olacaktır.
Ah canım kitap benimle özdeşleşen okurken yaşadığım kitap çok güzeldin. Sadece yedigeyin en yakın dostunun karısına aşık olması gerçekten çok saçmaydı. Onun haricinde çok güzeldin hafızama işleyen kitap.
Sürekliyici ve etkileyici bir konusu var. Gerçekten bir gün bu kadar mı uzun anlatılır.. Uzay kısmı ile Yedigey’in öyküsü arasında bir bağlantı kurmasını bekledim ama kurmadı yine de o kısım da ayrı bir heyecanlıydı.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Akışı, olayların ele alınma sırası, sona doğru parçaların oturuşu efsaneydi. Hayat benim yaşımdaysanız zor çünkü yaşıtlarım bu kitabın değerini bilmiyor..
kitapta yaşanılan her olayı fazlasıyla siz de yaşıyorsunuz bu güzel bi durum fakat kitap çok iç karartıcı bir kitap. bi yandan içine çekerken bi yandan içimi sıktı desem yeridir.
sıkıcı olacağını düşünüp önyargı ile yaklaştığım ama bu önyargılarımı kırmakla kalmayıp beni gerçek anlamda etkileyen hoş bir Aytmatov eseriydi. DÜnya gerçeklerini öylesine güzel işlemişti ki insanı her yönüyle insan olduğu için çeken bir eser niteliğindeydi. Gerçeklikler son derece çıplak şekilde gözler önüne serilirken aynı zamanda karakterler içiniz öylesine ısınıyor ki hepsini ayrı bir benimsiyorsunuz. Bir insanın tek bir gününü öylesine anlatmışki normalde insanın bir yılda hatta bir ömürde yaşayacağı acılar, öfkeler, sevgiler, nefretler tek bir güne sığdırılmış ve bir insan öldüğünde hayatının film şeridi gibi gözünün önünden geçmesi kadar hızlı bir şekilde 1 güne sığdırılmış milyonlarca yaşam öyküsü. Kitabın isim seçimi de bu yönden gayet isabetli olmuş gerçi kitabın önceki baskılarında "gün uzar yüzyıl olur" şeklinde basılması durumunu da düşünebilriiz ama her iki halde de kitabın içeriği hakkında da gayet güzel bilgiler veren bir isme sahip. Kitabın tek bir karakterin hayatına bağlı kalmayıp farklı konuları işlemesi kitabın beğenebileceğim noktasıydı kitapta asıl olaydan bağımsız ve kitap bitmesine rağmen hala doğrudan bağlantısını kuramadığım başka olaylarda anlatılmış ve bu garibime gitmiş olsa da bunun yazarın kitaba özgünlük katmak için oluşturduğu bir tarz olduğunu düşünerek saygı duyuyorum ve yine kitabın asıl olayından bağımsız "mankurt" hikayesi de beni derinden etkilemiş ve gerçek olaylardan esinlenişmiş tarafının da kitaba ayrı bir güzellik katması. Benim gibi önyargılı olmayın okumaya değecek bir eser. İyi okumalar :)