Vampirler dünyayı korkuyla değil, aldatmacayla ele geçirirken insanlar gözlerini bambaşka bir düzene açar. Vampir kralının ihaneti, Luzia̕nın yalnızca kaderini değil, kalbini de geri dönülmez biçimde değiştirir. İntikam için çıktığı yolda her adım onu biraz daha karanlığa sürüklerken, vazgeçemediği duygular da peşini bırakmaz. Avladıkça acımasızlaşan Luzia, vampirlere geçit vermemeye kararlıdır. Ancak bazı savaşlar kılıçlarla değil, kalple verilir.
Sidra ise zamanın gücüne güvenerek bekler. İzler. Sabreder. Luzia'nın öfkesinin, kırgınlığının ve aşkının sonunda onu kendisine geri getireceğine inanır. Fakat vampir kraliçenin beklenmedik gelişi tüm dengeleri değiştirir. İhanetler derinleşirken, sırlar ortaya çıkarken ve eski yaralar yeniden kanarken Luzia bir seçim yapmak zorunda kalır: Geçmişinin hayaletlerine mi teslim olacak, yoksa uğruna her şeyini riske attığı aşka mı? Çünkü bazen en büyük savaş, sevdiğin kişiye karşı değil, onun için verilir.
Nagihan G. Kabal 1994 yılında İstanbul’da doğdu. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde mimarî restorasyon eğitimi alan Kabal, 16 yaşındayken ilk uzun romanı “Gecenin Hikâyesi Aylema”yı yazdı. Bir yıl sonra kaleme aldığı “Bugün Adımı Sen Koy” isimli kitabı ise 2018 yılında raflarda yerini aldı. Yazar fantastik türde yazdığı ilk kitabını devam ettirdi ve serinin devamı olan “Gecenin Hikâyesi Aşeka”yı 2019 yılında okuyucuyla buluştu. Seriyi “Gecenin Hikâyesi Dora” isimli kitabı takip etti. Son olarak Lordlar ve Varisler kitaplarını kaleme alan Kabal, okurların ilgiyle takip ettiği bir yazar.
Bu seriye olan bağım ilk yazıldığı günlere dayanıyor. Birinci kitabı iki defa okudum ve ikinci kitabın bende ki yeri çok ayrı. Finali okumak bir çok yönden kırıcı olsa da kitabı elimden bırakamadım. Yavaş okumak istiyordum ama bir baktım ki bitmişti. NG'nin kalemini çok seviyorum ve ondan böyle bir sonu ilk defa okuyordum.
Spoiler uyarısı❗️
Kitabın ilk yarısında insan vampir savaşını okuyorduk. Ng'nin diğer kitaplarına göre çok daha politik bir kitaptı. Lu bir yere kadar hep savaştı. Dünyayı vampirlerin eline bırakmak istemedi. Ama lorenzo'nun Lu'nun anne figürü olarak gördüğü Deborah'ı kötü bir şekilde vampire dönüştürmesi ve Deborah'ın ølmesinden sonra onun içinde bir şeyler kopmuştu. Kitap boyunca iç düşüncelerini çok fazla okuduk. Çok fazla acı çekmesini okuduk ve böyle bir son nispeten ona huzur vermiş de olabilir.
Sidra'yı okumayı hiç seviyorum. Her kelimesinde onu kitaptan atmak istedim. Sürekli Lu'yu etkisi altına almaya çalışıyordu, sürekli yanımda ol, savaşma diyordu ve sözleri sadece sözde kalıyordu. Seni seviyorum diyor ama gerçekten sevseydin Lu'yu anlamaya çalışabilirdin.
Lu'nun bütün abilerine bu kitapta veda ettik. Sonlarını bir noktada hak etmişlerdi. Özellikle Lu'nun Lorenzo'ya yaptığı şeyde içindekilerin bir dışa vurumu vardı. Rahel'in, annesi deborah'ın ølümünden sonra değişmesi beni üzdü. Lu ve onu birlik olarak okumak isterdim.
Vaha ve Reyna'nın ølmesi de beni çok üzdü. Özellikle Reyna nispeten iyi biri olabilirdi. Lu'nun cadı kanı Sidra'yı øldürdü ve ikisi de seriye veda etmiş oldu. Canavarlar ve cadılar mutlu sona kavuşamadılar. İçimdeki bir yer mutlu bir gelecekleri olsun istiyordu.
Kitabın atmosferinden kötü sonu tahmin ediyordum. Her karakterin teker teker aramızdan ayrılması, taraf değiştirmesi, Lu'nun acıları ve pes etme noktasına gelmesi... onları mutlu hatırlamak istiyordum😭😭 İlk kitaba oranla kesinlikle çok şey değişmişti.
This entire review has been hidden because of spoilers.
bu kitabı bitirmek benim için çok ani oldu, final bölümünü okurken o kadar zorlandım ki sona gelmemek için benim içimde kocaman bir savaş vardı. bana hissettirdikleri çok yoğundu, 3’ler her zaman zor olmuştur zaten bu da öyleydi. “eğer başarabilirsem” üzerine bu kitapla kafamdaki her şey o kadar değişti ki artık “eğeri aşıp” devam etmemiz gerekiyormuş. bu kafamı çok kurcalıyor, bir seriyle daha büyümek ve onun hissettirdikleri. asıl seven tarafın sidra olması mesela ama asla anlamaması… üzerine düşünecek hâlâ çok fazla şey var. ihtimaller, olması gerekenler ve olamayanlar… sen çok güzel bir yoldun ❤️🩹
Soyleyecek hicbir soz bulamiyorum. Kalbimin ne kadar kirgin oldugunu, ne kadar uzgun oldugumu anlatamiyorum. Mutlu son beklemiyordum zaten ama bu sona da hic hazir degildim, nasil hazir olabilirdim ki.... Bir daha bu kitabi okumaya cesaret edebilecegimi sanmiyorum. Yine de hicbir anindan pişman değilim... Lux'u tanimak, okumak ve anlamak o kadar harika bir deneyimdi ki. Unutulmaz bir karakter. Umarim tum kadinlar bir gun kendini secebilir.
This entire review has been hidden because of spoilers.