Jean-Luc Nancy is Emeritus Professor of Philosophy at the University of Strasbourg. Stanford has published English translations of a number of his works, including The Muses (1996), The Experience of Freedom (1993), The Birth to Presence (1993), Being Singular Plural (2000), The Speculative Remark (2001), and A Finite Thinking (2003).
Jean-Luc Nancy'de son iki onyılın felsefecilerinin yaptığı gibi nihayet etiğe, mutlak doğrulara kayan bir eğilim sergiliyor. Kültürel görecelilik, çokkültürlülük, postmodernizm gibi bulamaçlardan gitgide uzaklaşıyor felsefe en sonunda. Tabi özcülüğe yaklaşıyorlar diye eleştirilebilirler, ama arkadaşım hiç olmazsa en temel sorunlara geri dönüş var: İnsan nasıl insance ayşamalı? Doğru bir yaşam nedir? Kesinlikle tavsiye, tabi ağır bir metin değil, ne de olsa çcocuklar için yapılmış bir konferansın metinleri bunlar...
Güzelliğin geçici olup olamayacağını sormak istiyordum.
Güzel bir soru. Maddi olarak geçici olabileceğini söylerdim: bir süre sonra kaybolup giden bir fırtınanın ardından gökyüzündeki bir gökkuşağını ya da bir manzarayı hayal edelim. Ama güzellik hem geçicidir hem ebedi. Şu anı yakalamaya çalışan ressam onu sadece yeniden üretmek istemez, istediği ona güzelliğin çağrısını hissettiren şeyi yakalamaktır. İşte tuvalin üstünde sergilediği budur. Ebedi olan tuval değildir, zira çok uzun süre dayansa bile, sonunda yıpranacaktır. “Ebedi” çok uzun süren demek değildir, zamanın dışında olan anlamına gelir. Size bir yönetmen olan Jean-Luc Godard’dan bir anekdot anlatacağım. Sinema da güzellikle uğraşır, sinema Yıldız Savaşları’na ya da Harry Potter’a indirgenemez. Bu anekdot belki uydurulmuştur, ama önemli değil, çok hoş biçimde uydurulmuş — belki de Godard’ın kendisi tarafından? Godard kameramanıyla birlikte isviçre’de —zira kendisi isviçreli— bir otoyoldayken harika bir gökyüzü görür. Arabayı durdururlar ve filme almaya başlarlar; polis gelir ve onlara acil durumlar için kullanılan şeritte durmanın yasak olduğunu söyler, Godard onlara şöyle cevap verir: “evet, ama acil bir durum var zaten, gökyüzüne baksanıza”. Geçici ve ebedi olan üstüne çok hoş bir hikâyedir bu.
Tanrı, Adalet, Aşk, Güzellik & Üstüne Dört Küçük Konferans
Quite bold. I think kids need an excuse to chat about things like this. To get noticeably bored and be forced to ask an adult for relevant participatory social cues....because why would morality be something only adults are allowed to consider? And why would the terminology be so difficult as to exclude one's compassion?
What made this perfect was how he gets the ovation challenging things like "God" and other invisible things we all know don't exist in a tangible way, but then he takes on "Beauty" and even prefaces it with the whole cautious introduction...Still folks get riled up. Love it.