Basit, sıradan şeyler üstüne kısa metinler, kırk kırkbeş yıl öncesinin oldukça bulanık anıları. Bir tür bellek zorlaması, bir çocukluk zamanını yeniden kurma, anlatma, yazma çabası... Kimin için? Bütün bunlar kimi ilgilendirir? Belki çocukluğunda, gençliğinde bir Ada'sı olmuş bir iki kişiyi, kimbilir!..
(1945, Ankara - 2007, İstanbul) Saint-Benoît Lisesi’ni ve İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi. Üniversite yıllarından başlayarak çeviriye yöneldi; ilk çevirilerini 80’li yıllarda Yazko Çeviridergisinde yayımladı. René Char, Jacques Prévert, André Verdet, Jean Follain, Paul Valéry, Kavafis, Le Corbusier gibi ozan/yazarlardan çeviriler yaptı. Yine üniversite yıllarında fotoğrafçılıkla ilgilendi. 80’li yıllardan başlayarak çeşitli dergilerde, yazdığı yazılara eşlik eden fotoğraflar yayımladı; belgesel filmler çekti. Pek çok önemli serginin küratörlüğünü ve danışmanlığını üstlendi. Samih Rifat’ın Akla Kara Arası, Herakleitos - Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi ve Ada adlı üç kitabı bulunmaktadır.
Türk Dil Kurumu'nun kurucularından, şair ve dilbilimci Samih Rifat'ın torunu, şair ve yazar Oktay Rifat'ın oğlu, mimar, fotoğrafçı ve şair Samih Rifat’ın "Ada" adlı küçürek eseri, çocukluğa ve belleğe yapılmış şiirsel bir selam.
“Basit, sıradan şeyler üstüne kısa metinler, kırk kırkbeş yıl öncesinin oldukça bulanık anıları. Bir tür bellek zorlaması, bir çocukluk zamanını yeniden kurma, anlatma, yazma çabası... Aklımda, belleğimde, beynimin yüreğimin kıvrımları arasında kaldığı kadarıyla, kaldığı –belki de yanlış, bozulmuş, gerçekten çok uzaklaşmış– biçimiyle. Kimin için? Bütün bunlar kimi ilgilendirir?"
Çocukluk yaşantımız, yetişkinliğin ve gündelik hayatın azgın sularının altına gömülürken, belleğimizin kıyısından ufka bakarak, fırtınadan kurtulan anı adacıkları olduğunu görebiliriz.
Bunlar bazen güzel anlarla bezeli, bazense baltanın (ve bilişin) gir(e)meyeceği, yoğun bir hatıra örtüsüyle kaplı olabilir.
Sanat ve edebiyat bu adalara ulaşmak, ulaşamasak bile onları tekrar an(ı)lamak için özel araçlar. Şiir dizelerinden bir köprü örüp erişebileceğimiz adalarımız olduğu gibi, tuvalden bir salla da belleğin fırça darbelerine tanıklık etmemiz mümkün.
Bu adalara erişmek için, boğulma tehlikesi olsa da, yüzmeyi deneyebilir, yorulduğumuz yerlerde harflere tutunabiliriz.
"Kılıç balıkları, aşklar, kavgalar... Hayır; onlar benim anılarım değil. Ben yalnızca deniz ağacını görüyorum orada, boşlukta. (...) Altında bir kapı mı var, yoksa bir ayna mı... Karıştırıyorum."
Rifat, çocukluğunun adasına, insanlara, doğaya ve geçmiş çağlara şiirsel köprüler kurarak yol alırken, somut bir ada tahayyülü yaratıyor. Bazen bir deniz fenerine ulaşıyor, bazen rüzgara, bazense bir renge.
"Sevdiğin, anlaşılmaz bağlarla bağlandığın bir yer, bir zaman, yaşamda bırakıp gittiğin başka yerler, başka şeyler gibi yavaş yavaş gözden kaybolur, renkleri, kokuları, sesleriyle belleğin bulanık sularına kayar. Daha orada unutmaya başlardın, ne tuhaf!"
Etkileyici dili, düşündürdükleri ve hissettirdikleriyle "Ada"yı, hayatın farklı dönemlerini anı adacıkları, kısa varoluşumuzu da evren içerisinde bir adacık olarak görebilen tüm ince ruhlu okurlara öneririm.
Samih Rifat’ın bir sunuş ile otuz iki kısa parçadan oluşan Ada’sı tersine delilikle açılıyor. Dayatılmış bir kaymadır işaret ettiği: Adanın bozulduğunu hatırlayan kalmamıştır. Önceleri görenler vardır hâlbuki, yerleşikler yeni gelenlerin adayı anlamayı tasa etmediğini sezer. Berikiler kilometrelerce suyun, o çepeçevre sınırın toprağı başka türlü yoğurmuş olabileceğini teslim edecek gibi değildir, görmeyi sahiplenmenin yeter nedeni sayarlar. Gürültüleri semereli olur; yerleşir, çoğalır, sessizliği kuş uçmaz kervan geçmez yerlere sürerler. O bozukluk her birinin içine sinecek kıvama gelince onu biricik sayarlar. Geçmişi hatırlayanları makaraya almamak için bir nedenleri kalmamıştır; delilleri büyütüldükçe okunaksızlaşan fotoğraflara sıkışmış, belleğine güven olmaz işgüzarlara inanmak bir avuç akıl fukarasının işidir ne de olsa. Eskilere susmak, tanıdıkları adayı çağrıştıracak bir isim, bir nesne seçtikçe, neyi kaybettiği bilemeden hafızayı arşınlamak düşer.