İki adam… Esrarengiz birtakım kişiler tarafından, ölü bir adamın midesinden çıkan ve ne tür bir sır barındırdığını bilmedikleri garip bir nesne yüzünden ortadan kaldırılmak istenen iki sıradan adam…
Hakan Geda ve Semih Erkan…
Olayla ilgili bazı ipuçlarını elde ettikten sonra, İsveç’in ölüm kadar soğuk topraklarına uzanan akıl almaz bir yolculuğa koyulurlar ve her ikisi de sonuçlardan emindir. Ancak hedeflerine ulaştıklarında, içinde bulundukları tehlikenin her geçen an katlanarak büyüdüğüne şahit olurlar. Artık büyük bir uyuşturucu baronu tam karşılarına çıkmış ve her ikisinin de yaşamı kör bir namlunun ucunda sallanmaktadır. Kaçış yoktur.
Yaşadıkları büyük mücadele sona erdiğinde ve nihayet ülkelerine geri dönmeyi başardıklarında ise onları başka bir sürpriz beklemektedir.
Cenk Kayakuş, insanoğlunun karar mekanizmasına dair pek çok gönderme yaptığı bu ilk romanında, kişisel adaleti belli bir noktaya kadar yüceltiyor ve ahlaki değerler çevresinde dolaşarak, etik olanla olmayanın hangi noktada birbirinden ayrılması gerektiğini sıkça vurguluyor. Av, yüksek temposu ve vadettiği soluksuz aksiyonuyla mutlaka okunması gereken bir eser.
“Ne de olsa insan tümüyle çocukluğunda şekillenir. Sonraki yıllar ise yaşadıklarımızı hazmetmeye çalışırken çevremize verdiğimiz zararla geçer. O yüzden hepimiz hayatlarımız boyunca bir şeylerden nefret edip dururuz. Üstelik nefret ettiklerimiz etmediklerimizden fazladır.”
Cenk Kayakuş, 1986 yılında İzmir’de doğdu. İzmir Ekonomi Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler mezunu olan yazar, kısa reklamcılık kariyerinin ardından yerli ve yabancı romanlar için kapak tasarımları hazırladı ve bir süre Altın Bilek Yayınları’nda yayın yönetmenliği yaptı.
Kayakuş, 2008 yılından bugüne kadar altı roman ve bir öykü kitabı kaleme aldı. 2008 yılında piyasaya çıkan ilk romanı Av’ın ardından kendine özgü bir okur kitlesi elde ederek, 2012 yılında yayımlanan ikinci romanı Saplantı ve hemen arkasından gelen Kara Güneş adlı bir diğer romanıyla Türkiye’de macera romancılığına farklı bir boyut kazandırdı. 2014 yılında okurlarla buluşan dördüncü romanı Piri Reis’in Sırrı ile Osmanlı tarihinin gölgede kalmış efsanevi denizcisinin hayatındaki önemli noktaları ele alarak, gerçekle kurguyu başarılı bir şekilde harmanladı. Yarattığı Hakan Geda karakterinin son macerası Uçuş 345 ise Türkiye'nin denize düşen ilk ve tek yolcu uçağı TK345'in trajik hikâyesini okuyucularla buluşturdu.
2019 yılında yayımlanan Kayıp Kıta ise Mustafa Kemal Atatürk'ün tarih çalışmalarından ve Mu Kıtası efsanesinden yola çıkarak UNESCO Dünya Mirası listesine alınan Göbeklitepe'yi konu edindi.
Macera romancılığının dışında yeraltı edebiyatına da yönelen Kayakuş, son olarak Çıplak ve Kadınlar Arasında adını taşıyan bir öykü kitabıyla okuyucularının karşısına geçti. Otobiyografik izler taşıyan kitap, alkolik ve yalnız bir yazarın kadınlarla olan ilişkilerine odaklanıyor.
Kayakuş, son birkaç yıldır zamanının büyük kısmını İzmir'de geçirmektedir.