AK Parti'nin kurucu önderlerinden Abdullah Gül'ün başbakan, dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanı olarak Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damgasını vurduğu 12 yılın hikâyesi...
En başından son gününe kadar Gül'ün başdanışmanlığını yapan Ahmet Sever bu kitapta 12 yılın bilinmeyen, söylenmeyen veya söylenemeyen perde arkası gerçeklerini anlatıyor.
- 27 Nisan muhtıra gecesi konutta neler yaşandı, karşı metin nasıl hazırlandı? - 1 Mart Tezkeresi kabul edilseydi Türkiye'nin rotasını değiştirecek hangi gelişme olacaktı? - Gül cumhurbaşkanlığı sırasında en çok neye üzüldü ve kırıldı? - Cemaat'e yakın mı? - Gezi Olayları'nı nasıl gördü, neler yaptı? - Berkin Elvan'ın babasına ne dedi? - 17/25 Aralık yolsuzluk iddialarına tepkisi ne oldu? - Hangi olaydan sonra sabrı taştı? - Pişmanlıkları ve keşkeleri nelerdi? - Bugüne bakıp hatırladığı çocukluk hatırası neydi? - Twitter yasağını nasıl deldi? - Erdoğan ile hangi konularda ayrıştı? - Bülent Arınç'ı istifadan nasıl vazgeçirdi? - Hayrünnisa Hanım ne zaman "Artık yeter" dedi? - Hakan Fidan krizinde ne yaptı? - Çekilme kararını ne zaman ve neden aldı? - Hangi ünlü gazeteciyi hapse girmekten kurtardı? - Suriyeli Ermenileri Türkiye'ye getirmek için hazırlanan gizli plan neydi? - Erivan'a gitmeye nasıl karar verdi, bu karara kimler karşı çıktı? (Tanıtım Bülteninden)
Guzel bir ani kitabi olmus. Gul konusunda her iki taraftan cok olumsuz seyler duymus olmakla birlikte bu kitabin bazi noktalari acikliga kavusturacak icerige sahip oldugunu dusunuyorum. Yakin tarihi gozden gecirmek ve (benim icin) bazi soru isaretlerini gidermek acisindan degerli bir kitap. Tavsiye ederim.
Vizyona girmeden tüm sahnelerini izlediğiniz filmi yeniden seyretmek gibi olsa da okunmaya değer bir kitap. Strüktürü iyi, yalnız hatıratlarda sıkça görüldüğü üzere biraz ego-centric :)
Kitabın objektif bir bakış açısı ile yazılmış olduğu izlenimi uyanmadı bende. Daha ziyade Abdullah Gül ile ilgili belli bir anlayış yaratma amacıyla kaleme alındığı hissine kapıldım. Tarihi olaylara ışık tutma iddiası biraz muallakta kalmış bence. Meraklısı okuyabilir.
"Siyasal islamcı değilim, demokrasi, özgürlük, barış ve iyi olan diğer her şeyi temsil ediyorum" ile başlayıp "Haberimiz yoktu, aldatıldık, biz de çok şaşırdık, duyduğumuzda çok üzüldük" ile biten bir yazılı savunma.
Ahmet Sever kitabın giriş kısmında objektif olabilecek miyim diye sormuş ama kitap boyunca kendisini övdüğü hissine kapıldım. Kilit noktalarda çözüm önerisi getiren, kendi fikirleriyle en iyi noktaları yakaladığı ve Abdullah Gül'ü bir nevi yönlendirdiği yada başka bir deyişle görüşlerinin hemen kabul edildiği izlenimi yaratmış.
Kitabın özeti ise son 12 yılı Abdullah Gül ve diğerleri olarak ayırıp, Abdullah Gül'ün pek çok açılım yaptığı ve ülkeyi iç ve dış politikada yükselişe geçirdiği, diğerleri tarafından ise bunun gerileme ve çöküşe götürüldüğü.
Kitabın pek çok yerinde de Abdullah Gül'ü diğerlerinden ayırmayı hedeflemiş. En iyi ayrımı ise sayfa 107'de yapıyor; "Kavgadan, çatışmadan, kaba üsluptan, kutuplaşmadan hiç hoşlanmıyor."
Kısacası yakın geçmişi bir danışman gözünden okumak keyifli. 3 yıldız vermemin sebebi ortada bir sıkıntı var da kendisi ve Abdullah Gül'ü temize çıkarma çabasındaymışçasına yazmasıdır. Biraz daha objektif, biraz daha detaycı olup olayları kendi istediği sıralama yerine tarihsel sırasıyla yazmış olsa tadından yenmezdi.
türkiye'nin yakın siyasi tarihini ve erdoğan-gül çekişmesini farklı bir bakış açısıyla görebildiğimizi sağlaması dışında tam bir fiyasko. kesinlikle objektif değil, olaylar kronolojik bir şekilde sıralanmadığından kafa karıştırıcı olabiliyor (mesela 2007 muhtırasından başlayarak iktidara geçmesine atlaması) ve ergenekon-balyoz davaları, suriye dış politikası, 2010 referandumu gibi önemli olayların üzerinden geçilmiş ve sadece sonuçları üzerine ya da o olaydan mağdur olan birisiyle gül'ün ilişkisi anlatılmış.
Abdullah gülün bakış açısından ondan taraf olarak kaleme alınmış Gül'ü her tartışmalı konuda masumiyet çerçevesine sokan madem bu kadar aranızda gerginlik vardı neden sesin çıkmadı ey makam sahibi dedirten Hayrunnisa hanimin siyasete baglanmaksizin yaptığı insani çıkışları bize gösteren bir eser. Kitapta Yüksek mevkilerdeki insanların ihtiraslarına şahit oluyoruz. Bu iktidar döneminde içerden yazılan ilk eser olması açısından da önemli
Yakin tarihte devletin tepesinde yasananlari, perde arkasinda olanlari/olmayanlari cok yakin bir taniktan okuma firsati. Tarafsiz oldugunu soylemek zor. Kurgu iyi, dil sade, anlatim akici. Kitabin ele aldigi donem, yasanan olaylar ve anlatilan/anlatan kisinin pozisyonu dusunuldugunde kitabin detaylara daha fazla yer vermesini ve daha uzun olmasini beklerdim.
Ahmet Sever Abdullah Gül ile olan anılarını yazmış. Basından takip etmeye çalıştığımız olayların arka planında yaşananlar, devlet mekanizması içerisindeki diyaloglar, adam kayırmalar, kavgalar, dövüşler, vs... Bunlar zaten az çok tahmin edebileceğim noktalardı. Kitapta asıl ilgimi çeken kısım Abdullah Gül'ün AB ile müzakerelerin açılması sürecinde yaşadıkları oldu.
Okumak vakit kaybı bu kitabı. Kitabın içinde medyada takip edilemeyip de, Ahmet Sever in Abdullah a Gül e en yakın kişilerden biri olarak, ona dair paylaşmış olduğu hiç bir yeni bilgi yok. Efendim Sayın Gül gerilmiş, yok efendim üzülmüş, ailesi üzülmüş falan filan. Heralde iktidarlarından sonra ortaya çıkacaklara karşı bi önsavunma olmuş kitap.
Eşi bulunmaz bir insan gibi anlatılmış kendisi. Öyle midir? Bilmem. Fakat dengeleyici bir insan olduğu aşikardı, kitapta bu yönüne ilişkin daha somut örnekler de görmüş olduk. Tarihe not düşmek üzere hazırlanmış, çok detaya girilmemiş bir anı kitabı.
Abdullah Gül'ü aklamak için başdanışmanı insanüstü bir çaba sarfetmiş ama boşuna. Kitap ile ilgili en iyi eleştiri Ahmet Hakan Hürriyet'teki yazısıdır.
Her ne kadar biraz Abdullah Gül'ün reklamı gibi ifadeler içerse de, Ahmet Sever'in bir gazeteci kimliğiyle de yaşadığı olayları tasvir etmesine tanık oluyoruz.