Bilim Felsefesi, modern dönem insanına yeni bir bakışın kapısını aralayacaktır…
Bilim, dünyayı anlayabilmemizde rol üstlenen en önemli etkinliklerden biri. Bu bakımdan, özellikle yeniçağın başlangıcından bu yana, getirdikleriyle hem günlük hayatımızı hem de düşünme biçimimizi belirleyen bir yana sahip.
Peki ama böylesine merkezi bir yere sahip bilim hakkında ne biliyoruz? Yaptığımız atıfların ne kadarının bilimde bir karşılığı var? Bilimsel bilginin gücü ne? Bilim nasıl bir çalışma yöntemine sahip? Doğa yasası diye adlandırdığımız şey, acaba gerçekten doğada var mı, yoksa bu, insanın bir kurgusu mu? Tarihsel-toplumsal bir varlık olan insanın yürüttüğü etkinlik olarak bilim, tarihin dışına ne kadar çıkabiliyor?
Bilim Felsefesi, bütün bu ve benzeri soruları, bilim kavrayışını doğa bilimlerinden ibaret saymayan bir anlayış doğrultusunda açıklıkla tartışıyor.
1944’te İzmir’de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi’nde başladığı lise öğrenimini tamamlayamadan kunduracı kalfası ve tezgâhtar olarak çalışmak zorunda kaldı. 1965’te Sivas’a er olarak askere gitti. Liseyi askerliği sırasında dışarıdan sınavlara girerek bitirdi. Yine askerliği sırasında üniversite giriş sınavını kazandı. 1967’deki terhisinden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yükseköğrenimine başladı ve bu bölümden 1971’de mezun oldu. ’97’-‘974 arasında Almanya’da bulundu ve çeşitli işlerde çalıştı. Mezun olduğu bölümde 1974’te başlayıp daha sonra Max Weber’de Bilim ve Sosyoloji (1990) adıyla yayımlanan doktora tezini 1979’da tamamladı. Yükseköğrenimi ve doktora çalışması sırasında (1967-1979) Almanya’da ve Türkiye’de işçi, büro memuru, sendikacı, muhasebeci ve yönetici olarak çalıştı. 1980’de, otuz altı yaşındayken, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde asistan olarak göreve başladı. 1988’de doçent, 1993’te profesör oldu. 2001’de kendi isteğiyle emekliye ayrıldıktan sonra, aynı yıl içinde, Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yeniden akademik hayata döndü ve uzun süre bölüm başkanlığı yaptı. Halen Yeditepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesidir.
Öncesinde Cemal Yıldırım'ın Bilim Felsefesi kitabını okumuştum. Türkçe literatürde o kitabın ismi daha çok geçiyor. Ama bence Doğan Özlem'in aynı isimli kitabı çok daha başarılı ve etkili. Daha zengin bir içeriğe sahip, felsefe tarihine göndermelerle daha zengin bir okuma deneyimi sunuyor. Konuları ele alış biçimi daha bütünlükçü ve makale veya tez atmosferinden uzak ki bu tip kurgu dışı kitaplar için bence çok önemli bu durum. Uzun makale ya da tez okuyormuş hissine kapıldığımda kitaptan kopuyorum. Bilim Felsefesi üzerine okumak bir miktar metodoloji aşinalığı gerektiriyor. Aksi takdirde esere adapte olmak zorlaşıyor. Birkaç yıldır Metodoloji derslerini yürüttüğüm için benim açımdan çok tamamlayıcı bir okuma deneyimi oldu.
Bilimi ; Teori, kuram, uygulama, pratik, dil, toplum, kültür, nesnellik, tarihsellik,… gibi birçok açıdan ele alan bir kitap.
Önce kitabın ilk bölümlerinde bilimi “salt bilme etkinliği” olarak bilgi-kuramı ve mantıksal açıdan ele alıyor. Burada Doğan Özlem kendi fikirlerini de katarak bir çok bilim felsefecisinin fikirlerini karşılaştırıyor.
Daha sonra bilime tarihsel- toplumsal bir olgu olarak bakıyor.
Bütün bunları anlatırken pozitif bilimlerin temel mantığını vurguluyor;
Olgulardan - Kurama gitmek.
Dili (çok değil ☺️ ) biraz ağır gelebilir. Eğer daha önce bilim felsefesi veya popüler bilim kitapları okuduysanız anlatılanları daha rahat anlayabilirsiniz. Tavsiye ederim.