1960-1980 arası, Türkiye solunun kendini yığınsal ölçeklerde var ettiği, Türkiye’yi derinden etkilediği bir dönemdir. 12 Eylül 1980 ise Türkiye’nin sınıf ve siyaset yelpazesinin şiddetle parçalanıp gerici ve karşı-devrimci bir transformasyonla yeniden yapılandırılmaya başlandığı milattır.
Bu kitapta, bu 20 yıllık dönem, ortama özelliklerini veren dünya koşulları, Türkiye’nin ekonomik, toplumsal, siyasal gelişmeleri ve sınıf mücadelesi pratiği içinde, özel olarak solun, sosyalizmin yükselişi ve düşüşü merceğinden anlatılıyor.
Kitapta bir yandan, nesnel gelişmelerin ve sol öznelerin pratik siyasal etkinliklerinin somut bilgiye dayanan öyküsü özetlenirken, bir yandan da, solun çeşitli öğelerinin tarihsel ve dönemsel oluşum, biçimleniş özellikleri, ideolojik siyasal, programatik görüşleri irdeleniyor.
Türkiye Solu 1960-1980: Yükseliş ve Düşüş, genç kuşaklara bu çeşitli açılardan zengin tarih döneminin bilgisini, deneyimini aktarmayı, aynı zamanda bugün sorunlu bir evreden geçmekte olan Türkiye soluna geçmişte yapılabilenler, yapılamayanlar ve yanlış yapılanlar üzerinden yeni bir silkiniş için dersler çıkarmada katkı sunmayı amaçlıyor.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Siyasal, düşünsel ve pratik eylemliliği 1968 İstanbul Üniversitesi işgali, 6. Filoyu ve Vedat Demircioğlu’nun ölümünü protesto eylemleriyle başladı. 1973 yazında yurtdışına çıktı. 1974’te TKP üyesi oldu. O tarihten bu yana aktif örgütlü sol siyasetin içinde. Bir yıl Moskova’da Lenin okulunda eğitim gördü. 1980 Aralık ayında ikinci kez yurtdışına çıktı. İngiltere, Fransa ve Almanya’da bulundu. 1992’de Türkiye’ye döndü.
“Ben, Deniz’in 70’in sonbaharında ODTÜ’ye geldiğinde bana söylediği sözleri hatırlıyorum, onlar oldukça kritik sözlerdi. Bazı kararlarımı hep o sözleri aklımda tutarak verdiğimi hatırlıyorum. Rasgele bir tartışma içerisinde Deniz şöyle bir öngörüde bulundu. ‘Bütün Türkiye’ye sıkıyönetim gelecek, herkesi cezaevine dolduracaklar. Orada herkesin bir koğuşu olacak, her eğilimin bir koğuşu olacak.’ O zamanki adla bağlı olarak, ‘Kırmızı Aydınlık koğuşu, Beyaz Aydınlık koğuşu, Sendikacılar koğuşu… Ziyaretçiler tavuk getirecekler, onlar, bu tavukları nasıl paylaşacaklarını tartışacaklar.’ Şimdi hatırlamıyorum kimdi, birisi: ‘Peki biz ne yapacağız?’ diye sordu, Deniz, ‘Biz öleceğiz oğlum’ dedi, ‘çünki biz dövüşeceğiz. Ve oportünizm nasıl bir şeydir, mücadele nasıl bir şeydir, devrimcilik nasıl bir şeydir, onu o zaman herkes görecek’.”(s.181)
60'lar kısmı bir hayli kötü. Ancak konuyla çok ilgili birisi ne hazin yanlışlar var görmek için okuyabilir. Ergun Aydınoğlu'nun "Türkiye Solu (1960-1980)" kitabı daha doğru ve faydalı.