"Düşünce inanç haline ancak bilinen tek yolla, genellikle diğer akılların aynı inanca varmak için geçtikleri yollardan çok farklı, hiç beklenmedik bir yolla geçer."
Üçlemenin ikinci kitabı, bu kitabı ilkinden daha çok beğendim. Bu kitapta olaydan çok genç bir bilincin içindeyiz. Nikolenka Aleksandroviç, bu sefer annesinin ölümünden sonra ailece Moskova’ya taşınmalarını, babaannenin evinde geçilen yeni düzeni, kardeşleriyle ilişkilerini ve giderek karmaşıklaşan iç dünyasını anlatıyor. O yaştaki bir çocuğun ahlaki uyanışı, abisine duyduğu kıskançlık, kendi içine çekilmesi -"gurullu yanlızığıma çekildim" olarak ifade ediyor-, içindeki inanç kriziyle ilgili sorgulamaları ve aklıyla duyguları arasındaki çatışmada yapmaya çalıştığı felsefi yorumlar oldukça güzeldi. O yaştaki bir çocuğun kırılma anlarına dair zihninden geçebilecek her noktaya ustaca değinilmiş. Tolstoy, insan ruhunu çözümlemedeki ustalığını daha ilk yazınında ortaya koymuş.
Herkese keyifli okumalar.
Evet ama insan hep aynı kalamaz ki; bir gün gelir değişmek gerekir...syf17
Ağlamıyordum, ama yüreğimin üstünde taş gibi ağır bir şey vardı. Altüst olmuş zihnimden artan bir hızla düşünceler, varsayımlar geçiyordu; ama başıma gelen felaketi anımsatan her anı bu düşünce ve varsayımların dolaşık zincirini kopar-tuyordu ve beni bekleyen yazgı konusunda çıkışı olmayan bir bilinmezlik, umutsuzluk ve korku labirentine giriyordum tekrar.syf67
Bir kez daha yineliyorum, duygu meselesindeki gerçekdışılık, gerçeğin en inandırıcı göstergesidir.syf105
Ömrüm boyunca bana daha pek çok zarar verecek olan en önemli kusurum dışında, yani gereksiz yere her şeye kafa yorma hevesim dışında ilkgençlik kusurlarımdan yavaş yavaş kurtulmaya başlıyordum.syf108
gençlikte henüz akla değer verir, ona inanırsın. Gençlikte ruhunun bütün güçleri geleceğe yöneliktir, gelecek de geçmişin deneyimlerine değil, hayali bir mutluluk olasılığına dayanan umudun etkisi altında öyle çeşitli, canlı ve büyüleyici şekiller alır ki, gelecekteki mutluluk üzerine ku-rulan, sadece anlaşılabilir ve paylaşılabilir hayaller bu yaşın gerçek mutluluğunu oluşturur.syf119
Durumuma alışamayacak kadar onurluydum, üzümün henüz koruk olduğuna kendisini inandıran tilki misali kendimi avuturdum; yani benim gözümde Volodya'nın yarar-landığı, benimse için için kıskandığım hoş bir dış görünüşün sağladığı tüm zevkleri küçümsemeye çalışır, gururlu bir yal-nızlıktan haz almak için aklımın ve hayalimin bütün gücünü zorlardım.syf29
Kendi ilkgençliğimi, özellikle de o talihsiz günde içinde bulunduğum ruh halini anımsayınca insanın herhangi bir amacı ve zarar verme isteği olmadığı halde sırf öylesine bir meraktan, bilinçsizce bir şeyler yapma gereksinimiyle çok korkunç bir suç işleyebileceğini çok iyi anlıyorum. Öyle an-lar olur, gelecek insana o kadar karanlık görünür ki, insan akıl gözlerini bu karanlığın üstünde durdurmaya korkar, aklının faaliyetini tamamen keser ve kendini bir geleceğin olmayacağına, geçmişin de olmadığına inandırmaya çalışır.syf64
İlkgençlik yıllarımda din konusunda kafamı karıştıran kuşkulara doğru ilk adımı tam bu anda attığımı, bu adımı atma nedenimin mutsuzluğumun beni hoşnutsuz-luğa ve inançsızlığa itmesi değil, ruhsal durumumun son derece bozuk olduğu ve gün boyunca tek başıma kaldığım bir sırada aklıma gelen Tanrı'nın adaletsizliği düşüncesinin yağmurdan sonra yumuşamış toprağa düşen kötü bir to-hum gibi hızla büyümesi ve köklerini salması olduğunu söyleyebilirim.syf70
Babamı seviyordum, ama insan aklı yüreğinden bağımsız bir yaşam sürüyor, sık sık da duygularını aşağılayan, duygu ları açısından anlaşılmaz ve acımasız düşünceler barındırı yor içinde. Uzaklaştırmak istediğim halde böyle düşünceler benim de aklıma geliyordu...syf102
...ruhum göğe uçuyor; orada şaşırtıcı güzellikte, beyaz, saydam, uzun bir şey görüyor ve bunun annem olduğunu hissediyorum. Bu beyaz şey çevremi sarıyor, beni okşuyor, ama ben içimde bir huzursuzluk duyuyorum, sanki onu tanımıyorum. "Eğer sahiden sensen," di-yorum, "o zaman sana sarılabilmem için kendini bana daha iyi göster." Sesi bana yanıt veriyor: Burada hepimiz böyleyiz, sana daha iyi sarılamam. Yoksa bu hoşuna gitmiyor mu?" "Hayır, çok hoşuma gidiyor, ama sen beni gıdıklayamıyor-sun, ben de senin ellerini öpemiyorum..." "Buna gerek yok, bu da çok güzel," diyor annem ve ben sahiden çok güzel olduğunu hissediyorum, birlikte daha yukarılara uçuyoruz. Burada sanki uykudan uyanıyorum ve kendimi tekrar san-dığın üstünde, karanlık kilerde, yanaklarım gözyaşlarından aslanmış, birlikte daha yukarılara uçuyoruz sözlerini doğru-layan düşüncelerden uzak buluyorum. Durumumu anlamak için uzun süre her türlü çabayı harcıyorum, ama şu anda zihnimde sadece ve sadece korkunç karanlık, aşılmaz bir boşluk canlanıyor. Gerçeğin aklıma gelmesiyle kopan o fe-rahlatıcı, mutlu hayallere geri dönmeye çalışıyorum; önceki hayallerin izini çabucak buluyorum, ama bu hayallerin de-vam etmesinin olanaksız olduğunu görmek beni şaşırtıyor ve daha da şaşırtıcı olan, bunların hiçbirinin artık bana keyif vermediğini görmek.syf71
Yaşamınızın belli bir döneminde olaylarla ilgili bakış açınızın tümden değiştiği, o ana dek gördüğünüz her şeyin henüz bilmediğiniz öbür yüzünü size döndürdüğünü ansızın fark ettiğiniz oldu mu hiç sevgili okurum? Benim ilkgençliğimin başlangıcı saydığım böyle bir manevi değişiklik ilk kez bu yolculuğumuz esnasında başıma geldi işte.
Yalnız olmadığımızı, yani ailemizin bir toplum içinde yaşadığını, bütün olayların yalnızca bizim çevremizde dönüp durmadığını, bizimle hiçbir ortak yönleri olmayan, bizim için kaygı duymayan ve hatta bizim varlığımızdan haberleri bile olmayan insanların da başka bir yaşamı olduğunu ilk kez açıkça düşünüyordum. Kuşkusuz bunların hepsini eskiden de biliyordum; ama şimdiki kadar bilmiyor, bilincine varmıyor, hissetmiyordum.
Düşünce inanç haline ancak bilinen tek yolla, genellik-le diğer akılların aynı inanca varmak için geçtikleri yollardan çok farklı, hiç beklenmedik bir yolla geçer.syf19