“Çok Güzelsin Gitme Dur” Haldun Taner’in 1976-1982 yıllarındaki gazete yazılarından oluşuyor. İstanbul, tarih, eğitim, sanat, edebiyat, dil, kültür, tiyatro, kentsel sorunlar, yitirilen erdemler, doğa ve çevre, konu ne olursa olsun, Taner’in kalemiyle renkleniyor.
“Bir ada arıyorum. Sen ben kavgasından uzak. İnce hesaplardan. Bir ada ki ona gelen unutsa adını, mesleğini, bencil ihtiraslarını. Soyunsa kinlerinden, hasetlerinden bir bir. Yeterince yer olduğundan kelli güneşin altında, denizde ve kıyıda, kimsenin gözü olmasa başkasının yerinde. Uzanıp düşünmemek, sadece yaşamak tadı ile yetinip bıraksa kendini kendine. Ayak oyunlarına sapmadan. Dedikodu yapmadan. Bıraksa kendini hafif rüzgâra, deniz minaresi gibi, kozmik bir ezeli şarkıyı ta içinde duyarak. (...)
“Bir ada arıyorum. Politikadan uzak. İktidar hırsı yok. Kendinden başka düşünene tahammülsüzlük yok. Herkes eşit adasever. Kimi kıyısını, kimi yamacını, tepelerini, çamlıklarını… ‘Mademki benden değilsin, öyleyse bana karşısın’ ham görüşü uğramamış adaya. Seçim sorunu, oy dalgası, partiler, koalisyon, Çince gibi sözcükler kullanılmıyor ada sakinlerince. Siyaset yok ki siyasi suç kalsın.”
Haldun Taner, a well-known Turkish playwright and short story writer.He was born on March 16, 1915 in Istanbul. After graduating from the Galatasaray High School in 1935, he studied politics and economy at the University of Heidelberg in Germany, until a serious health problem forced him to return to Turkey, where he graduated from the Faculty of German Literature and Linguistics in 1950. He also studied theatre and philosophy at the University of Vienna between 1955 and 1957 under the direction of Heinz Kindermann (1894–1985), an Austrian theater and literary scholar.
As a well-disciplined writer accumulating a rich blend of culture, Taner wrote a great number of stories, generally humorous; essays, newspaper columns, travel writings and theatre plays, in particular, brought him several important awards including the New York Herald Tribune Story Contest First Prize (1954), the Sait Faik Story Award (1954), the International Festival of the Humor of Bordighera Award (1969), and so on. Among his plays, the most popular is Keşanlı Ali Destanı (Epopee of Ali of Keshan). His stories have been translated into German, French, English, Russian, Greek, Slovanian, Swedish, and Hebrew.
Taner affected Turkish theater with the so-called Haldun Taner Theater named after his school of cabaret theater style. In 1967, together with Metin Akpınar, Zeki Alasya and Ahmet Gülhan, he founded the Devekuşu Kabere (“Ostrich Cabaret Theater”).
Haldun Taner died of a sudden heart attack on May 7, 1986, in Istanbul. He was laid ro rest at the Küplüce Cemetery following the religious funeral service at the Teşvikiye Mosque on May 9.
Works:
Stories: Yaşasın Demokrasi (1949),Tuş (1951), Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu (1953), Ayışığında Çalışkur (1954), Onikiye Bir Var (1954), Konçinalar (1967), Sancho’nun Sabah Yürüyüşü (1969), Kızıl Saçlı Amazon (1970), Yalıda Sabah (1983), Plays: Günün adamı-Dışardakiler (1957), Ve Değirmen Dönerdi (1958),Fazilet Eczanesi (1960), Lütfen Dokunmayın (1961),Huzur Çıkmazı (1962), Keşanlı Ali Destanı (1964),Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (1964), Zilli Zarife (1966), Vatan Kurtaran Şaban (1967), Bu Şehr-i Stanbul Ki (1968), Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1971), Astronot Niyazi (1970), Ha Bu Diyar (1971), Dün Bugün (1971), Aşk-u Sevda (19739, Dev Aynası (1973), Yâr Bana Bir, Anectode-Travel Writing-Interview:Devekuşuna Mektuplar (1960),Hak dostum Diye başlayalım Söze (1978), Düşsem Yollara Yollara (1979),Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil (1979), Yaz Boz Tahtası (1982), Çok Güzelsin Gitme Dur (1983), Berlin Mektupları (1984), Koyma Akıl Oyma Akıl (1985), Önce İnsan Olmak (1987)
ne güzel biriymiş.. birkaç şey: - taaa '70lerden bugünü görmüş, tahmin etmiş kısmına girmeden şunu söylemek istiyorum. türkiye'de gelişen/değişen/iyiye giden çok şey olsa da, hala neredeyse birebir aynı sıkıntıları yaşıyoruz. bunu o kadar yalın ve samimi bir dille anlatmış ki. böyle "aydın"larımız var mı hala? veya daha da mı bastırıldık bu geçen onyıllar içinde.. - kendisine "haldun beyim, çok zekisiniz, aklınız üst!" denseydi, yüksek ihtimalle yine kıvrak zekasını gösteren bir cevap verir, ama bir yandan da "aslında çok da öyle olmadığını" söylerdi sanırım. bu mütevazilik, bu bilgi birikim, bu yazma tarzı... en çok da bu hoşuma gitti. iyiye iyi, kötüye kötüyü bu kadar açık net konuşabilmek; kendi dostlarından, sevdiklerinden bahsederken dahi iyi yönlerini anlatırken yermek, müthiş. en çok da bunu kaybettik sanırım... - çok iyi bir gözlemci olduğu zaten aşikar. içimi ısıtsa da kitap, üzüldüğüm zamanlar da oldu. böyle bilimsel/aklı açık insanlar gittikçe azalıyor mu? (sırf tr için değil) altını çizdiğim çok fazla yer var, bu yüzden birkaçını paylaşaktansa, hiçbirini yazmamayı tercih ettim. alın okuyun :)
Haldun Taner ustanın 1976-83 yılları arasında şehir, toplum hayatı, edebiyat,tiyatro, ekoloji, çevre bilinci vs. konularda, kültür üst başlığında toplayabileceğimiz yazılarından oluşan bir kitap. Kitaba ismini veren cümle Goethe’nin Faust’undan. Cümlenin bağlamı aslında kitabı yazan ustanın zihniyetini de veriyor, insan sevgisi. Özellikle ‘Bir Beyin Göçmenine Eski Köyünden Mektup’ yazısı ile Mithat Paşa hakkındaki değerlendirmeler dikkate değer. Gerçi benimki de laf, üstadın her yazısı dikkate değer de bu söylediklerim ayrıca ilgimi çekti diyeyim.
Kitabı okurken adından mütevellit çok güzelsin bitme dur dedim, Taner'in düzyazıları hem çok güzel hem de çok bilgilendiricidir lakin bu kitaptaki yazıları daha bir hoşuma gitti zira 80'lerde yazdığı için 70'lerdeki yazılarına göre daha bir mahirleştiği ve birikimi seziliyor, ayrıca yazılarında değindiği sorunların güncelliğini korumasına üzülüyor insan, hasılı Taner'i okuyun dostlar, vaktiniz zayi, diliniz fakir, bilginiz nakıs, tebessümünüz eksik olmaz
78-80 aralığındaki köşe yazılarından oluşan kitapta günümüzü ilgilendiren birçok konu işlenmiş. Özellikle ekolojist akım, çalışmak, okumak üzerine olan yazılar çok hoş bir entellektüel sohbetin içine girmişsiniz havası veriyor. Yazıların birinde de filozof kime denir diye bir bölüm vardı, çok etkilenmiştim. Ayrıca, Haldun Taner sayesinde dünyaca ünlü Glock'u tanıdım.
1980 lerde yazılan ne varsa çok az değişmiş. Haldun Taner çok derin konularda çok kolaylaştırarak anlatabilen ve herkesin faydalanacağı şeyleri insana kolayca geçiren büyük bir usta. Bugünlerde böyle gazete yazısının hasretini nasıl da çekiyoruz.
İnsana dair, hayata dair ne varsa yazmış Haldun Taner. İyi ki de yazmış. Kitabı keyifle okumakla beraber geçen yaklaşık 35 yılda pek yol alamadığımızı hatta geriye gittiğimizi görüyorum. Haldun Taner gerçek bir aydın. Kitapta ele aldığı konular ve bu konular hakkındaki görüşleri, çözüm önerileri bunu kanıtlar nitelikte. Bununla birlikte insanı düşünmeye ve sorgulamaya sevk eden tespitleri de var. Bu yönüyle de belli aralıklarla tekrardan okunması gereken bir kitap.
Hala aynı sorunlarla boguştugumuz bu günlerde okudugumuzda ülkede hiçbir ilerlemenin olmadıgını anladıgımız bir kitap. Hangi yazısını okuduysam sanki o günki bir gazetenin köşe yazisını okuyor gibi oldum. Degişen sadece isimler ve kişiler. Ama toplum aynı toplum. Bizden sonraki kuşaklar okudugunda umarım o günü okuyormuş gibi olmazlar.
Kitap bundan yaklaşık kırk yıl önce yazılmış köşe yazılarından oluşmasına rağmen çok güncel konular içeriyor. Sanki tarihlerini dikkate almazsanız günümüzü anlatıyor gibi. Hâlâ benzer şeyleri konuşuyor olmak da ayrı bir konu. Üslup olaraksa daha çok üstü kapalı, direkt hedef göstermeden yazılar yazmış Haldun Taner. Güzel kitap, tavsiye ederim.