Aykırı düşüncelere sahip ateşli bir polemikçi olan Giovanni Papini, 20. yüzyılın ilk yarısının tartışmalı edebi kişiliklerinden biridir. 1931 yılında yayımlanan Gog’da Birinci Dünya Savaşı sırasında büyük bir servet edinen ve dünyayı gezmekte olan Amerikalı bir milyarderin hikâyesini anlatır. Dünyada olup bitenin nedenini arayan bu saf ve cahil Amerikalı, Bernard Shaw’dan Gandhi’ye, Freud’dan Einstein’a kadar birçok ünlü kişiyle karşılaşır.
Papini’nin Borges’in Babil Kitaplığı serisinden Kaçak Ayna öykü kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Hatta yorumumu şu cümleyle bitirmiştim “Mussolini’yi destekleyen yani faşist düşüncedeki bir insan bu kadar naif olabilir mi?”
Bu kitabında Papini savaş fırsatçılığı ile zengin olmuş, cahil ve insanları sevmeyen, hiç bir şekilde memnun olmayan, kendi söylemiyle her şeyi satın alabilecek kadar parası olan ama yine de canı sıkılan bir multimilyarderin, kitaba adını veren fantastik kurgu karakterinin yani GOG’un, parasını gezmek-görmek-öğrenmek için harcaması, bunun için dünyanın her yerine gitmesi ve bu esnada karşılaştığı dönemin ünlü simalarıyla yaptığı hayali sohbetlerin, bazı konulardaki saptamalarının ve günlük şeklinde anlatılarının toplamından oluşan bir kitap.
Aynı Mişima için yaptığımızı Papini için de yapalım, yani kişiliğini, siyasi düşüncesinİ, dünya görüşünü bir tarafa bırakalım ve bu sadece bu eserine, GOG’a odaklanalım. Benim gördüğüm “genious” denecek kadar zeki, bir o kadar akıcı ve kuvvetli kalemi olan, mizahı, özellikle kara mizahı çok iyi kullanan, edebiyat, felsefe ve tarih bilgisi, entellektüel düşünme gücü oldukça güçlü bir yazar. Aykırı ve kışkırtıcı, oldukça radikal fikirleri var, “şeytanın avukatlığını” sakınmadan yapıyor.
Yahudi karşıtı ve ırkçı, kadını aşağılayan cinsiyetçi söylemleri çok net olarak görülüyor, kitabı okuyunca yazarın faşist düşünceye yakın olduğu anlaşılıyor. Din ve tanrı konularıyla da yakından ilgili. Spiritüel dünya, medyumluk, telepati gibi metafizik öğelerden bahseden bölümlerde aslında kendi düşüncelerini, “zihni sinir projelerini” anlatıyor, sanki kafası biraz karışık. Aslında her şeye karşı, her kişiye, her düşünceye, her akıma, her inanca velhasıl her şeye söyleyecek iki çift karşı söz buluyor, hatta karşı olmasa bile bunu yapıyor, huzursuzluğa yapışmış. Anarşizm ile nihilizm arasında gidip geliyor.
Kitap iki ciltten oluşuyor, farklı tarihlerde yazılmışlar. İlkini (Gog) 1931’de 1. Dünya Savaşı sonrasında, ikinci kitabı ise (Kara Kitap) 1951’de 2. Dünya Savaşından sonra yazmış. Ancak ikinci cilt birincisinin kötü demeyelim ama zayıf bir kopyası. Sanırım bu nedenle ikinci bölümden pek keyif almadım. İddialı olacak ama ikinci kitap okunmasa pek kayıp olmaz bence.Temelde eleştirel bir kitap. Din, siyaset, sosyal ilişkiler, yaşam, ölüm, savaş, barış gibi birçok konuda kısa anlatılarla muhalif bir dünya yaratıyor Papini. Ünlü yazarlar, düşünürler, sanatçılar, politikacılar ile yaptığı kurgusal görüşmelerden çıkardığı notları paylaşıyor. Kitabın çevirisi mükemmel (Fikret Adil).
Kitabın kurgusunu değerlendirmiyorum çünkü hayali kahraman GOG’un günlüklerinin aktarımından ibaret. Aslında bu kitabı roman olarak değerlendirmek güç, denemeler ve öykülerden oluşmuş bir anlatı gibi. Buna karşın roman olarak kabul edilirse bence deneysel ve çok başarılı, biraz fantezi, biraz kurgu ile kuvvetlendirilmiş deneysel bir roman. Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı’na benzettim. Zaten okurken de huzursuz ettiği bölümler oldukça fazla. Montaigne’nin “Denemeleri”nden etkilendiği muhakkak. Çünkü denemeleri konu ve yaklaşım açısından benzeşiyor. Kitabın kahramanının ikametgahı olan New Parthenon’da yazdıkları biraz bilim kurgu biraz distopya gibi.
Papini’nin çok kitap okuduğunu ve bazılarından çok etkilendiğini kitaptaki bazı önemli eserlerden yaptığı alıntılardan anlayabiliyoruz. Alıntılar bu eserlerdeki olay veya kişilerin aynısı olduğundan hemen tanınıyorlar. Örneğin Shakepaere’in Hamlet’i, Dante’nin İlahi Komedi’si, Cervantes’in Don Quiote’u, Swift’in Güliverin Seyahatleri, Homeros’un İlyada’sı, Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü, Volter’in Candid’i, Goethe’nin Faust’u, Flaubert’in Madam Bovary’si ilk göze çarpanlar.
Bu yorumu sonuna kadar okuduysanız, sizin bir “kitap kurdu” olduğunuzdan ne kadar eminsen bu kitabı “kitap kurtlarının” beğeneceğinden de o kadar eminim.
Son bir not; okuduğum kitap İş Bankası Kültür Yayınları 13. baskısı. Modern Klasikler dizisinin 56 no’lu kitabı. Kapağı açınca karşınıza çıkan ilk sayfa no: 52, yani Anthony Burgess’in “Doktor Hastalandı” kitabının bilgilerinin olduğu sayfa. Bu ayıp İş Bankası yayınlarına yakışmadı.
Cok farkli bi kitap. Daha once hic buna benzer bir kitap okumamistim. Yazar hic akla gelmeyecek konularla ilgili goruslerini yazmis. Bunu yaparken de direkt bir makale gibi yazmak yerine konuyu biraz hikayelestirmis ve bazi durumda Gog isimli Amerikaliyi ve cogu zamanda Picasso ve ya Gandhi gibi tarihi kisilikleri konusturmus. Konular ise bu “deneme” kitabini bir “bilim-kurgu” kitabi haline getiriyor. Cok cok eglenceli bir kitap olmus. Bir anda Molotov’la konusmaya basliyorsunuz. Hemen ardindan kendinizi Salvador Dali’yi dinlerken buluveriyorsunuz. Gog gercek adi Goggins olan bir Amerika yerlisi. Cok cok cok zengin biri. Ve serveti sayesinde her yere girip cikabiliyor. Ustelik bu adam yillar once calismayi birakmis. Ve dunyayi gezmeye baslamis. insanlardan nefret eden biri o. Ayni zamanda da fazlasiyla merakli bir tip. Dilencilerle de devlet adamlariyla da sanatcilarlada herkesle konusup hikaye ve gorus topluyor. Hatta yolu bir gun Istanbul’a bile dusuyor. Hakkinda konustugu konular ise cok garip. Idam uzay ozgurluk... Cok severek okudum. Bu arada aslinda iki cilt olan bu kitabi tek ciltte toplamislar. Minimum universite yillari.
Okumaktan çekindiğim ve evde kaldığımız bu günlerde okumaya kendimi zorladığım bir kitap daha... Gog, içerik ve üslup olarak ilgimi çekse de beni bunaltabileceği endişesiyle uzun zaman önce aldığım; fakat okumayı devamlı ertelediğim bir kitaptı. Korktuğum gibi olduğunu söyleyemem; fakat zaman zaman biraz bunaldığım da doğru.
Aslında İş Bankası tarafından Gog ismi ile basılan bu kitap Papini'nin iki kitabının birleşimi. İlk kitap, Gog, diğeri de Gog'un devamı niteliğinde olan Kara Kitap isimli kitap. Kitap, yazarımız Papini'nin bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde tanıştığını iddia ettiği -kurguladığı- Goggins (Gog) isimli bir Amerikalı milyarderin yazılarını içeriyor. Gog ömrü hayatı boyunca Hitler'den Gandhi'ye Picasso'dan Hamsun'a pek çok farklı alanda dünyaca tanınan isimle tanışmış ve bu tanışıklıklarını kaleme almış. Gog'un yazılarında yer verdiği kişiler yalnızca "ünlü" şahıslar değil elbette. Bunlar haricinde pek çok kişiye ve değişik hikâyelerine de yer vermiş.
Kitap, fikir olarak bana çok ilgi çekici gelmişti, hâlâ da öyle olduğunu düşünüyorum. Bazı bölümler oldukça merak uyandırıcı ve sorgulatıcı. Bununla birlikte, her bölüm en fazla beş sayfadan oluşuyor ve bir yerden sonra bu kadar fazla metni arka arkaya okumak kafayı karıştırıp dikkati dağıtabiliyor. Ben aynı anda birden fazla kurgusal metin okuyabilen biri değilim. Bu nedenle "Gog'dan birkaç bölüm okuyup araya başka kitaplar alayım" da diyemedim. Bu da maalesef zaman zaman kitaptan sıkılmama yol açtı. Siz aynı anda birden fazla kitap okuyabilen biriyseniz yavaş yavaş azar azar okumanız eminim ki Gog'u daha çok sevmenizi sağlayacaktır.
Uzun bir okuma sonrasında bitirdim Gog seyahatlerini. Konuştuğu insanları tanımak, yer yer bilmek gerektiği için bu kadar uzattım belki. Çünkü bazen, ne kadar yetersizmişim dedim bu kimseyi hiç bilmiyorum. Hani hep derler ya ön okuma diye işte burada onu daha iyi anladım. Ama size şunu söylemeliyim, ön okuma yapsanızda yapmasanızda bu kitabı bir gün mutlaka okumalısınız. Diğer tüm okumalarınızdan farklı bir okuma deneyimi katacağını, tecrübenin, yaşanmamış da olsa bir şeyler verebildiğini göreceksiniz. Belkş bazen aklınız bulanacak, karışacak ama sonunda bir şeyler belirecek. Özellikle yalnız kaldığınızı hissettiğiniz zamanlarda başlarsanız, insanın kendi kendine de kalabalıklaşabildiğini göreceksiniz. Tabi az biraz hayal gücü, az biraz bilgi, üzerine biraz zeka koyarak. İyi okumalar.
Okuduğum en iyi kitaplardan. Harika bir anlatım. Dolu dolu bir kitap. Kesinlikle okumanızı öneririm. Papini eleştirisini de önerisini de hayalini de fikirlerini de çok net vermekte. Okumakta geç kalmışım ama belirli bir olgunluğa eriştikten sonra okunsa daha tesirli olacağı düşüncesindeyim.
Uzun bir dönemden sonra nihayet dün kitabı bitirebildim.:) Birkaç sene önce konusu ilgimi çok çektiği için listeme girmişti Gog ve belki 1-2 sene de okunmayı bekledi. İlginç bir şekilde ne beklediğim gibi bir kitap oldu, ne de beklediğimden kötü. Belki de biraz daha akıcı bir kitap beklemiş olduğumdan böyle düşünüyorum ama sırf öyle değildi diye de kötü bir kitap diyemem Gog'a. Hatta okumuş olduğuma memnunum da. Papini belli ki çok farklı bir yazar. Özellikle düşünceleriyle...Böyle bir kitap ortaya koymak için gelenekselden ayrı durmak gerekir, Papini tam da böyle bir yazar. Sayfaları çevirdikçe hem düşüncelerinden iz buluyorsunuz hem de onları ortaya koyma şekliyle farklılığını anlıyorsunuz. Bu okumanın benim için yorucu olduğunu kabul ediyorum ama şansıma roman olmasa bile yapmam gereken ders vb. okumalarım vardı ve bu beni hem kitabı hızlı okumaya çalışıp sıkılmaktan hem de araya başka bir kitabı özellikle alma girişiminden kurtardı, genellikle araya başka bir kitap almayı sevmiyorum çünkü. Belki özellikle bir şey beklememek gerekiyor bu kitaptan çünkü zaten kendisi çok şeyi epey farklı şekilde anlatıyor. Hem böylece kitabı verdiği zevkle ölçmekten ziyade, ona daha objektif olarak bakma şansına erişebilir sanırım insan, olduğu gibi. İyi ki zamanında yollarımız kesişmiş de kütüphaneme katmışım onu.:)
Ocak ayında güzel kitaplar okumaya devam ettiğim için çok mutluyum. GOG kitabı da bunlardan biri. Başta biraz tereddüt ile başladım ama ilginç bir şekilde çok kolay okunduğunu görünce zaten kitabı elimden bırakamadım. Dün gece bitirdim kitabı ve galiba biraz zaman geçtikten sonra beğendiğim bölümleri tekrar okuyacağım. Bu kitabı ilk başta anı/hatıra türü bir kitap sanmıştım ama bundan çok daha fazlasıymış. İçinde iki kitap var ve ilk kitapta Ford, Freud, Edison, Bernard Shaw gibi birçok ismi ziyaret ettiği zamanları bize anlattığı bölümler var. Mösyö GOG bir milyarder ve çok parası olduğu için canı normal bir insanın istemeyeceği şeyler istiyor. Değişik koleksiyonlar yapıyor (bildiğiniz devlerden oluşan bir koleksiyonu var) ve aklınıza gelmeyecek şekilde fikirler sunuluyor kendisine. Mesela ilk kitapta yanlış hatırlamıyorsam bir adam sessizlik musikisi sunmuştu. Kendine gelen değişik fikirleri değerlendirip aynı zamanda dünyayı dolaşıyor. Bize de yaşadığı şeyleri 2-3 sayfalık bölümlerle anlatıyor. Mösyö GOG’un en sevdiğim yanı sürekli olmasa da bazı bölümlerde insanlardan ne kadar nefret ettiğini anlatması. Bazı insanlar yanına gelip hayallerini, yapmak istediği şeyleri anlatınca sadece gitsinler diye çek yazdığı zamanlar bile oluyor. Tabi bu dünyayı gezme, yeni şeyler arama açlığı ona bir zaman sonra sağlığından olmasına neden oluyor. Çok ilginçtir ki doktorlar bu hastalığına bir isim bulamıyor. (Ayrıca doktorlar ile dalga geçmesi, nefret etmesi ama sonra onların eline düşmesi komiğime gitti) Çok fazla sevdiğim bölüm var ve okurken kitabı bitirdiğimde bundan bahsedeyim diyordum ama üst üste o kadar çok bölüm var ki beğendiğim yani genel olarak kitabı öveyim artık dedim. İkinci kitap ise 1951 yılında yazılmış ve “kara kitap” olarak adlandırılmış. Burada da dünyayı dolaşırken bize anlattığı hikâyeler mevcut ama arada tarih farkı olduğu çok belli. Mesela ilk kitap 1931 yılında yazılmış ve çoğu yerde Mösyö Gog olarak görüyoruz ama artık ikinci kitapta Mr. Gog oluyor. Bu ayrıntıyı yazmaya gerek var mıydı bilmiyorum ama benim dikkatimi çeçti. Ve yine ikinci kitapta çok ünlü isimler ile karşılaşıyor onları ziyaret ediyor ama benim en çok şaşırdığım isimler ise birincisi Picasso ikincisi ise Hitler oldu. Hatta Hitler, Gog’u davet ediyor. Artık dünyada ki herkes Gog’un kim olduğunu biliyor çünkü. Ayrıca kitabı okurken ne kadar az şey bildiğimi fark ettim. Ve bazı yerleri anlamamaktan çok korktum. (Aslında öyle birkaç bölüm var…) Sadece gezdiği gördüğü veya tanıştığı yerleri bize anlatan biri değil Gog aynı zamanda sizi felsefi yönden de içine çeken biri. Yazdıklarını okurken sizinle sohbet ediyor gibi okuyorsunuz, hiç sıkılmıyorsunuz. Tabi şimdi bu tarz kitaplar okumayan biri için eminim sıkıcı gelecektir ama biraz sabrederseniz bu kitap size çok fazla şey katacaktır. Son olarak çeviri muhteşemdi. Okuyan herkese şimdiden iyi okumalar.
Mr. GOG çok zengin bir seyyahtır ve yaptığı gezilerde yaşadığı olaylar, iç dünyası, tanıştığı ünlü ressamların, yazarların, filozofların, politikacıların hayat hakkındaki düşüncelerini anı olarak yazmıştır ve Giovanni Papini ile yolu tımarhanede kesişir bu anıları ona okuması için verir sonrasında ortadan kaybolur. Giovanni Papini’de bu anıları kitap halinde yayımlar.
Kitabın kabaca tabiri böyle. Ben çok severek okudum. Özellikle Papini’nin kurgusu çok hoşuma gitti. Kendi görüşlerini kendi ağzından yazsaydı bu kadar etkili olmazdı belki ama yarı deli, zengin seyyahın dilinden olunca daha okunası ve eğlenceli olmuş.
Okuduğum en ilginç, en farklı kitaplardan biriydi. Yazarın insanın aklına gelecek/ gelmeyecek onlarca konu hakkındaki (genellikle oldukça aykırı) düşüncelerini, en az fikirleri kadar aykırı bir karakter yaratarak onun gözünden okuyucuya aktardığı bir nevi deneme derlemesi. Başucu kitabı olmak için ideal, kitap bittikten sonra zaman zaman karıştırılıp rastgele bölümler okunabilir. Hatta arkadaş ortamlarında kitaptan herhangi bir bölüm okuyup üzerinde saatlerce tartışabilirsiniz. İkinci kitap birincisi kadar tat vermiyor, üst üste okunduğunda sıkabilir.
Yazar bazı bölümlerde Einstein'den tutun Hitler'e kadar birçok tarihi ünlü kişiliğin karakterine bürünüp onların ağzından konuşuyor. İkinci kitapta bunun da üzerine çıkıyor; Kafka, Stendhal, Goethe ve Tolstoy'un olduğu var sayılan el yazılarını gün yüzüne çıkararak bu yazarların kaleminden yazdığı "yarım kalmış" hikayeleri paylaşıyor. Yazın tarihinde örneğine az rastlanacak farklı ve cesur bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.
Kitabı ilginç kılan, nakledilen fikirlerin aykırılığından ziyade, okurken farkında olmadan bunların birçoğuna içten içe katılıyor olmanız. Bazılarından da rahatsız olmamak mümkün değil tabii.
Bakış açısı farklılığının önemini kavramak isteyen herkese okumasını tavsiye ederim.
Kaç puan vereceğimi bilemiyorum çünkü ilk kitap ne kadar iyiyse ikincisi o kadar gereksizdi. Neden o kötü ısrar anlayamadım. Yapması gerekeni, sıradışı ve şaşırtıcı olanı, zekice olanı ilk kitapta yapmış zaten... Ve sık sık rahatsız edici olmasına karşın çok çok iyiydi. Kendinin kötü bir taklidi olmak neden?
Oldukça ilginç bir kitap, kısa kısa (2-3 sayfalık) hikayelerden oluşuyor. Her biri farklı konularda, farklı fikirler barındırıyor. Geniş bir zaman içerisinde, hikayeler üzerinde düşünerek hayaller kurarak okumak gerek.
Una de mis novelas favoritas, sin lugar a duda, es una recomendación de lectura que no debería faltar. Gog es un gran reflejo de todo lo que está mal con nuestra sociedad actual, lectura sin duda obligatoria.
Lo definiría como una crítica irónica del ser humano y nuestro día a día. Después de leerlo hay un cambio interno, ya que te lleva a una atocritica y reflexión personal. Lo recomiendo 100%
22 temmuzda başladığım bu kitabı bugün 25 Ağustos un ilk dakikalarında bitirmiş bulunuyorum. Arka kapağında aykırı düşünceleri olan bir polemikci diyor yazar için, kısmen doğrudur. Bu eser iki kitabın birleşmesinden oluşuyor, yer yer entelektüel birikim gerektiren bölümler oluyor ve bence bir okur için de besleyici kısımlar bunlar. Kahramanımız çok aşırı zengin bir Amerikalı ve dünyayı geziyor. Gezisi boyunca da dünyaca ünlü onlarca yazar, filozof, devlet adamı, lider ile buluşup felsefe yapma şansı buluyor. Genel anlamda 246+224 sayfa olan bu hacimli iki kitaplık eserin okunması kolaydı. Benim Adanalı, Mersinli tatilime denk geldiği için çok hızlı bir okumlama yapamadım :) Ben de uyumsuz, yer yer sevimsiz, gıcık, herşeyi eleştiren/beğenmeyen bir insan olduğum(başak burcuyum, hatta hepi börtdeyim bugün) için yazarın yaklaşımını kendime yakın hissettiğim yerler olsa da ikinci kitabın başından itibaren yoğun bir Hristiyan propaganda hissetmeye başladım, adeta yer yer bir Hristiyan ilmihal okuyormuşcasina zorlandığım yerler oldu.
Örneğin "Zalimlerin Sonu" adlı bölümde Emile Zola'nin bazı kitaplarında katolikligi yerdigi için 1902 de uyurken kömürden öldüğünü falan iddia ediyor, benzer bazı yazarların/düşünürlerin falan da hristiyanliga küfürler ettiği için sonlarının hep kötü olduğuna falan değinen bazı isevi risalelerden falan alıntı yapıyor. Bu noktada iki yıldız kaybediyor ve benden çok afedersiniz ama "hassiktir lan" alıyor eser. 99 depreminde meczupun biri oralarda çok zina oluyor, o yüzden Allah bu felaketi verdi demişti, o hesap. Sanki hristiyan devlet adamları, yazar/şair/düşünür tayfası melek olup göğe yükseliyor, onlarda hastalıktan, kazalardan vsden sürünerek ölüyor,ama söz konusu insanları salak yerine koyup din ile kandırmak olunca direk tiksindiriyor bendenizi. Seküler birisiyim hamdolsun.
Yazar emmi bizim yaşlıların ömürleri boyunca her boku yiyip ölüm yaklaşınca dine diyanete dönmesi gibi kitabın sonlarına doğru hristiyanliga methiyeler duzmeye başlıyor kısaca. Sen en çok çocuk, hem de erkek çocuk istismarının kilise, manastır vb yerlerde olduğunu biliyon mu Giovanni efendi diyor ve subjektif yorumlarimi burada noktaliyorum.
Papini'nin, bir sağlık merkezini ziyaretinde, tesadüfen tanıştığı akıl sağlığını yitirmiş bir adamın (adı Gog) kendisine teslim ettiği günlüklerinden derleyip, kısa hikayeler şeklinde sunduğu bu eserinde, Gog' un çok zengin olduktan sonra yaptığı dünya turunda temas ettiği, günlük hayatta rast gelinmesi pek mümkün olmayacak, vasıfları itibarıyla herbiri diğerinden ilginç şahıslar (aralarında bilim, kültür ve siyaset dünyasına çok önemli katkıları olan tanınmış isimler de var) üzerinden edindiği, hayal gücünüzü zorlayacak düzeyde olağan dışı izlenimlerine şahit oluyoruz. Kendi ülkesinde bile hak ettiği ilgiyi görememiş olan Papini; her nasıl olduysa Türk okurlarınca çokça okunmuş, ben çok beğendim, fakat her biri diğerinden farklı çok kısa hikayeler ilginizi dağıtabilir, dili akıcı olsa da bu yönüyle okuması kolay bir kitap değil, uyarmış olayım...
İçinde çok fazla fikir bulunduran farklı bir kitap. Yazar sanki ilham patlaması yaşamış gibi belki onlarca romanın konusu olabilecek konseptleri üç-dört sayfalık günlük kayıtlarına sığdırmış. Ayrıca dönemin meşhur insanları ve gelişmeleri hakkında da görüşlerini serpiştirmiş. Her söylenene katılmıyorsunuz hatta bazı cümleler aşırı geliyor belki ama bu oradan oraya koşturan Gog'un ve görüştüğü insanların neler söyleyeceklerini zevkle okumanıza engel olmuyor. Bununla beraber ikinci ciltte bir şeyler daha tatsız hissettiriyor. Muhtemelen günlük kayıtları işleyişinin 300 sayfa sonra ilginçliğini kaybetmesinin de bunda payı vardır. En azından ilk cildinin okunması gerektiğini düşünüyorum, güzel bir tecrübeydi.
İlk 246 sayfanın oluşturduğu birinci kitabı uzuun bir sürede bitirdikten sonra ara vermem gerekti.İkinci kitabı ise 2 günde bitirdim.Ve bayıldım.Zor okunan ama bir şekilde okumayı başarabilirseniz ufkunuzu açan bir kitap.Fikirlerin birbirinden saçma hale geldiği noktada bile ilginçlikleri, bakış açılarının farklılıkları karşısında çok etkileniyorsunuz.Giovanni Papini'ye hayran kaldım diyebilirim.Hikayelerden bazılarının başlangıç fikri o kadar ilginçti ki bu konuların ele alındığı mantıklı, başka işler görmek isteğiyle yanıp tutuştum.Bence kitabın amacı farklı bakış açılarıyla bir dünya yergisi oluşturmaktı ama potansiyeli çok yüksek bazı hikaye konuları içerdiği de inkar edilemez.
Un alucinante catálogo de profecías. Autor admirado por Borges, que da cuenta de una extraordinaria capacidad de fabulación, imaginación y cuestionamiento del orden humano de las cosas. Aunque sea presentado como un libro de ficción, puede ser empleado como un dispositivo filosófico. Escrito a la manera de un falso diario dividido en dos partes, Gog nos lleva a un viaje alucinante por los lugares más innombrados del mundo, repletos de personajes aberrantes, locos, geniales; personajes inventados por la ficción, o personajes célebres de la realidad como Einstein, Ford o Hitler expandidos por obra de una imaginación avasalladora.
This book is really extensive and deep. But I do not recommend it to everyone, its like a big mashup of histories without any rellation (well, it's the same character doing millions of things). In the end it doesn't have changed anything to me, so it was just like reading hundreds of short stories.
A book about everything divine and mundane, with sharp and deep observations of life. It shook my beliefs when I began the university, and I still come to it humbly when I need a harsh lesson about humanity.
Açıkcası elimde sürüneceğini düşünüyordum fakat beklediğim gibi olmadı. Kısa kısa anı şeklinde olduğu için okurken sıkmadı. İki kitap bir arada, ilkinin daha iyi olduğunu düşünüyorum.