MAHMUT YESARİ, (1895-1945) edebiyatımızın en ünlü romancılarındandır. Öğrenimini, İstanbul lisesi ve Güzel Sanatlar Akademisinde yapmıştır. Roman, hikâye ve piyes alanındaki sayısız eseri ile, Türk edebiyat tarihinde önemli bir yeri vardır. Özellikle romanlarını, açık ve sade bir dille yazmıştır. Romanlarının konularını yaşanılan hayattan almış, kahramanlarını da halk arasından seçmiştir. Yazar romanlarının çoğunda, dramatik olayları işlemekte, cemiyet meselelerine eğilip, bugünün batı kopyacısı gençliğini yermektedir. Eserleri arasında en ünlüleri şunlardır: Tipi Dindi, Çulluk, Çoban Yıldızı, Bahçemde Bir Gül Açtı, Su Sinekleri, Kanlı Sır, Sevda İhtikârı, Sağanak Altında, Geceleyin Sokaklar, Kırlangıçlar, Ak Saçlı Genç Kız, Bağrı Yanık Ömer, Yakut Yüzük, Yakacık Mektupları.....v.b. Toker Yayınları, Mahmut Yesari'nin eserlerini gençliğe yeniden kazandırmak kararı ile, büyük bir hizmet yaptığına inanmaktadır.
1895 yılında İstanbul'da doğan Mahmut Yesari, 16 Ağustos 1945'te öldüğünde arkasında en az yirmi beş roman, yüzlerce hikâye, elliden fazla oyun bıraktı. Geçimini kalemiyle sağladı; otuz yılı aşkın çalışması, İstanbul'da, Yakacık Sanatoryumu'nda veremle bitti. Yazar Afif Yesari'nin de babasıdır. Romancılıktaki şöhretini ilkin Çoban Yıldızı (1925) ile sağlayan Yesari, romanlarında toplumsal sorunlara, hayat sahnelerini açık dille ve ustalıkla yansıtarak eğildi.
Yoksullukla başetme yollarını, hallerini, tutumlarını bilmeyen bir dönemin insanlarının hayatlarını ince detaylarla anlatan harika bir roman. Gerek karakterlerin ruhsal tahlilleri gerekse de çağın renkleri inanılmaz betimlemelerle bir solukta okunuyor.
Mahmut Yesari’nin romanı (1933) • Olay 1930’larda İstanbul’da geçer. Sevdiği ve evlenmeyi düşündüğü Nesrin, kendisini bırakıp bir avukatla nişanlanınca, Macit önce intihar etmek ister, bunu yapamayınca içkiye, serseriliğe vurur; hasta babasını, bakımsız kardeşlerini unutur, evine uğramaz olur. Çok sonra bir kardeşinden aldığı çağrı üzerine eve giderse de, babası ölmüştür. Macit, yetim kardeşlerini toparlayıp başka bir semte taşınır. İş bulma çırpınışları arasında küçük kardeşi Müzehher’in vereme yakalanışı, onu bir hastaneye yatıramayışı, Macit’i daha da sarsar. Elde avuçta bir şeyler kalmamıştır, mevsim kıştır. Ecelle son savaşını veren Müzehher’in durumuna daha fazla katlanamayan Macit, muhakkak bir doktor bulmak ümidiyle sokağa fırlar; kar rüzgâr fırtına içinde kaybolur. Ertesi gün onu bir cadde ortasında donmuş, katılmış bulanlar, hemen Cerrahpaşa hastanesine kaldırırlar; bir ara kendine gelir gibi olur, dışanya bakar, geceki kardan, tipiden eser kalmamıştır; yatak komşusuna 'Tipi dindi" diye fısıldar ve ölür. Tabiatın tipisi gibi, Müzehher’in ve Macit’in de tipisi artık dinmiştir.