Edebiyat ve sinema yazılarıyla bilinrn İsmail Ertürk bu kez anlatının sınırlarında dolaşıyor. Ön kapakta “ÖYKÜ” yazsa da, yazarı bu kitabı için “özöykeme” diyor. Nedir özöykeme ve neden özöykeme? Tamamıyla özyaşamöyküsel ve neredeyse deneme oluşları buradaki metinleri “anlatısal”lıktan uzaklaştırıyor. Yani yazar, klasik öykünün sınırlarını aştığının farkında ve okurunu dürüstçe uyarıyor. Deneme, gezi yazısı, düşünsel makale ile anlatı arasında kararsız ama birbirleriyle kesinlikle ilişkili dört gezgin-melez metin, türetilmiş bir kavram olan Yuvayönelik’te buluşuyor.
1959 yılında Söke’de doğdu. İlkokul ve ortaokulu Söke’de bitirdikten sonra liseyi İstanbul Robert Kolej’de okudu. ODTÜ Ekonomi Bölümünde lisans, New York Üniversitesi Ekonomi Bölümünde yüksek lisans öğrenimi gördü. Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümünde bir yarıyıl okudu, İngiltere Hull Üniversitesi Siyaset Bölümünde bir yıl araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1987 yılından bu yana Manchester Üniversitesi’nde öğretim üyesi. Konuk öğretim üyesi olarak yolu sık sık, Atlanta, Brüksel, Casablanca, Johannesburg, Hong Kong, İstanbul, Kingston, Paris, Petersburg, Sao Paulo, Singapur’a düşüyor.
Kim önerdi veya nerede okudum da aldım bu absürt kitabı hatırlamıyorum. Alıntılama ve kelime uydurma ağırlıklı bir melez kitap. 2000’li yılların başlarında G. Afrika, Zimbabve, Fas, Çin gibi ülkelere yaptığı gezilerdeki anılarından bahsediyor. İlk anlatıdan (Frankfurt Havalimanı A51 Kapısı) hiçbir şey anlamadım. Sonrakiler biraz daha anlaşılır idi. İngiltere’de yaşayan çok bilmiş bir akademisyenin bilgili olduğunu gösterme çabasından daha fazlasını bulamadım.