Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kabakçı Mustafa

Rate this book
Osmanlı tarihi, son iki yüzyılında, ilerleme ve aydınlanma çabalarına karşı kurulu düzeni sürdürme yanlılarının önayak olduğu isyanların tarihidir. Lale Devri’nin aydınlığını 1730’da Patrona Halil İsyanı karartmıştı. Fransız Devrimi’nin yapıldığı 1789 yılında tahta oturan III. Selim’in yenileşme çabalarıyla ve “türlü iç ve dış gailelerle” geçen on sekiz yıllık dönemini de “Kabakçı Vakası” denilen kanlı bir ayaklanma kapadı (1807). Reşad Ekrem Koçu “Türkiye’de devlet gücüne indirilen en ağır darbelerden biri olan” bu isyanı ve başlıca aktörlerini tarihçi titizliği, romancı yaratıcılığıyla ele alıyor.

160 pages, Paperback

First published January 1, 1968

1 person is currently reading
64 people want to read

About the author

Reşad Ekrem Koçu

40 books110 followers
Reşat Ekrem Koçu (1905-1975) is a Turkish historian and writer mostly known for his work "İstanbul Ansiklopedisi".He was born in İstanbul. After completing his high school education in Koçu Bursa Erkek Lisesi, he studied history at İstanbul University, where he later on functioned as a researcher. After 1933, he assumed duties teaching history at Kuleli, Pertevniyal and Vefa high schools. He also published various poems, stories and novels during his teaching years.
Orhan Pamuk acknowledges this literary person as a source of his inspirations during childhood years, devoting a whole section to Koçu in his work Istanbul: Memories of a City.His best known work is the "İstanbul Ansiklopedisi"; an encyclopedia where he describes the city of İstanbul in many different aspects, often resorting to stories related to Ottoman times. He could not complete this work though, being interrupted due to financial problems at 11th volume.

His other works include "Forsa Halil" (1962), "Patrona Halil" (1967), "Erkek Kızlar" (1962), "Haşmetli Yosmalar" (1962), "Türk Giyim, Kuşam ve Süsleme Sözlüğü" (1967), "Osmanlı Padişahları" (1960) and "Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri" (1947).

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
23 (38%)
4 stars
19 (32%)
3 stars
14 (23%)
2 stars
3 (5%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 7 of 7 reviews
Profile Image for Bige.
69 reviews15 followers
March 7, 2025
Köse Musa Paşa'nın kışkırttığı Laz uşağı Boğaz yamakları, yine Köse Musa Paşa'nın uyuttuğu Nizam-ı cedit ricali ve 3. Selim. Olaylar hızla gelişir.
Çok fazla karakter ve detay olması yorucuydu ama o dönemin siyasetini, atmosferi genel olarak anlamama yardımcı oldu.
Profile Image for Evren.
60 reviews8 followers
July 20, 2022
Rivayet odur ki, Sultan 3. Mustafa yıldızlara ve fallara düşkünlüğünden müneccim ve muvakkitlere sormadan iş yapmazdı. Hatta Alman İmparatoru Büyük Frederik'e elçi olarak gönderdiği Ahmed Resmi Efendi'ye Frederik'ten üç kuvvetli astroloğu sormasını istemiş, Voltaire'in arkadaşı, aydınlanmış despot Frederik'in cevabı ise kulağa küpe nitelikte olmuştur: "Benim kullandığım üç müneccimi tavsiye edeceğim. Bunlardan birincisi tarihten ve geçen tecrübelerden istifade, ikincisi iyi talim görmüş ve yetiştirilmiş kuvvetli bir ordu, üçüncüsü de dolu bir devlet hazinesidir."

3. Mustafa'nın devlet işlerindeki kararlarına büyük oranda bu batıl inançları yön veriyordu: Örneğin 1772'de Osmanlı-Rus Savaşı'ndan ordu bozgunla çıkılmış, hazine tamtakır olmuş ve Eflak-Boğdan sınırında Focşani'da barış görüşmeleri yapılırken Rus ordusunun geçtiği yerlere gömülmesi için tılsımlar gönderiyordu. Aslında ordunun perişan olduğu savaşa da daha baştan müneccimlerden aldığı yönlendirmeyle girmişti.

Bu batıl inançları kişisel hayatına da taşıyan 3. Mustafa, uzun bir aradan sonra hanedana doğacak oğlunun Devlet-i Al-i Osman'ı kurtaracak bir "cihangir padişah" olması için doğum saatinin müneccim ve muvakkitlerce belirlenmesini de istemişti. Ne var ki, Sultan 3. Selim beklenenden birkaç saat önce, müneccim ve muvakkitlerin sanatkar tevlidi olarak hesapladıkları saatte doğunca Sultan 3. Mustafa'nın fark etmemesi için Topkapı Sarayı'ndaki tüm saatlerin ileri alındığı yazılmıştır.

Bu hikaye ne kadar doğrudur bilinmez ama Sultan 3. Selim'in trajedisini mükemmel bir şekilde simgelediğini düşünmüşümdür hep: Devletin makus talihini değiştirecek, yeniden altın çağa dönülmesini sağlayacakken, Suzidilara makamının mucidi sanatkar bir padişah olmuş, elinde kılıcıyla değil neyiyle can bırakmış, ıslahata niyet edecek basirete sahip ama bunı nihayete erdirecek cesaretten yoksun bir hükümdar.

Yine de tabii 3. Selim en önemli padişahlardan, Osmanlı'da aydınlanma ve modernleşmenin önemli aktörlerinden biridir. Belki birincisi olabilirdi ama devletin ve toplumun kendini içinde bulduğu çelişkiler, onun üstesinden gelebileceğinin ve uzlaştırabileceğinin çok üzerinde ve ötesindeydi. O güne kadar halıların altına süpürülmüş olan zibil ve çer çöp, çoktan devletin sırtında kambura dönüşmüştü.

İşte bu nedenle benim nazarımda 3. Selim, Osmanlı barokunun zirvesidir ve bu barokun trajedisini de paylaşmaktadır. Nasıl ki Osmanlı baroku estetikte kontrollü ve tedrici bir modernleşmeyi, simetri ve şehircilik algısını beraberinde getiriyor; Batı estetiğini Osmanlı'nın zarafetiyle harmanlıyor ve sentezliyor idiyse, 3. Selim de Reşad Ekrem Koçu üstadın yazdığı gibi "kafası garp medeniyetinin hayranı ve yüreği tertemiz Müslüman" bir padişah olarak bu sentezi gerçekleştirmeye çalışıyordu.

Bernard Lewis Modern Türkiye'nin Doğuşu adlı eserinde şöyle yazıyor: "Tahta çıktığı zaman 28 yaşında olan III. Selim, uzun zamandan beri saraydaki şehzadeler kafesinden çıkan padişahların hepsinden daha yetenekli, daha bilgili ve tecrübeli idi." (Burada amcası 1. Abdülhamid'in kendisine yönelik yumuşak tutumunu hatırlamak gerek.) "Daha genç yaşında, kişisel ulağı İshak Bey aracılığıyla Fransa Kralı ile mektuplaşmaya girişmiş ve Avrupa işlerine artan bir ilgi göstermişti." 3. Selim'in batı dünyasına yönelik bu yeni tutumunu Robert Mantran'dan (Osmanlı İmparatorluğu Tarihi Cilt 2) Bülent Tanör'e (Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri) kadar birçok kaynakta görüyoruz. Nitekim her ikisi de Moralı olan Yusuf Agâh Efendi: 18. Yüzyıl Londrası'nda İlk Türk Büyükelçi'yi ve Fransa'da İlk Daimi Türk Elçisi Moralı Esseyit Ali Efendi'yi atayarak yurt dışındaki ilk muvazzaf elçilikleri kuran padişah olacaktı.

Ancak ne yazık ki 3. Selim'in iyi niyeti, en büyük hedefi olan "halka hizmet eylemek" hedefini gerçekleştirmeye yetmedi. Kendisinden hemen sonra tahta çıkan 2. Mahmut artık kangrene dönüşmüş bir sorunu kesip atmak gibi kökten bir çözüme başvurmak zorunda kalacaktı.

Her neyse, kimsenin okumayacağı bu girizgahtan sonra gelelim kitaba. Reşad Ekrem Koçu üstada söylenecek söz yok zaten. Anlatılan tarih de ilginç bir tarihtir: Bir nasaz laz-u haylazın Devlet-i Al-i Osman'ı naçar bırakacak kadar kudret ve cüret bulmasına imkan veren nizamsızlığı, fetihten sonra ilk kez İstanbul'un düşman işgali tehlikesiyle yüzleşmek zorunda kalmasını ve hatta bu durumda da şehrin savunmasının Fransız Elçisi Sébastiani'ye emanet edilmesi, Alemdar ve Rusçuk Yaranı'nın 3. Selim'i kurtarmaya gelmesi ve heyhat yetişememesi, hepsi birbirinden ilginç olaylardır elbet. Bu roman Kabakçı İsyanı'yla hitama eriyor ama keşke Alemdar'ın şehadetini de yazsaydı Reşad Ekrem dedirtiyor okuyucuya.

Reşad Ekrem'in kaleminin güçlü olduğu ve eserlerinin de (atıf yapmasa da) geniş bir külliyata dayandığı anlatılır. Bu kapsamda bu romanların tarihi değeri olduğunu da akılda tutmak gerek.
Profile Image for Emrecan Doğan.
13 reviews1 follower
April 5, 2020
O kadar sade bir anlatıma ve gerçekçi ki...İkinci Osman vakasından 185 yıl sonra yine ona benzer bir facia meydana geliyor ve bu sefer padişahın inatçı, taviz vermezliğinden değil de yumuşaklığından oluyor herşey. Üçünçü Selim ne kadar tahttan çekilse de 1 sene sonra canından da oluyor.
Profile Image for Anıl Karzek.
181 reviews9 followers
June 5, 2015
Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı İmparatorluğunun art arda Rusya'ya kaybettiği topraklarla ordusunun kabiliyetsizliğini sorguladığı, Frenk diyarındaki cumhuriyet ve özgürlük fikrinin tüm dünyaya yayıldığı dönemi nefis bir tarihi romancılık örneğiyle ele alıyor. Bağnazlığın ve gericiliğin tarihte daima var olduğu ve kişisel çıkarların dine ne kadar rahatlıkla alet edilebildiği Kabakçı Mustafa isyanında da açıkça görülebilir. Reşad Ekrem Koçu, tarihi roman türünü sevmeyenler ya da bu türe pek ilgisi olmayanlar için ekseriyetle tavsiye edilir.
Profile Image for Murat.
65 reviews
February 6, 2017
Koskoca bir devletin üç beş tane çapulcunun eline kalması ve basiretsiz bir padişahın ülkenin kaderi üzerinde nelere yol açabileceği gayet güzel anlatılmış. Alemdar Mustafa Paşa'nın sonrasında İkinci Mahmud zamanındaki icraatleri ve tarihihin devamını da okumak gerekli.
Profile Image for Rüçhan.
377 reviews7 followers
August 4, 2021
Tarih halk diliyle ve romanlaştırılarak ancak bu kadar düzgün ve doğru aktarılabilirdi. Kitabın geçtiği dönemden 200-250 yıl sonra bile aynı sorunlarla uğraşıyor olmamız ne acıdır.
Displaying 1 - 7 of 7 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.