'Başlangıçta...' Yaratılışla ilgili birçok hikâye böyle başlar. Farklı coğrafyalarda ve tarihin her köşesinde bu sözcüğün yaydığı hikâyelere şahit oluruz. Mitolojilere yaptığımız yolculukta bizi bekleyen 'ilk'ler aslında insanlığımızın kökenlerine uzanma, onunla temas etme hayalinden ve merakından başka bir şey değildir. Böyle bir merak ve istek bizi birçok medeniyetin dinî, kültürel ve sosyal dinamikleriyle yüz yüze getirir. Gönül Yonar, Türk Edebiyatında Fantastiğin Kökenleri kitabından sonra bu yeni kitabında da insanın kendi harikuladeliğini keşfetme ve anlama çabasının bir ürünü olan yaratılış mitolojilerini ele alıyor. Kadîm Doğu'nun altı medeniyetindeki bilhassa ilk yaratılış, kadının yaratılışı ve Tufan hadisesi mitlerinin ele alındığı bu çalışma insanlığın ve bizatihi insanlık düşüncesinin tarihî seyrini bir bütün olarak göstermesi bakımından fevkalade önem taşıyor.
1972 Van-Erciş doğumludur. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Gazetecilik okudu. Osmanlı Gazeteciliği üzerine tez hazırladı. 1995-2000 yılları arasında Sena Dergisi, Gökkuşağı Kadınlar Platformu, Feza Sineması Kültür Kozası'nda görev aldı. Çeşitli yayınevlerinde editörlük yaptı. 2009 yılından itibaren New Ajans'ta yönetici asistanlığı, aynı ajansın hazırladığı İstanbul Kültür Sanat ve Sinema Dergisi'nde editörlük yapmaktadır. Yediiklim Dergisi'nde başladığı yazı hayatına Hece Edebiyat, Kaf Dağı, Star Kitap edebistan.com ve okudumyazdım.net'te kuramsal edebiyat, eleştirel düzyazı ve araştırma çalışmaları ile devam etmektedir. Özel okulların düzenlediği zümre toplantılarında, edebiyat öğretmenlerine ve öğrencilere Türk Edebiyatı'nda Fantastik konulu seminerler vermektedir.
Epey derli toplu gibi görünen üfürükçü bir çalışma. En başta, incelenen altı medeniyetin neden bir araya getirildiğinin cevabı "ebced" hesaplarıyla filan alakalı; halbuki bu çok önemli çünkü Mezopotamya kültürleri, İbrahimi gelenekler, Türkler, İran ve Mısır birlikte ele alınmış.
Beni en çok değişik anlatılardaki benzerlikler ele alınırken ince farklılıkların bile nasıl "farklı" yorumlara kapı aralayabileceği faslının tamamen geçiştirilmesi hayal kırıklığına uğrattı. Halbuki benzerlikleri görürken bu farklılıklar kültürlerin çoğalmasını sağlayan şeydir.
Bir araştırma kitabı olarak yetersizliği de şurada: Ana kaynaklardan yapılan alıntıların yorumları çoğunlukla başkalarının yorumlarının aktarımı. Eğer amaç bu literatürü "sıralamak ve dizmek" ise, neden başkaları değil de sadece "bu" ikincil kaynaklar kullanılmış açıklanmalı.
İslam medeniyetinde yaratılış anlatıları ise diğer bölümlere göre çok sönük. Ayetler dizilmiş, birkaç da farklı kaynak: İbnü'l-Arabi, Aziz Mahmut Hüdayi (?), Yazıcıoğlu Muhammed (??) ve Said Nursi (???). Neye göre bu isimler öne çıkıyor belli değil, "seçmeler" potpori olmuş.
Kitabın sonunda Ek olarak sunulan "Mitlerdeki Benzerlikler", "sadece benzetme" amacı güden bir sonuç olarak yazılsa da kitabın orijinal olarak bize ne söylediği burada mevcut. Tüm kitabı okuduktan sonra bu benzetme argümanlarına ikna olmadım, ikna olan olmuşsa oturup konuşuruz (: