GİRİŞ
*Kevin Anderson, Marx Sınırlarda kitabında Marx’ın titizlikle kaleme almış olduğu, kapsamlı, ancak yıllar içerisinde ihmal edilmiş metinlerini farklı bir gözle ve ayrıntılı bir biçimde ele alarak, onun tüm eserleri hakkında gerçekte ne bildiğimiz sorusuna sarsıcı yeni bir ışık tutuyor.*
-Hindistan, Çin, Rusya, Cezayir gibi ülkeler, Batı ülkelerindekilerden belirgin olarak farklı toplumsal yapılara sahiptir; şayet Rusya'da KÖYLÜ temelinde bir devrimci hareket gelişecek olursa, bu hareket Batı Avrupa PROLETER hareketleriyle BİRLEŞEBİLİRSE, Rusya'nın kapitalist olmayan ilerici bir formda MODERNLEŞMESİ mümkün olabilir (K.M.).
-Başlıca kapitalist ülkelerdeki proleter hareketler, hükümetlerin gazabına uğrayan İLERİCİ ULUSAL hareketlere destek vermekten geri durur ya da IRKÇILIĞA KARŞI savaşta başarısız kalırsa kendi gelişimini de yavaşlatır ve hatta sonunu getirebilir (K.M.).
ÇİN-HİNDİSTAN
-Hindistan'daki KUTSAL HAYVAN İNANIŞI, doğaya karşı hayvanlaştırıcı bir tapınma ile köklü bir anti-hümanizmin, yani doğanın insanlardan üstün oluşunun, İNSANIN ALÇALTILIŞININ sembolüdür (K.M.).
-Doğu'da kadim zamanlardan bu yana idareler, genel olarak şu temel unsurlar üzerinden yürütülür: İÇ YAĞMA (vergi vb), DIŞ YAĞMA (fetih), bayındırlık hizmetleri ve KÖYLERİN ÖZEL TOPRAK MÜLKİYETSİZ KLAN TİPİ TOPLUMSAL YAPISI(K.M.)(Hindistanda ryot denilen köylüler nüfusun 11/12'sidir).
-Önceleri SÖMÜRGECİLİĞİN geri kalmış toplumlara OLUMLU etkilerinin de olduğunu söyleyen Marx, Çin (20 MİLYONDAN FAZLA Çinli'nin öldürülmesi) ve Hindistan'da İngilizlerin yaptığı vahşeti öğrendikçe (1853), sömürgeciliği "BURJUVA UYGARLIĞINA İÇKİN BARBARLIK" olarak nitelemiş ve işin her noktasında İNGİLİZLERİN hatalı olduğuna dair ağır eleştirilerde bulunmuştur:
"Ülkesinde, ÇAY ALDIĞI BAKKALDAN ÖTESİ İLE İLGİLENMEYEN İNGİLİZ HALKI gerçeklerle yüzleşmemektedir (K.M)."
"Kadınlara TECAVÜZ edilmesi, çocukların ŞİŞLENMESİ, köylerin bütünüyle ateşte çayır çayır YAKILMASI; tüm bunlar hiç sebepsiz, sırf akıllarına ESTİĞİ İÇİN yapıldı ve üstelik bunların kayıtlarını tutanlar da Mandarinler değil, bizzat İngiliz görevlilerdi."(K.M.).
-Marx aynı kızgınlığı 1862 Taiping Çinli isyanında kendi halkına benzer vahşetleri uygulayanlar için de göstermiş ve isyanı "GERİCİLİKLE" ve "FOSİLLEŞMİŞ BİR TOPLUMSAL HAYATIN ÜRÜNÜ" olmakla suçlamıştır.
-İngilizlerin 200 milyon Hintliyi 40.000 İngiliz askeri ve 200.000 Hintliden oluşan sömürge ordusu (Sepoylar) ile vahşetle ezmesine ilk tepki Sepoylardan geldiğinde Marx:
"FRANSA KRALINA indirilen ilk darbe köylülerden değil SOYLULARDAN gelmiştir. HİNT ayaklanması da işkenceye uğramış, aşağılanmış, soyulup soğana çevrilmiş olan RYOTLARDAN (köylüler) DEĞİL, zırhlar giydirilmiş, yedirilip ısıtılmış, şımartılmış, semirtilmiş ve el üstünde tutulmuş olan SEPOYLARDAN gelmiştir"(K.M.). diye yazmıştır.
-Doğu Hindistan'ın İngiliz genel valisi 1834-35'te şunları yazıyordu: "Buradakine benzer bir sefalete ticaret tarihinde hemen hemen rastlanmaz. HİNDİSTAN OVALARI, PAMUKLU DOKUMACILARIN KEMİKLERİYLE BEMBEYAZ OLDU" (K.M.).
RUSYA
Marx Avrupa'nın EN OTORİTER ülkesi olan Rusya'yı, MOĞOLLARIN yönetiminde KÖLE olarak iki asır kalmasınının etkisiyle kazandığı GASPÇI yapının devamı olarak, "KARŞI DEVRİMCİ gücün şahı, GERİCİLİĞİN en güçlü kalesi, her türlü ilerlemenin en büyük düşmanı" olarak görmüştür. Buna ilave olarak ise yine özel toprak mülkiyetinin olmadığı, askeri biçimde düzenlenmiş KLAN tarzı KOMÜMAL yaşayan KÖYLÜLERİN çoğunlukta olmasını göstermiş ve Batı dışında en çok Rusya hakkında yazmıştır (1850'ler).
-1860'lara doğru SERFLERİN ÖZGÜRLEŞMESİ hareketi sonrasında Rusya için ümitlenen ve fikrini değiştiren Marx, 1870"lerde bu KOMÜNAL KÖY yapısını ÖZYÖNETİMLERİ nedeniyle DEVRİME ZEMİN olabilir diye değerlendirmiştir).
-KIRIM Savaşı'nda (1853) Osmanlı'ya karşı el altından Rusya'yı destekleyen İngiltere'yi sertçe eleştiren Marx, direniş gösteren KAFKAS halklarına (başta Şeyh ŞAMİL) destek makaleleri yazmıştır.
POLONYA
-Sürekli Polonya topraklarını işgal eden Rusya, Prusya ve Avusturya İmparatorluklarını, Rusya'ya el altından devamlı yardım eden İngiltere'yi ve destek olmayan Fransa'yı ağır yazılarla suçlayan Marx, Polonya'ya DESTEK vermeyi Fransız Devrimi'ne taraf olanlar için TURNUSOL kağıdı niteliğinde olduğunu belirtir.
-1846 KRAKOW Ayaklanması'nı, "ulusal mücadeleyi demokrasi mücadelesi ve ezilenlerin kurtuluşuyla özdeşleştirerek, tüm Avrupa'ya harika bir ÖRNEK vermiştir" şeklinde niteler.
-Ülkesi Prusya'yı ise Rusya'nın bağımlısı olmakla suçlar ve "Bir ulus hem ÖZGÜR olup hem de başka ulusları EZMEYİ sürdüremez. Bu nedenle, Polonya Prusya boyunduruğundan kurtulmadan Almanya'nın KURTULUŞU da gerçekleşemeyecektir... PRUSYA devleti haritadan silinmelidir" diye yazar.
-Marx Polonya'nın özgürleşmesini çok önemli görmesini şu unsurlarla da destekler:
"Polonya DEVRİMİN KOZMOPOLİT ASKERİ olarak savaşmış ve savaşmakta olan tek Avrupalı halktır. Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nda (1775-83) kanını dökmüş, Fransız Devrimi'nin (1789) sancağı altında dövüşmüş, 1830 devrimiyle Rusya'nın Fransa istilasını engellemiş, 1846 Krakow toplumsal devrimiyle örnek olmuş, 1848'de Macaristan, Almanya ve İtalya devrimlerinde olağanüstü bir rol üstlenmiş ve son olarak 1871'de en iyi generallleriyle en kahraman askerlerini Paris Komünü'ne sunmuştur".
- Marx, Ekim 1864 Birinci Enternasyonal "Açılış Konuşması"nda, KUZEY Ordusu'na olduğu gibi, POLONYA (Proudoncuların Polonya'yı gerici olarak suçlayarak yaptıkları muhalefete, Polonya'nın hakları için 3 KEZ AYAKLANDIKLARINI ve herkesin kovduğu YAHUDİLERE bile sığınak olduğunu öne sürerek), İRLANDA ve KAFKASYA DİRENİŞLERİNE de DESTEK açıklaması yapar.
AMERİKAN OLARAK İÇ SAVAŞI (1861-65)
-Amerikan İç Savaşı'nda köleci GÜNEY'e DESTEK kararı alıp GEMİ FİLOSUNU yola çıkaran İngiliz yöneticilerini eylemleriyle DURDURAN İNGİLİZ İŞÇİLERİNE I. ENTERNASYONAL'de övgüler sıralayan Marx, ABD'deki kölelik konusuna, Kuzey'in köleci eyaletlere imtiyazlar tanımasını, New York ve İngiliz zenginlerinin kölelik üzerinden pamuk ticaretiyle büyük kazançlar sağlamasını, ABD Yüksek Mahkemesi'nin 1857'de "tüm köle sahiplerine, çoğunluğun iradesine karşı çıkmak dahil, topraklarına köle getirme hakkı" veren karar almasını, Güney'deki köleliğin toprağın hızla tükenmesi nedeniyle yeni bölgelere genişlemeyi zorunlu kılmasını ve bu yüzden ulusal toprakların en az 3/4'ünü isteyen bir fetih savaşına girdiğini vurgulayarak, emekçinin ve emeğin özgürlüğü zemininde şiddetle karşı çıkar:
SİYAH DERİLİ EMEĞİN DAMGALANDIĞI YERDE, BEYAZ DERİLİ EMEK KENDİSİNİ KURTARAMAZ (K.M.).
-"Siyahların köleliğine karşı verilen Amerikan İç Savaşı'nın ilk meyvesi, Atlantik'ten Pasifik'e, New England'dan Kaliforniya'ya bir lokomotifin dev adımlarıyla koşan SEKİZ SAAT MÜCADELESİ OLDU" (K.M.).
İRLANDA
-Marx 1870'lerde gelişmekte olan İrlanda ilerici ulusal hareketini, küresel sermaye ve Britanya'ya karşı yükselecek MUHALEFETİN önemli BİR KAYNAĞI olarak görüyordu ve Kapital'de bu ülkeye özel bir yapmıştı. Zira İRLANDALI İŞÇİLER AYNI zamanda Britanya içerisinde PROLETERYANIN BİR ALT TABAKASINI oluşturarak, SINIF ve ETNİSİTENİN karşılıklı etkileşiminin ilginç bir örneğini sunuyordu (Marx ve Engels konuya ilişkin 400 sf.dan fazla yazmıştır).
-Marx, 12.yy.dan beri İngilizlerin fethetme girişimlerini inceler ve bu işi Amerikan yerlilerine yaptıkları gibi, belli bölgelerdeki İrlandalıların kökünü kazımak, Batı Hint Adalarına köle olarak satılmak (1640-Cromell), topraklarına el koymak ve yerlerine İngiliz Sömürgecileri yerleştirmek şeklinde gerçekleştirdiklerini öğrenir.
-AHIR bile olamayacak yerlerde yaşayan, İngiltere'ye daha önce bilinmeyen ÇIPLAK AYAKLA dolaşmayı getiren, işsiz bulamayınca DİLENEN AÇ İrlandalılar, oluşturdukları çok ucuza çalışan bir ALT-PROLETERYA kesimiyle, sermayenin işçi sınıfının yaşam ve çalışma koşullarını AŞAĞI çekmesine, İngiliz sanayinin hızla yayılmasına yardımcı olmaktaydı (Engels).
Bu tanımlamadan sonra meydana gelen BÜYÜK KITLIK (1845-49) sırasında ise 1.5 MİLYON kişi açlıktan ölmüş, diğer 1 MİLYON kişi ise göç etmek zorunda kalmıştı (nüfusun 5/16'sı) (yerlerine, Avrupa'da ilk ve tek olmak üzere, İngilizler MOĞOL YAĞMACILIĞINA benzer şekilde 9.6 milyon koyun yerleştirmişti-K.M.).
Economist dergisi bu dehşeti, "İrlanda ve Kuzey İskoçya'daki AÇ KALAN nüfusun ÜLKEYİ TERK etmesi, Britanya'daki her türlü GELİŞİMİN İLK ADIMIDIR" diye yazmıştı.
-19.yy.da bile İRLANDA TOPRAKLARININ çok büyük kısmı İNGİLİZ ARİSTOKRATLARININ elindeydi; bu topraklar İrlandalılara KİRAYA veriliyor ve kiracı kendine yetenden fazla kazanırsa onun FAİZİ ödeme adı altında onu da ellerinden alıyorlardı.
- Marx, DEMOKRASİ, EMEK ve SOSYALİZM hareketleri ile İRLANDA KURTULUŞU arasındaki geniş çaplı bağlantılara odaklanmış, kapitalizmin ustalarından Ricardo bile TOPRAK ÖZEL MÜLKİYETİNİN TAMAMEN FUZULİ olduğunu yazarken İngilizlerin İrlanda topraklarını İSTİLA etmesine, küçük toprakları ellerinden alıp merkezileşmiş BÜYÜK arazilere çevirmesine şiddetle karşı çıkmış, anarşist Bakunin'nin İrlanda Kurtuluş hareketini "hedefi işçilerin sermayeye karşı zaferi olmayan her türlü hareketi reddeden" bildirisine savaş açmış ve tavrını, "İNGİLİZ İŞÇİ SINIFI İRLANDA ÖZGÜRLEŞMEDEN HİÇBİR ŞEY BAŞARAMAZ. Kaldıracın dayandığı yer İrlanda olmalıdır. Tam da bu sebepten, İrlanda meselesi GENEL TOPLUMSAL HAREKET için çok büyük önem taşımaktadır" diye net şekilde ortaya koyar.
"İrlanda'daki toprak rantı ile aynı hızda olmak üzere Amerika'da İRLANDALI BİRİKİMİ gerçekleşmektedir. Koyun ve öküz yüzünden yurdundan atılan İrlandalı, Atlantik'in öte tarafında Fenian (direnişçi İrlandalı) olarak çıkıyot. Ve kocamış denizler kraliçesinin (BRİTANYA) karşısında, genç cumhuriyet gittikçe daha tehditkâr hale gelen bir dev gibi yükseliyor" (K.M.).
GRUNDRISSE'DEN (1857-58) KAPİTAL'E (1867-72)
-Grundrisse'den sonra ekonomi politiğin eleştirisini olgunlaştıran Marx, DETERMİNİST yaklaşımları AZALTMIŞ, tersine olarak, farklı üretim ilişkilerinin tarihi seyirlerinin FARKLI olacağını öne çıkarmış, kapitalist tarzın YIKICILIĞINA vurgularını artırmıştır.
-Marx bu dönemde eski KOLEKTİF toplumsal yapıları ayrıntılı olarak irdelemiş ve bunları üç grupta toplamıştır: 1) KAN BAĞI zemindeki bireyin topluluk karşısında bağımsız olamayacağı deapotik Asya tipi, 2) Yerellik-HEMŞEHRİLİK (kölelik-serflik içeren) zeminindeki Greko-Romen tip (kendine yeterli kent gelişimi), 3) Özel mülkiyet için tamamlayıcı olmak üzere DÖNEMSEL birliktelikler zeminindeki Cermen kabileleri tipi (Feodaliteye dönüşüm).
Bu tarzlarının ortak yanları, sadece KULLANIM DEĞERLERİNİN (değişim değeri yok) ÜRETİLMESİDİR.
-Avrupa sömürgecilik tarihini 17.yy.da başlatan HOLLANDA'nın, Cava gibi uzak adalardan son derece acımasız vahşi yöntemlerle İNSAN HIRSIZLIĞI yaparak bu işe başladığının altını çizen Marx, Amerikan İç Savaşı'nda en demokratik tavrı gösteren MASSACHUSETTS'in de 18.yy başlarında KIZILDERİLİ KAFASI BAŞINA ÖDÜL koyduğunu yazar.
Gelişen BRİTANYA SANAYİ SERMAYESİ, Hollanda'nın TİCARİ SERMAYE'sine 18.yy.dan itibaren boyun eğdirmiştir (K.M.).
-Köy topluluklarının, loncaların ve manifaktürün çözülmesi sonrası gelişen kapitalizm, emekçiyi BÜTÜNÜ ÜRETEN zanaatkârdan, METANIN PARÇASINI ÜRETEN BİR HİLKAT GARİBESİNE çevirir; DONANIMLI İŞÇİ META ÜRETEMEZ, meta haline gelen şey, ancak, PARÇA-İŞÇİLERİN ORTAK ÜRÜNÜDÜR (K.M.).
-Sanayi bakımından daha GELİŞMİŞ olan ülke, sanayi merdiveninde KENDİSİNİ TAKİP EDENLERE, yalnızca kendi geleceğinin imgesini gösterir.
-Marx, ileri kapitalizm altında MAKİNELER ve "sabit sermaye"nin (üretim araçları) biçimlerine bağlı sermaye miktarının, işgücüne ayrılan "değişken sermaye"ye (emekçi) baskın çııkacağını, TEKNOLOJİ emeğin yerine geçtikçe YÜKSEK İŞSİZLİĞİN ortaya çıkacağını, NESNELERİN ÖZNELERİN YERİNİ ALACAĞI bir tersyüz oluşun yaşanacağını, makineleşmenin işi SÜREKLİ YİNELENEN bir ÖMÜR TÖRPÜSÜNE çevirerek YABANCILAŞMAYI artıracağını, bunun BÜTÜN TOPLUMSAL SERMAYENİN MERKEZİLEŞİP TEKELLEŞTİĞİ sınıra kadar süreceğini yazar.
-İnsanlığın DOĞAYA HÂKİM hale gelmesi, insanın aynı hızla başkalarına veya KENDİ ALÇAKLIĞINA KÖLE kılınmasıyla sonuçlanmaktadır.
BİLİMİN saf ışığı bile ancak CEHALETİN kara perdesi üstünde parlayabilmektedir (K.M.).
-Kapitalizme alternatif bir seçenek tasavvurunda Marx, "ORTAKLAŞA SAHİPLENİLMİŞ ÜRETİM ARAÇLARI ile çalışan ÖZGÜR İNSANLARIN SAYDAM İLİŞKİLER BİRLİĞİNDEN" söz eder ve bu saydamlığa dönüşün MODERNİTE temelinde gerçekleşeceğini vurgular.