İsviçreli Urs Widmer, ülkemizde henüz tanınmasa da Almanca konuşulan ülkelerde öyküleri, tiyatro oyunları, şiirleri ve romanlarıyla kendine sağlam yer edinmiş bir yazar. Aşk Gecesi, yazarın Türkçeye çevrilen ilk kitabı. Kentin uzağında, doğanın içindeki bir evde toplanan birkaç arkadaş, başlarından geçen aşkları anlatırlar birbirlerine. Yunan adalarından Polonya steplerine, yağmurlu Paris sokaklarından Arjantin'in şekerkamışı tarlalarına kadar hepsinin farklı yerlerde yaşadıkları şeyler, sıcak, canlı, etkileyici bir dille anlatılır. Bugünün çiftleri arasındaki ilişkilerde çoğunlukla anlamsız konuşmaların, duyguları yeterince dile getirememenin öne geçtiği bir dünyada, Aşk Gecesi'ndeki anlatımın şiirselliği, buradaki aşkların sıcaklığı ve mutlaklığı bir umut ışığıdır belki de; bu anlatılanlar, belli kalıplar içinde gelişen, duygularını dile getirme yoksunluğunu gündelik yaşamın duvarla...
Urs Widmer was born in Basel in 1938. He studied German, Romance languages and History in Basel, Montpellier and Paris. In 1966 he completed his doctoral thesis on German postwar prose, and then worked as an editor for Walter Publishing House in Olten, Switzerland, and for Suhrkamp Publishing House in Frankfurt. In Frankfurt he stayed for 17 years, though with Suhrkamp only until 1968. Together with other editors he founded the ›Verlag der Autoren‹. Until his death Urs Widmer lived and worked as a writer in Zurich.
Büyük laflar ya da olaylar içeren kitaplardan değil. Bir masanın etrafında toplanıp anılarından bahseden insanlar var. Okurken sanki masanın bir ucunda ben de varmış gibi hissettim. Mutlaka okuyun tarzı bi kitap değil ama böyle hissetmeye ihtiyacınız varsa seçenek olabilir.
WIDMER, Urs: „Liebesnacht“, Zürich 1982 Ein Freund, der schon in vielen Teilen der Welt gearbeitet hatte und überall Freundinnen und Kinder hat kam zu Besuch. Die Hausbewohner saßen mit ihm zusammen. Er erzählte von seinen Liebschaften, aber auch die Hausbewohner. Die ganze Nacht wurde so über Dinge geredet, über die man normal nicht redet. Als die Sonne aufging und die Vögel zu zwitschern begannen verließ der Freund das Haus und zog weiter. „Ist es nicht erstaunlich, wie viele Menschen ein Böses in sich tragen?“ (Seite 57) „… gleichzeitig klopften unsere Herzen sehr ruhig, denn die Erde drehte sich in einem Tempo, mit dem es sich leben ließ.“ (Seite 116) (Pristina - Hinterbrühl, 19.05.2011)