Yığıldığın günlerin sonuna gelirsin. Düştüğün zeminden, çöktüğün kaldırım kenarından ayağa kalkarsın. Hayat beklemez çünkü. Ve daha ölmediysen, yaşıyor taklidi yapman gerekir. Bedenine yabancı kalırsın, aynaların üzerine örtüler atarsın. Görmeyesin kendini diye. Ve ellerini hiçbir şey ısıtmaz. Burnunu, kollarını, ayaklarını da. Soğuk sular iner omurgandan aşağı, bir yandan da alnın terler ama. "İyi misin?" sorusunu sormasınlar diye ara sokaklara, daha önce hiç geçmediğin yollara saparsın. Yabancılarla konuşur, en yakın olanından kaçarsın. Utanırsın, çünkü birinin utanması gerekir.
Asiye Kabahat'ten Şarkılar Dinlediniz, insanın ve haliyle zulmün olduğu tüm zamanlarda, kimi zaman sözler anlamsız kaldığından kimi zaman kelimeler boğazda düğümlendiğinden dile getirilemeyen acıların bir sis bulutu gibi etrafımızı kuşattığı sarsıcı bir kitap.
Karin Karakaşlı'nın hepsi birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş metinleri; Berlin'de, İstanbul'da, kalabalık konferans salonlarında, havaalanlarında, kimsesiz otel odalarında, kafelerde; yazılamamış romanların, yazarından hesap soran öksüz kahramanlarıyla zavallı dünyamızın kimseye hesap sormaya gücü yetmeyen ezilmişleri arasında dolaşıyor.
Karin Karakaşlı 1972’de İstanbul’da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü bitirdi.
Günlük yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı’nın ilk kitabı Bu Yayınevi Roman Yarışması’nda mansiyona değer görülen Ay Denizle Buluşunca 1997’de yayımlandı. Başka Dillerin Şarkısı 1999’da Varlık Yayınları tarafından yayımlandı.
1998’de Varlık Yayınları’nın Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne değer görülen Karin Karakaşlı, 1994’te Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda birincilik kazandı.
Anita Brookner’den Özel Bir Görüş (1997) ve Péter Esterházy’den Hrabal’in Kitabı (1998) romanlarını çeviren yazarın öykü ve makaleleri Sel Yayınları’nın Kadın Öykülerinde İstanbul, Kadın Öykülerinde Avrupa ve Kadın Öykülerinde Doğu kitapları başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer aldı.
Şiir kitabı Benim Gönlüm Gümüş (Aras Yayıncılık) 2009’da; yeniden gözden geçirilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca ve çocuk kitabı Gece Güneşi 2011’de (Günışığı Kitapları) yayımlandı. Karin Karakaşlı’nın Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel’le birlikte hazırladığı Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009) adlı bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.
1996-2006 yılları arasında Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinde editör, köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev alan Karin Karakaşlı, kapanana dek Radikal 2’de köşe yazarlığı yaptı. 2012 yılında Agos'a geri döndü ve Üvercinka isimli köşesinde yazmaya başladı.
Karakaşlı, aynı zamanda Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Sevdiğim şairlerden, yazarlardan alıntılarla beslenmiş bir iç dökümü olmuş, ama yazar keşke biraz daha açsaydı kendini, o korunaklı tutumu büyük ihtimalle kişiliğinden kaynaklanıyor. Ama Hrant'ı anlatırkenki ifadeleri kendisiyle ilgili bölümlere göre daha samimi, daha net. Öznel şeyler yazmanın riski tam da bu olsa gerek.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Okuması kolay bir kitap değil Asiye Kabahat'ten Şarkılar Dinlediniz. Karin Karakaşlı'nın anlatısı. Aklımdan çıkaramadığım, yatınca anımsadığım, rüyamda gördüğüm, okudukça utandığım, utandıkça soluk alamadığım günler yaşattı bana. Şikâyetçi olduğum sanılmasın, yazanı da okuyanı da sağaltan bir kitap bu, içimizde biriktirdiğimiz zehri bir nebze de olsa akıtmamızı sağlayan, her şeye rağmen yaşamı, edebiyatı savunan bir kitap. agos'a yazdığım yazının devamı için... http://tembelveyazar.blogspot.com.tr/...
uzun zamandır bu kadar doyurucu bir kitaba yolum düşmemişti herhalde, baya güzel geldi. insanların neden savaşsız dövüşsüz, ırka, dine, farklılıklara saygı göstererek hayatlarına devam edemediklerini cidden çok merak ediyorum. ki tersini uygulamak daha kolay.
Poetic, melancholic reflection on grief, loss, love and the world as we know it today... I have not read such a beautiful rain of words for some time. I believe it was not easy to write as it was not easy to read either. Words, sentences have such a depth, such a resonance that makes you breathe with difficulty and then you exhale: dedim "Ah".
Bitsin diye başucuma koyup biraz zorlanarak okudugum.Keşke Hırant Dink'ten hiç bahsetmeseydi de 'anlatı' olarak ilerledigi konularla devam etseydi diye düşündüğüm ama yine de günlerce süren bir okuma macerasına girdiğim bittikten sonra da kendime 'değdi mi?' Diye sordugum tek kitap sanırım. Olmamış.Olmamış, çünki Hırant Dink'ten ve Ermeni'lerden bahsederken o derece duygusal vurucu cümlelerle gerçekleri yüzümüze vurduktan sonra ilerlerken luzumsuz şeyler yazmış.Emeğe saygı kısmı düşünülecek burada ama olmamış yani.I ıh olmamış.