Olmuş mu? Olmamış.
Bu tür kitaplar, doğası gereği "genişletilmiş Wikipedia" formatını aşamadığında başarılı olamıyor. Zaten yazarın kendi yorumunu kattığı bölümler oldukça sınırlı; o da yer yer yüzeyde kalıyor. Genel olarak derleme ağırlıklı bir kitap olmuş.
-----------------------------------------------
İbn Haldun “Yasa’sının Etkileri: 14. Yüzyılda Mısır’da yaşamış olan ve kimilerince toplumbilimin babası sayılan Tunuslu İbn Haldun, Mukaddime adlı yapıtında İslam tarihini inceleyerek çok dikkate değer sonuçlara ulaşmıştır. Ona göre bu toplumlar iki düzenin çatışmasına sahne oluyordu: medeniyet (medine, kent anlamındadır) ve bedeviyet (oymak ve boy olarak örgütlenmiş göçebe kandaş toplulukları) Bedeviler asabiyet denen yüksek bir dayanışma duygusu içindedirler. Savaşkan, dürüst, kaba insanlardır. Medeniler yerleşik, tarıma dayalı, kentleri olan topluluklardır. Medeni devletler sürekli bedevilerin saldırılarına uğrarlar. Zayıf düştükleri zamanlar bu saldıralara yenik düşerler, bedeviler devleti ortaya çıkar. Bedeviler, yıktıkları devletin ülkesinde, kentlerinde yavaş yavaş medeniyeti öğrenirler. Medeniyetler arttıkça, savaşkanlıkarını ve asabiyetlerini yitirirler. Dört kuşak sonra, yani 100-120 yıl sonra devlet, yeniden bedevilere yenik düşecek derece yumuşamış olur. Tarih böylece tekrarlanıp gider” (s.16)
“Niyazi Berkes’e göre Osmanlı Devleti” İbn Haldun tipi” bir devletti. Buna göre 100-120 yılda yıkılması gerekirken, bölgede yeterince günçlü bir akın yapabilecek bir bedevi topluluk kalmadığı için “doğal” bir sonu olamamıştır. Osmanlı Devleti’nin karşısındaki Avrupa devletleri İstanbul ve Boğazları’ı içlerinden birinin kapması istemedikleri için Osmanlı Devleti’ni yıkmamışlar, sömürmekle yetinmişlerdir. Böylece Osmanlı Devleti, bir türlü ölemeyen yatalak ihtiyarlar gibi varlığını sürüklenerek sürdürmüştür” (s.16)
“Müslüman Osmanlı eğitiminin yetersizliğini belirtmek bakımdan ilginçtir ki, yeni yüksekokullarda okuyabilecek yeterlikte gençler bulunamadığı için, bu okullar kendi orta, hatta ilköğretim birimlerini oluşturmak durumunda kalmışlardır. Öyle ki, 1834’te kurulan Harbiye ilk mezunlarını ancak 14 yıl sonra, 1848’de verebilmiştir.” (s.28)
“1853’ yılında Kudüs’te kutsal yerler sorununu bahane eden Rusya, Osmanlı Devleti’ni Avrupa’nın ortak uydusu durumundan çıkarıp, kendi uydusu yapmamk istedi” (s.33)
“Bu zamana kadar hürriyet sözcüğü yalnızca köle olmama durumunu anlatırken, şimdi yavaş yavaş siyasal bir anlam kazanmaya başlıyordu. Namık Kemal gibi gazeteciler için hürriyet öncelikle basın özgürlüğünü çağrıştırıyordu. Bizde kimileri Batı’dan gelen her şeyim, kravat ve blucin gibi basit bir taklit olduğu eleştirsiini öner sürerler. Gerçi dedikleri gibi kravat ve blucin basit taklittir, ama, bu anlatılanlardan, siyasal özgürlük anlayışının, Batı’dan esinlense bile, bir ihtiyaçtan doğduğu ortaya çıkmaktadır” (s.35)
“A.J.P. Taylor, Avusturya, Macaristan ve Osmanlı İmparatoruklarının karışık etnk yapıları yüzünden değil, I. Dünya Savaşı’nda yenildikleri için dağıldıklarını söylüyor. Bu, üzerine durulması gereken bir düşüncedir” (s.37)
“II. Meşrutiyet’in büyük önemi şüphe götürmz. T.Z. Tunaya’ya gmre bu dönem Cumhuriyeti’in “siyaset laboratuvardır” Yani Cumhuriyet’in başardığı pek çok şey, II. Meşrutiyet döneminde tartışılmış olan konulardır. Mustafa Kemal’in bu dönemde faal olarak siyasetle ilgilendiği, İT hareketinni içinde yer aldığı düşünülürsse, söz konusu düşüncenin isabeti de anlaşılır.”(s.55)
“Vahdettin ortaçağcıl, feodal bir zihniyetin gereğini yapmaktadydı. Bir adam çağdışı olduğu için hainlikle suçlanamaz. Çağdışı olmak belki bir suçtur, ama başka bir suçtur. İkinci olarak iç savaşı başlatıp sürdürmesi var. Buna da gaddarlık, kan dökücülük gibi suçlamalar getirilebilir ama, mutlakiyetçi hükümdarlığa innamış bir hanedanın demokrasiye kılıç çekmesi, bu uğurda mücadele etmesi bir bakıma olağandır. Ne var ki, iç savaşın düşman istilası sırasında çıkartılması, işin rengini değiştiriyor. Burada işte, hainlik vardır.” (s.175)
“1929’da Arapça ve Farsça dersleri lise programlarından çıkarıldı” (s.203)
“Günaltay hükümiet CHP grubunun daha önce almış olduğu bir karar doğrultusunda ilkokullara seçmeli din dersi koydu” (s.246)