Eğer, bir kış sabahı, trenin biriki dakikalığına durduğu uzak bir ülkenin taşra istasyonundan binen tek yolcu karşındaki boş koltuğa oturur ve çantasından senin yıllar önce yazdığın bir kitabı çıkarıp okumaya koyulursa, şaşırma: Bu sahne başka bir yazar tarafından senin için yazılmıştı.
Ahmet Enis Batur is a Turkish poet, essayist, novelist, publisher and editor.
Born in Eskişehir, Enis Batur studied at St. Joseph High School (Istanbul), METU-Sociology (Ankara), and Sorbonne University (Paris).
Enis Batur is one of the leading figures in contemporary Turkish literature with a large body of work, extending to over two hundred volumes. Some of his works have been translated into European languages including French, English and Italian.
Akıcı ve yalın anlatımı ve okuyucuyu da içine alarak kurguladığı kısacık bir iç sesi dinleme kitabı. Yazar ve okuyucu ilişkisini zekice ele almış. Sadece EB okumayı sevenlere öneririm.
"Yazmanın, yazma eyleminin sizi nereye götüreceğini her zaman bilemezsiniz. Bütün garlarda, istasyonlarda karşımıza çıkan "Dikkat! Bir Tren Bir Başka Treni Gizliyor Olabilir" levhasındaki uyarının bizi korumak amacıyla gözümüze sokulduğunu biliriz bilmesine, ama aramızdan bazıları bir üstanlam ararlar o şık imgede, konu yazmaya geldiğindeyse, bir fikrin arkasında gerçekte başka bir fikrin bekliyor olması, onun yazı ilerlerken ötekini yana iterek kendisine yeraçmaya başlaması, ender rastlanan sonuçlardan değildir." (s.72)
Enis Batur severler için hoş ve nispeten hafif bir kitap.
Bazen ara sıra bazense sıkça kendiyle yüzleşme sürecine giren bir yazar Enis Batur. Yine bu çetin süreci barındıran bir kitap “Basit Bir Es”. Ama pek de basit değil! Yüzleşmeden kastım; yazar-okur arasındaki ilişkide bir yazar olarak kendiyle yüzleşme. Bir roman denemesi olarak yazdığı Elma kitabında olduğu gibi ya da yüzleşmeyi veya sorgulamayı esas alan diğer kitaplarında olduğu gibi biraz dallanıp budaklanıyor ve tekrar esasa geliyor. İşte o dallanma/budaklanma aşaması herkesi sarmayabilir; bir okuru olarak bazen “neden?” diye ben de sordum okurken. Yıllar önce Haydarpaşa Garı’nda gerçekleşen bir kitap fuarındaki Enis Batur semineri ve imza gününe, sırt çantama koyduğum kitaplarla yola çıktığımda, gara epey yaklaşmışken kaldırımda denk geldik kendisiyle ve yürürken biraz sohbet ettik. Seminer için geldiğimi ve imzalamak için kitapları yanıma aldığımı belirtince, çantama bakıp “çanta dolusu kitap” algısıyla, biraz da eyvah dercesine gülmüştü. Gara girene kadar beraber yürüme olasılığının onu rahatsız ettiğini hem kendisi biraz hissettirdi hem de öyle bir niyetim yoktu ve görüşmek üzere deyip, adımlarımı hızlandırıp yanından ayrılmıştım. Kitabın içeriği bu yaşadığım olayı da gayet doğal olarak bana anımsattı.
Yine muhteşem bir kitaptı Enis Batur'dan okuduğum. Bir yol öyküsü olması yanında Italo Calvino'nun Bir Kis Gecesi Eğer Bir Yolcu isimli yapıtına yaptığı referansla o eseri de merak ettirten ve "Enis Batur bu şahane kitabında bunu andıysa kim bilir o da ne şahanedir" dedirten bir kitaptır. Neden şahane? Anlatımı yalın da olsa yazar kurgunun içine girerek aklinizi karıştırıyor, çok önceden yazılmış bir eser ile bu eseri okuyan okuyucuyu hikayenin merkezine oturtuyor ve yazarın kendisi ile değil de onun hayalgücüne empati yapmanızı sagliyor. Tedirginliklerimiz çok yetkin yazarlarımızın bile başını yer ve bir de bu tedirginlik sizi tren raylarında giden vagonlara benzetirse neler olur bunu okuyorsunuz. Aynı zamanda yazarın kitaplara olan aşkı ile merakını okudukça bu edebiyat dünyasında yalnız olmadığınızı anlıyorsunuz. Herkese tavsiyedir😊
Gece gece asla uyuyamadığım için elimi uzatıp ilk gelen kitabı aldım ve bir saat içerisinde bitirdim. O kitap Enis Batur'dan okuduğum ilk kitap olan Basit Bir Es idi. Kitabı sevdim mi sevmedim mi bilmiyorum ama çok değişik bir düşünme şekli olan ve sözcükler ile dans eden bir yazar ile tanıştığıma eminim.
Sayfalarının baştan sona dolu olmamasından dolayı bayağı kısa bir sürede bitirebileceğiniz bir kitap ama asıl mesele zaman ayırmanıza değer mi? Fikrimce hayır! Enis Batur yazar-okur ilişkisini işlemiş kendince kitabında. Yazım şekli farklı denilebilir, yazarın üslubu zorlamıyor ancak illa ki okunması gereken ahım şahım bir eser değil.
Yazmanın bir anlık bir düşüncenin esintisinden başlayıp , kendinle konuşmanın satırlara akması halinde devam etmesine örnek olabilecek bir kitap. Sade, bir çok insanın günlük hayatında yazma eylemine dönüşmeden farklı konularda kafasında dolaşanlar sanki sayfalara dökülmüş.Yazar ile, o yazdığı trenden indikten sonra erken bir kış akşamında, bilindik bir sarı ışıklı tenha kafe köşesinde , yalnızlıkların terbiye edileceği evlere gitmeyi geciktirmek için yapılan bir sohbet gibi.
"Bu sahne başka bir yazar tarafından senin için yazılmıştı." 4/5⭐️⭐️⭐️⭐️ Yorumlarımı takip eden pek sevgili takipçilerimin de şimdiye kadar gayet iyi anladığı gibi geniş bir okur olduğum halde şiir veya düzyazı okumayı henüz tam oturtamadım. Hatta şimdiye kadar okuduğum şiir örnekleri on parmağım kadar bile değildir. Daha önce de Oruç Aruoba'dan birkaç kitap okumuştum ama onları da yorumlamak yerine sadece beğendiğim alıntılarla paylaşmıştım. Enis Batur ise uzun zamandır adını duyduğum ve eğer roman yazdığını bilseydim şimdiye kadar kesin birkaç kitabını okuduğum fakat şiir ve düzyazı türünde yazdığını öğrenince yine de merakımı soldurmayıp nihayet bir kitabını okuyabildiğim bir yazar oldu. Basit Bir Es kitabı yazardan son çıkan ve benim de hiç ummadığım bir anda sanki kapıda birisi yazardan okumamı biliyormuş gibi beklercesine kitaplığıma ulaşan bir kitap oldu. Arka kapağında tek cümlelik o uzun kısımı okuduğum zaman bir an önce başlamak istedim. Kitabı gerçekten büyük zevkle ve çok severek okudum. Bir gün bir trende yolculuk yapıyorsunuz ve karşınıza oturan kişi çantasından yolculukta okumak için sizin yazmış olduğunuz bir kitabı çıkarıyor, peki ya siz ne yapardınız? Bu soruyu kendime soracak olsam ben muhtemelen kitapta okuduğum kişinin davranışından daha farklı bir tutum sergilerdim. Düzyazı türüne dair okuduğum ilk kitap sayılabilir ve Enis Batur'un kalemi sayesinde keyifle okuyacağım yeni bir türü daha keşfettiğimi söyleyebilirim. Size de bol zevkli okumalar dilerim..
Basit Bir Es’te, Enis Batur’un başrole oturttuğu iki fiil görmek ile görülmekse, üçüncüsü tersine çevirmek. Boşboğazlığın el değiştirmesi ile muhataba yansıtılan kendini tanıtma denklemleri arasında, eldiven gibi çevrilen yanıtlar ile insanın içindeki iki kişinin birbiriyle ters yüz ilişkisi geliştirmesi arasında, bu aynalı düzeneğin kısa sayılabilecek bir kitapta en az dört kez belirmesi rastlantıysa bile, o rastlantıyı hafife almak içimden gelmiyor. Baudelaire’in benzeri ile kardeşinin, mekânların en tekinsizlerinden birinde, kompartımanda karşılaştığı bir metindeyiz neticede. Tolstoy’dan Kawalerowicz’e, Robbe-Grillet’den elbette Calvino’ya, yaratıcılar tren yolculuğunu hiç hesapta olmayan geçmişleri birbirine katmakta kullandı. Dolayısıyla, Basit Bir Es’te yolcu yazarın karşısına yabancı okurunun oturması, yazarın yabancı dile çevrilmiş kitaplarından birini çıkarıp okumaya koyulması şaşırtmadı beni. Anlatıcının olanları görmesiyle, anlatmaya, varsaymaya, hatırlamaya, eşelemeye başlamasıyla işin rengi değişti ama.
Kitapta döngüyü çok net görüyorsunuz. Yazar, kitaba kendini karakter haline getiren baska bir yazarın ,sonunda açığa çıkar ki aslında bu yazar da kendisidir, eseri içinde bulur. Kitabın başlangıcı karakter olan yazarın tren yolculuğu sırasında karsısına oturan yolcunun kendisine ait olan kitabı okumasıdır. karakter yazarın bu durum karsısındaki düşüncelerini ve aslında bu düşünce hakkında meydana getirdiği kitabı görüyoruz. Mükemmel bir zeka ile yazılmıs mükemmel bir kitap Kitaptan Bazı alıntılar; ‘İyi yazar buna denir işte, dile getirmediği ama zihninden geçirdiği şeyi okuruna geçirmeyi başarmanın yolunu bulur’ ‘Belleğinin bir köşesinde ,her insanın olur, bir ukde kataloğu duruyor’ ‘Güzel kazalar seyrek gerçekleşen şeylerdendir.’ ve en cok sevdiğim alıntı *****++Hayatın hemen altından özel yakamoz diliyle hızla akan bir uzun nehirdi masal, yukarıda yorulduğumuzda iner kıyısında oturur, sesine ışığına kapılırdık .******
This entire review has been hidden because of spoilers.
“Belleğin bir köşesinde, her insanın olur, bir ukde kataloğu duruyor; hayatının her evresinde yapmalıyken yapamadıklarınla yapmamalıyken yaptıkların belirleyici roller oynamış, hangileri ters çevrilseydi neler değişir dönüşürdü yaşadıklarının seyrinde ölçemezsin tabii, kimse ölçmemiş, ne var aradere kimisi, daha sık birkaçı, seni yolunda rahat bırakmamışlar. Bir yenisinin aralarına katılacağı endişesi kaplıyor içini. İki yoldan birini seçeceksin, ikisi de seni sonradan örseleyebilir.” (S.31) ‘Okur, okuduğu kitabın yazarını karşısında bulsa ne olur?’ sorusuyla birlikte yazarın ve okurun halleri üzerine akıl yürütmeli, varsayımsal bir sohbet diye özetleyebilirim kitabı. Yazar, okuruyla tanışmak ister mi? Okur, yazarı her zaman merak eder mi? Her iki durumda da neler olabilir, olaylar nasıl gelişir üzerine keyifli bir kitap.
Basit Bir Es, hayatın akışına kısa bir es verdiğim anda bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu. Fakat Enis Batur’un bu eseriyle maalesef yıldızım barışmadı. Bir kitabı sevebilmem için mutlaka içimde bir yerlere dokunması ve/veya bana katkı sağladığını hissetmem gerek. Basit Bir Es ise okurken kendimi vermekte güçlük çektiğim, yazarın anlattıklarıyla neyi amaçladığını anlayamadığım ve beni maalesef içine alamayan bir eser oldu. Sanırım her yazarın her eseriyle her zaman iyi anlaşamıyoruz maalesef. Bu da böyle bir okuma deneyimi oldu benim için.
Enis Batur'un dilini ve dünyasını seviyorum. Bu kitabı da hoştu, kendinizi bir tren yolculuğunda hissettiriyor ve hacimli bir kitap değil, bir oturuşta okunuyor. Yine de sanırım Rakım Sıfır'dan aldığım o yolculuk hazzını bana yaşatmadı.