YKY'nin 4500. kitabı Tomris Uyar'dan Tomris Uyar'ın Elele dergisindeki unutulmaz yazılarından Handan İnci'nin derleyip hazırladığı Aşkın Yıpranma Payı Yapı Kredi Yayınları'nın 4500. kitabı oldu. Bu kitapla birlikte yazarın külliyatı da tamamlandı.
Tomris Uyar Aşkın Yıpranma Payı'nda 1976-1985 yıllarının Türkiyesi'nden kesitler vermekle kalmıyor, esasında kimi sorunların kılık değiştirerek sürdüğünü gösteriyor. Toplumsal, ekonomik ve siyasi çarpıklıklara keskin eleştiriler getirirken umudu da hep yedeğinde tutuyor. Kürtajdan çiğköfteye ve kadın tutuklulara, cinsellikten anneliğe ve kadın haklarına uzanan yazılarında Tomris Uyar sokaktaki kadını ve Türkiye'nin ruhunu ustalıkla yansıtıyor.
O günlerden bu günlere çok şey söylüyor Tomris Uyar. Öte yandan arka fonda hep İstanbul ve gündelik hayat var. Hem keyifle okunan hem de çok şey öğretip bilinçlendiren bir kitap Aşkın Yıpranma Payı. Okumak için ne çok nedenimiz olduğunu okuyunca anlıyoruz.
Elele'ye yazma önerisi aldığım günlerde yazar olarak bir kavşağa geldiğimi düşünüyordum. Ne de olsa gazeteciliğe bulaşıyordum bir anlamda. Bir yazımda da belirttiğim gibi sorularla doluydum: Edebiyat görüşümden ödün vermeden yüzü belirsiz bir okur kitlesine nasıl seslenebilirdim? Zamanla, o okur kitlesinin yüzü yavaş yavaş belirdi. En rahat yazılarımı (elbette kolay anlamında değil) onlar için yazdım.
Türk öykü yazarı ve çevirmen. İngiliz Kız Ortaokulu'nda, şimdiki adı Robert Kolej olan Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde eğitim gördü (1961). İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne bağlı Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi (1963).
Papirüs dergisi kurucularından olan Uyar’ın deneme, eleştiri ve kitap tanıtma yazıları Yeni Dergi, Soyut, Varlık gibi dönemin belli başlı dergilerinde yayımlandı. On öykü derlemesinden Yürekte Bukağı ile 1979, Yaza Yolculuk ile 1986 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. 60’ı aşkın çevirisi kitaplaşan Uyar’ın günlükleri, “Gündökümü” genel başlığı altında, yayımlandı. Yürekte Bukağı ve Yaza Yolculuk öykü kitapları ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı.
Tomris Uyar, şair Turgut Uyar ile evlidir ve Hayri Turgut Uyar isimli, İTÜ'de öğretim görevlisi bir oğulları vardır. 2003 yılında kanser nedeniyle vefat eden yazarın kabri Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.
O kadar güzel,o kadar muhteşem bir novella!! Bulduğum her aralıkta, bitmesini hiç istemeden ufak ufak okuma molalarımda,minik minik aldığım notlarımla beni mest eden bir kitap. İçine dünyaları sığdıran sizi keyiften sarhoş edecek kadar güzel bir kitap Aşkın Yıpranma Payı.
Bulduğum her aralıkta küçük molalar yaratarak keyifle okudum. Dergi yazıları olduğu için oldukça akan sade, basit bir dili var yazılanların. Yazılanlar, yazarın dert edindiği konular hâlâ güncel, bahsedilen sorunların çoğu bugünde de değişmemiş, bugünü de yansıtıyor. Bu pek de iyi bir şey olmasa gerek.
Tomris Uyar'in her zamanki duru diliyle ve incelikli uslubuyla yazdigi Elele yazıları bence iki açıdan ilginç. Bir yandan Uyar'in kendi alistigi okur kitlesinin disina cikma çabası, zaten sade olan diline bir de düsünsel bir sadelik katmasıyla onun entelektüel sinirlerinin genişliğini de gösteriyor. Bunu negatif bir anlamda yazmıyorum tersine bence bircok yazarın beceremeyeceği hatta cesaret edemeyeceği bir seyi yapiyor. Baska bir kitleye görüslerine sadik olarak ama onları yumuşatarak anlatmanın yollarını arıyor. Üstelik bunu yaparken okuyucusunu da büyük ölcüde ciddiye aldigini gösteriyor.
Ikincisi de bence dönemin hakkında okumaya alisik olmadigimiz konularına isim tutması. Örnegin Tomris Uyar'in okurum feminizm ya da gey hakları konusunda bilinçlendirme çabaları ayni zamanda bu konularin o dönemdeki algilanma bicimlerine de isim tutuyor. Ama belki de daha ilginci gecmise duyulan özlemin, nostalji duygusunun, islerin her zaman bugün eskisine göre daha kötü olduğu ilgisinin zamanından bagimsiz olarak her dönem popüler oldugunu göstermesi. "Nerede eski bayramlar" üzerine yazdigi yazıyı okuyunca bu sözü bizim de Uyar'in yazdigi döneme referansla ne kadar çok duydugumuzu düşünüp kendi kendime gülümsedim.
Okurken yarilarinda kitabi kaybettim, aylar sonra labda cekmecenin arkalarinda buldum... Dergi yazilari derlemesi oldugu icin sorun olmadi, yarida kalmiyor, kisiye bagli olarak genis zamanlarda okunabilir. Icerik olarak degindigi konular cok onemli olmasina ragmen, yazim sekli sinirli, sitemli ve atarli geldi. Bu yazim sekli ayni bizim son kac yilda gundeme, giderek kotulesen gidisata sosyal medyada yorum yapisimiz gibi. Tepeden tepeden sunu bunu gormeyenlere kullandigimiz sert, tepkili dil. Anliyorum ama bu yazilari ard arda okuduktan sonra, hakli olsam bile soyleme sekli cok onemliymis diye dusundum... Zor is yazmak.
Nedense birden fazla yildiz secmeme izin vermedi uygulama. Tomris Uyar'in sicak ve samimi uslubu ile 1976 ve 1985 arasi Istanbul'un gundelik hayat gundemlerini okumasi cok keyifliydi. Her karanlik donemde de oldugu gibi, gunlerin icinde tarihte okudugumuz kadar kasvetli olmadigiji, hatta gunumuze ne kadar benzedigini bir kez daha gormus oldum dedigim bir kitap. Tavsiye edilir! (4/5)