Jump to ratings and reviews
Rate this book

Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz

Rate this book
"Aşk, insanın mutluluk nedenlerinin aynı zamanda mutsuzluk nedenleri olması."

Semih Gümüş, bu kez bir romanla okurunun karşısında. Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz, insanın içine yer eden, acı bir yalnızlık duygusunun hikâyesini anlatıyor. Sinan büyük acılar çektiği, işkenceler gördüğü kişisel tarihini geride bırakmıştır.Kendine yeni bir hayat kurmayı, tanık olduğu herkesi ve her şeyi de geride bırakmayı başarabilecek midir? Uzak bir deniz kıyısında, köyden uzak bir kır evine yerleşir ve geçmişiyle hesaplaşmaya başlar.Yazdığı roman, yaralarını onarmaya yardımcı olacak mıdır?

Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz, ülkemizin yakın geçmişinde izleri görülen derin yarıklara odaklanan, insanı doğa içinde, aşk içinde gözlemleyen, aydın ve kentli çevrelerin duyarlıklarını yansıtan bir eser. Yıllar içinde, damıtılarak yazılmış bir doğa ve aşk romanı.

304 pages, Paperback

First published October 1, 2015

1 person is currently reading
65 people want to read

About the author

Semih Gümüş

41 books33 followers
Semih Gümüş, Türk yazar. Ankara Fen Lisesi ve Gazi Lisesi'nden sonra, 1981'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. İlk yazısı aynı yıl Yazko Edebiyat Dergisi'nde yayınlandı. 1981-1985 yıllarında Yarın Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yaptı. 1995-2005 yıllarında Adam Öykü Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006 Aralık ayında Notosöykü Dergisi'ni çıkardı ve şimdilerde bu derginin genel yayın yönetmenliğini yürütüyor. Kendine özgü bir eleştiri anlayışına sahip olan Semih Gümüş'ün 1991'de Roman Kitabı, 1994'te Kara Anlatı Yazarı, Karşılıksız Yazılar, Yazının ve Tarihin Bilinci, 1996'da Cevdet Kudret Eleştiri Ödülü'nü alan Başkaldırı ve Roman, 1999'da Öykünün Bahçesi, 2002'de Puslu Ada, 2003'te Yazının Sarkacı Roman, 2005'te Yazarın Yanlızlık Burcu adlı kitapları yayınlandı.

Eserleri
■Yazarın Yalnızlık Burcu - Can Yayınları
■Başkaldırı Ve Roman - Can Yayınları
■Öykünün Bahçesi - Can Yayınları
■Eleştirinin Sis Çanı - Can Yayınları
■Kara Anlatı Yazarı VÜS'AT O. BENER - Can Yayınları
■Futbol ve Biz - Can Yayınları
■Modernizm ve Postmodernizm- Can Yayınları

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
5 (9%)
4 stars
15 (27%)
3 stars
15 (27%)
2 stars
16 (29%)
1 star
3 (5%)
Displaying 1 - 6 of 6 reviews
Profile Image for Hakan Yaman.
Author 12 books66 followers
December 26, 2015
Romana geçmeden önce, bunca yıldır romancılarımızı ve temelde romanımızı eleştiren, hatta bu işi bir türlü beklediğim romancı çıkmıyor demeye kadar vardırıp, şu an yazmakta olan romancıları neredeyse tümden reddeden Semih Gümüş’ün, sonunda bir roman yazarak ortaya çıkmasının büyük cesaret işi olduğunu belirterek başlamalıyım. Bu cesaretinden ötürü Semih Gümüş’ü bir kez daha kutlarım.
Edebiyatımıza eleştiri ve deneme yazılarıyla büyük katkılar yapmış iki yazarımızdan peş peşe romanlar gelmesi de ayrıca ilginç. Önce Enis Batur roman çıkarmıştı, ardından bu yıl Semih Gümüş’ün romanı geldi.
Semih Gümüş ilk romanında, kendisi gibi ilk romanını yazmaya çalışan bir karakter yaratmış. Bu karakterin başından geçenleri anlatırken de bir söyleşisinde itiraf ettiği gibi okumak istediği romanı yazmayı denemiş. Romanın başlarında, başkişisi Sinan’ın ağzından da aynı itirafı okuyoruz:

“Herkesin değil de meraklılarının okuyacağı bir roman yazmalıyım. Daha doğrusu, okumak istediğim romanı. Bu kadar büyüğünü yazacak cesaret bulabilir miyim, onca şey yaşadım ama hâlâ beceriksizim.”

Semih Gümüş, bununla da yetinmemiş, roman başkişisi Sinan’ın durumunun kendisine benzediğini bir kez daha onun ağzından vermiş:

“’Yazıyorsunuz yani.’
‘Kendimce bir şeyler. Eskiden çok yazdım ama şimdi yazmaya çalıştıklarım farklı şeyler. Doğrudan edebiyat diyelim.’”

Konu, bazı okurlara yıpranmış gibi gelebilir. Ancak merkezinde insanlık suçları bulunan romanlar ne kadar yazılsa, yine de bir şeyler eksik kalacaktır. Romanın başkişisi Sinan, darbe sonrası işkencelere maruz kalmış, bir süre hapis yatmış ve çıkınca da benzer travmalar geçiren pek çok kişi gibi hayata tutunamamış biri. Roman, Sinan’ın ağzından, bazen birinci tekil şahıs akarken, aniden anlatıcının araya girmesiyle ve sonra yine birinci tekil şahsa dönerek ilerliyor. Geri dönüşlerle Sinan’ın hapis yıllarında yaşadıklarına tanık oluyoruz. Fakat bu kısımlar, romanın geneli içinde çok sınırlı kalıyor. Biz daha çok Sinan’ın karısı Leyla’yı terk edip, yazlık bir mekânda, bahçeli, müstakil bir eve taşınmasını ve buradaki yaşantısını okuyoruz.
Semih Gümüş yıllardır roman yazıyor gibi yazmış; anlatımı çok başarılı. Bunca yılın edebi birikimiyle yazınca, doğal olarak yazdığı tipik bir ilk roman olmamış ve kendine benzer roman yazan bir karakter yaratma dışında, tipik ilk roman hatalarını barındırmıyor.

Sinan’ın evi terk edip yerleştiği yazlık evdeki, sündürülmüş hissi veren, aşırı ama bir o kadar da başarılı doğa betimlemelerinin dozu biraz kaçmış gibi. Bu da anlatının büyüsünü sanki biraz bozmuş. Romanın zayıf noktası ise, üç yüz sayfalık kitabın yarısından fazlasının, Sinan’ın gittiği yerde tanıştığı Mina ile girdiği başarısız cinsel ilişki girişimlerine ayrılmış olması. Semih Gümüş, romanını, Sinan’ın işkence yıllarında maruz kaldığı cinsel tacizlerden kalan arazın üzerine oturtmuş. Fakat bu uzun bölümlerde, Sinan’ın darbe yıllarında yaşadığı travmanın yol açtığı ruhsal bulantı meselesini daha etkili anlatmak yerine, Semih Gümüş erotik anlatıya ağırlık vermeyi tercih ederek romanı hafifletmiş. Bu bölüm kesinlikle daha farklı işlenebilirdi.

Son olarak, Semih Gümüş’ün bunca yıldır, öykücülüğe ve öykü yazarlarımıza verdiği destekten, iltifattan ve her fırsatta öyküyü romanın önüne koymasından sonra ilk edebi verimini bir romanla vermiş olmasını yadırgadığımı belirtmeliyim. Kendisiyle bir söyleşi yapma olanağım olsaydı, sanırım ilk soracağım soru bu olurdu. Neden öykü ile başlamak yerine romana öykündüğünü sorardım ona.
Alıntılar: Semih Gümüş, Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz, Can Yayınları, İstanbul, 2015, s. 53-143

Profile Image for Damla.
37 reviews17 followers
April 9, 2018
Eh, fena değildi aslında. Ortalama bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yazarın, okumak istediği kitabı yazmak istediğini söyleyerek bu kitabı yazmış olması çok iddialı olmuş sadece. Zaman zaman betimlemelerin içinde boğulduğumu hissettim, hikayenin içine sindirilmeden apayrı duruyordu. Hikayeyi kendi içinde daha güzel buldum, farklıydı diyebilirim.
Profile Image for Talip Ceylan.
13 reviews
Read
July 15, 2019
Kendisini geçmişin yaralarından sağaltmaya çalışan bir insanın çabası ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Çok sevdim baş karakteri.
Profile Image for Hülya Meier.
156 reviews
Read
March 23, 2016
Yaşanmış travmalar insanın içinden öyle kolay kolay çıkıp gitmiyor, hasarı çok, çıksın gitsin artık diyorsun olmuyor, hatta aşkını bile felakete çeviriyor, tutmuyor !

Niçin geldin buraya, biliyor musun ?
Kendime dönmek için, bunu bilmem yeterli değil mi.
Nereden öğrendin bunu ?
Yaşadım, yaşadıklarımdan öğrendim.
Tanımadığın bu hayat senden güçlü çıkabilir ama.
O da kazanabilir ama onu yenebilmek için soyundum her şeyden ve sana sığınıyorum.
Kaybettiklerini kazanabilecek misin ?
Bunun için buradayım, insanlardan uzakta ve onlardan başka bütün canlılara yakın.
Bu son şansın olabilir ve yenilirsen her şeyini kaybedebilirsin.
Deneyeceğim.
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,455 followers
March 18, 2016
Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz, iki yönüyle farklı bir roman. Öncelikle, doğanın bu denli anlatının içinde yer alması, çok de alışık olduğumuz bir şey değil. Yaşadığı zor yılı ardında bırakmak için evini, karısını terk edip bir Ege kasabasına giden Sinan'ın hikâyesi anlatılan, bu hikâyenin en önemli kahramanlarından biri de her şeyiyle doğa; başta zeytin ağaçları, türlü türlü kuşlar, deniz, yılanlar, meyve bahçeleri, köpekler...

http://tembelveyazar.blogspot.com.tr/...
Profile Image for Ceyda Şendoğan İlgün.
29 reviews
January 25, 2019
Betimlemeler gereğinden uzun geldi bana. Evet doğaya dönüş, övgü ama çok uzun. Bir süre sonra takip etmesi zorlaşıyor.
Displaying 1 - 6 of 6 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.