Bu sabah şu denizi kirala, mavi mavi hatırlayalım birbirimizi, bu öğlen güneşi kirala da bir daha soğukluk girmesin aramıza, bu ikindi tembelliği kirala, belki gölgesinde kedin olurum senin, bu akşam bahçeyi kirala, elimizde büyüsün gül, menekşe, yasemin, bu gece uykuyu kiralarsan, rüyama yalnız senin gözlerini konuk ederim, bu bahar bu gövdeyi kirala, vücut kitabında tozlandı kelimelerim. (Tanıtım Bülteninden)
Haydar Ergulen is one of the important poets of the recent generation in contemporary Turkish literature. Born in 1956 in Eskişehir, Türkeli, he graduated from the Sociology Department at Orta Doğu Teknik Üniversitesi (Middle East Technical University) in Ankara. Among his published poetry books are: "Sokak Prensesi" (Street Princess/1991), "Eskiden Terzi" (Once a Tailor), "40 Şiir ve Bir" (40 Poems and One/1997), "Karton Valiz" (Cardboard Suitcase/1999). With "40 Poems and One", Ergulen won the prestigious 1997 "Behçet Necatigil Poetry Award" as well as the "Orhon Murat Arıburna Poetry Award". His "Once a Tailor" brought him the 1996 "Halil Kocagoz Poetry Award". For some of his books, he used the pen name "Hafız".
YouTube kanalımda 40 Şiir ve Bir kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/a3ctaLux8B4
Kapağı gibi masmavi dizeler.
Bahadır Bayrıl'ın da dediği gibi bir dize şairidir Haydar Ergülen. Yahya Kemal'in mısra haysiyetimdir demesi gibi, Haydar Ergülen'e göre de yalnızlığı, kızı olan Nar'ı, şiiri onun haysiyetidir.
Dizelerinin ayrı ayrı hepsinden birer kitap çıkartılabilecek nitelikte olan 40 Şiir ve Bir, empatinin sınırlarını zorluyor. Kimse birbirine üstünlük sağlamaya çalışmaz. Çünkü bahçe-avlu da ev-oda da baba-oğul da birbirleriyle anlam kazanan kavramlardır.
Erdal Doğan'ın da kendisi hakkında dediği gibi şiir yalnızlıktır, aşk da öyle. Hem şair de yalnızdır. Ama kendi ruhunun tezahürünü şiirlerinde gösterebildiği kadar yalnızdır.
40 Şiir ve Bir, bütün şiirlerinin yalnızları oynadığı bir orkestra gibi sanki. Orkestra şefi Haydar Ergülen ve bütün enstrümanlarına ayrı ayrı hak veriyor hünerlerini sergilemeleri için. Anlamların kurgusundan sözcüklere giden bir şair olmayı başarabilmesi için de enstrümanları olan dizelerin sırrını bize harika kişileştirmeleriyle açıklıyor.
Ne kadar şanslıyız ki onun yaşadığı dönemde, onun bize anlatmaya çalıştığı mavilikleri okuyabiliyoruz.
"Kac olu istiyor hayat biri yasasin diye ?" (bahcivan) * ..."Ulasmak kolay simdi kavusmak zor dunya yollara dusmus herkes gidiyor... Nereye?Bir hayal arasi bile vermeden bir filmden digerine kosturur gibi boyle? Bir sehre gitmezdik ki biz bir hayale giderdik!"...🌟 (Prag)
"Usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut burada içimize yağacaktır, inandım, mavi bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!"
İster kapağından başlayın, ister isminden, isterseniz ödüllerini saymaktan... 1997 Behçet Necatigil şiir ödülü, 1997 Cahil Külebi şiir ödülü ve Akdeniz Altın Portakal şiir ödülü 1998 gibi ödüllerle dolu; kapağında
Gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız / göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır. / ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir.
diye kapak dizesiyle başlayan bir kitap daha nasıl anlatılabilir.
Özel baskı olarak, yazarın yaşına ithafet basılmış bu eser incecik ama tamamen doyurucu bir özelliğe sahip. Şiirlerin isimleri gündelik yaşamla birebir örtüşüyor. İsimler üzerinden mükemmel bir kurguyla mecazları ve örtülü bir anlatıma yüklenmiş kelimeler.
Aralarda tamamı büyük harflerden oluşan cümleler vurucu bir etki yapıyor. Kişileştirmeler tam bir sanat eseri. Üslüp, edebiyat hepsi bir sanat eseri.
şiirler ne kadar güzel,şiirlerden sonra yazarların şair için söyledikleri ise ne kadar sıradan,diğer şairler için de söylenenlerden farksız.şairleri de şiirleri de açıklamaya çalışmak yersiz anlamasız.