Deniz, henüz on iki yaşındaydı. Okulda hiç ama hiç arkadaşı yoktu. Çünkü herkese göre o, hayaller gören bir kaçıktı! Tüm bunların sorumlusu ise, küçüklüğünden beri oğluna gizemli hikayeler anlatan babasıydı. Birbirinden tuhaf yaratıklarla dolu bir dünya yaratmıştı ve efsaneye göre saklı bir kapı sayesinde geçiş yapılan bu diyar, İstanbul'un ikiz kardeşiydi. Ve bu kapı bir bekçi tarafından denetleniyordu.
Deniz, bu masallara inanmalı mıydı? Oysa Deniz'in bilmediği bir gerçek vardı. Babası, her iki diyarı birbirinden ayıran bu kapının bekçisiydi. Ve bir gün, bu zor görev oğlunun olacaktı.
Deniz, Arayış ormanı'na doğru çıkacağı tehlikeli yolculukta kendini hayal bile edemeyeceği bir maceranın içinde bulacaktı!
Göktuğ Canbaba, 1981 yılında Ankara’da doğdu. 2006 yılında Anadolu Üniversitesi Basın-Yayın Bölümü’nden mezun oldu. Lisans öğrenimini “Şarap ve İnsan” adlı belgesel fotoğraf projesiyle tamamladı. Uzakdoğu’da uzun soluklu birçok seyahate çıkıp kişisel fotoğraf projeleri üzerine çalıştı. İlk romanı olan Ozanın Şarkısı 2007’de yayımlandı. Tılsım-ı Kudret 2010’da, İşeyen Atmaca 2013’te, Ayyaş Buda 2016’da raflardaki yerini aldı. Öykü Gazetesi, OT, Dünyanın Öyküsü, Vagon, Yabani gibi dergilerde öyküleri yayımlandı. Aynı zamanda çocuklara da yazan Göktuğ Canbaba’nın Fener Balığının Kayıp Işığı, Valizdeki Kedi, Arayış Ormanı adındaki eserlerinin de aralarında bulunduğu Doğan Egmont’tan çıkan yirmi çocuk kitabı var.
Yabancı edebiyatta başarılı örneklerine çokça rastladığımız ve özellikle son 10-15 yıllık dönemde revaçta olan çocuk kahraman olgusu, edebiyatımızda kendini pek fazla gösterememiştir. İşte tam da benzer bir kurguyla karşımıza çıkan Arayış Ormanı, adeta aradığımız ve özlemini çektiğimiz bu eksikliği gideriyor.
Deniz’in, “bekçi” olma yolundaki macerasına ve yolculuğuna tanıklık ediyoruz bu kitapta. “Bekçi”lik dediğimiz şeyi ise İstanbul’un “fantastik” ikizi bir dünya ile bizimki arasında bulunan saklı geçidi korumak için babadan oğula geçen bir görev.
İstanbul'un ikizi cadılar, tılsımcılar, büyücüler, goblinler, periler gibi farklı türden birçok yaratığa ev sahipliği yapıyor. Bu arada yaşadığımız dünya Alt, bahsini ettiğimiz diğer dünya Üst İstanbul olarak nitelendiriliyor. Bekçi, her iki şehri birbirinden ayıran Tek Kapı’yı korumakla görevli. Serinin devamını merakla bekliyoruz.
Göktuğ Canbaba'nın her yazdığı roman gibi Arayış Ormanı da çok güzeldi. Çocuk romanı olsa da fantastik roman okumayı seven herkes için nefis bir macera olduğunu söylemeliyim. Çok büyük keyifle, merakla, tedirginlikle ve gülümseyerek okudum.
Kitaplarını severek okuduğum Göktuğ Canbaba'nın bu yeni dünyası beni oldukça heyecanlandırdı. Çünkü ilk defa bizim edebiyatımızda da bir çocuk kahramanın serisel macerasına tanıklık edecektim. Hem de tanıdığım, sevdiğim bir yazarın elinden.
Nihayet kitap elime geçti ve başlamamla bitirmem -özellikle şu günlerde yaşadığım yoğunluğa rağmen- bir oldu neredeyse. Ve son sayfayı biraz heyecanla, biraz da üzüntüyle kapadım. Bu yeni dünyaya adımımı atmış ve oldukça sevmiş, ama tadında doyamadan bitirmiştim. Üstelik yeni kitabın ne zaman çıkacağı da belli değil. Neyse, serzenişleri bırakıp kitap hakkındaki düşüncelerime geçeyim hemen.
Sürükleyici oluşu tam da beklediğim gibiydi aslında, daha ön okumadan belli etmişti kendisini. Kurgusu, kahramanın yaşına göre verdiği duygusal tepkiler, yolculuk temasının işlenişi, yeni bir dünyaya atılan adım ve kitaba adını veren Arayış Ormanı macerası... Her bir an gözlerimde canlandı ve özellikle Üst İstanbul'un daha ne gibi sırları sakladığını merak etmeme yol açtı. Sonraki kitaplarda bu yeni diyarı daha fazla tanıyacağımıza inanıyorum, hem konu itibariyle de çok müsait. Yani lütfen olsun bu!
Nihayet uzun süredir beklediğimiz, hem genç hem de yetişkin fantazya okurlarını içine alacak bir ruha sahip seriyle karşı karşıyayız. İnanıyorum ki devam kitapları da benzer sürükleyicilikte ve eh... biraz daha kalın olarak çıkacaktır karşımıza!
Bu kitaba 'çocuk fantastiği' demek ayıptır, günahtır. Hedef kitlenin yaş ortalamasının iki katı olmamam rağmen merakla okudum, heyecanlandım, sabırsızlandım, duygulandım ve bir sayfa, bir paragraf bile lüzumsuz gelmedi. Bu romanı genç arkadaşlar olduğu kadar, fantastik seven yetişkinlerin de okumasını öneririm. Konu güzel, kurgu güzel, işleniş tadında. Kukla karakter yok. Hey şeyin cevabı da yok ve devamını merak ettiriyor. Göktuğ Canbaba her şeyi dayatıp okuru aptal yerine koyMAyan bir yazar.
Hayal gücü güdümlü bir yaz rüyası deneyimlemek isteyen herkese tavsiye ederim.
Sevgili Göktuğ Canbaba yine hayal gücünün kapılarından korkusuzca geçip yeni keşiflerde bulunmaktan, serüvenler üretmekten geri durmuyor. Kitabın tek kötü tarafı su gibi okunup çabuk bitmesi. ARAYIŞ ORMANI serisinin ikinci kitabını şahsen sabırsızlıkla bekliyorum. Her seferinde "yeni kitap" beklenen bir yazar olmak yazarın kaderi gibi görünüyor.
Belki de onun her kitabını çocukların ve yaşça büyüklerin çok sevmesinin sebebi durmadan kendini yenileyen, korkusuzca yazmaktan çekinmediği konular. Cesurca en zor konuları tüm yaşların anlayabileceği bir durulukta işleyebiliyor. Ve gittikçe her kitabında daha saf ve keskin bir dile kavuşmaya başladı. Bir çocuğun her iki dünyada da büyümek zorunda kaldığı bu serüveni kaçırmayın.
Kim bilir? Belki hepimiz dünyalarımızın değişilmez bir parçasıyızdır. Bu kitapta, seride öğrenilecek çok şey var.
Evet,öncelikle yabancı klasikleşmiş olan bazı fantastikler vardır bilirsiniz...Harry Potter,Percy Jackson vb...Ve bunlar o kadar klasikleşmiş ve içimize işlemiş kitaplardır ki başka kitapları kabul edemez hale gelir bünye ve bu önyargıyı doğurur...”Türk yazar ve fantastik kitap” önyargısını...Bu önyargıyı kırmak için bir kitap arıyorsanız eğer işte o kitap bu kitap... Baştan başlamam gerekirse,kitap başlarında Deniz’in normal görünen normal olmayan hayatından bahsediyor...Olaylar onunda bunu öğrenmesi ile heyecanlı bir hal alıyor diyebiliriz ki ondan sonra olayların oluşunu hiçbir şekilde kestiremiyoruz... Kitap hasret kaldığımız tarzda bir kitap ve karakter Türk olunca kitaba ısınmak hiç de zor olmuyor.Denizin çocuk yaşta büyük sorumluluklar yüklenmiş,macera sever bir arkadaşı ile çıktığı yolculukta yaşadığı zorluklarla başa çıkışını okumak çok güzeldi ve ben o dünyaya girmekte hiç zorlanmadım... Onun dışında dediğim gibi kitabın başların bir şeylerin oturmadığını düşünebilirsiniz ama kitapta her şey mükemmel bir şekilde açıklanmış👌🏻 Bütün kitap boyunca yaratılan o dünya ile verilen mesaj ise göz yaşartıcı🥺 Kitabı okuduktan sonra insan ırkının acımasızlığı ve kendi evrenine yaptığı şeyler güzelce anlatılmış ki okurken altını çizdiğim yerlerin hepsi bunlardan ibaretti... Onun dışında,kitabın sonunu getirmek istemediğimi söyleyebilirim,neyseki ikinci kitap elimde ama o bitince ne yapacağım hakkında pek bir fikrim yok... Kitaplar daha kalın olabilirmiş kesinlikle😂 Şimdiden üçüncü kitabı istiyorum,ikinci kitap için beklentim çok yükseldi😂 Çocuk kitabı demek yersiz,fantastik kitap sever herkesin okuyabileceği bir kitaptı...Çocuk,genç,yaşlı... Peki 5 yıldızlık bir kitap mıydı?Belki hayır ama Türk bir yazarın güzel bir fantastik ortaya koyması ve bunun örneğinden çok fazla görmemiş olmam bu kitaba 5 yıldız vermek için çok iyi bir neden✌🏻 Okuyun,okutun❤️✨
Kitabı okumaya başlamadan önce aslında fazlaca heyecanlıydım. Hikayelerde goblinlerin, cinlerin, perilerin, trollerin olmasını çok seviyorum. Arayış Ormanı , Göktuğ Canbaba'nın okuduğum ilk kitabıydı. Sıkıldım mı? Pek fazla sıkıldığım söylenemez ama onun dışında kitap bana türünün örneklerinden bi' Percy Jackson bi' Harry Potter heyecanı yaşatıp beni çılgına çevirmedi. Kitabın başlarında belli bir oturmamışlık hissi yaşadım ve bu beni belli bir miktarda rahatsız etti. Bir şeyler doğru değil gibiydi, okuduğum şeyler bana kendi içlerindeki gerçekliklerini hissettiremedi. Kitap devam ettikçe ve 150-200 civarında bu his kayboldu ve Deniz ile Ena'nın macerasında kendimi artık tamamen kurulmuş bir dünyanın içerisinde gibi hissettim.
Kitaplar ilgili diğer yakınmam sonun aşırı hızlı, oldu bitti'ye getirildiğini düşünmem. 200'üncü sayfaya geldiğimde ve kitabın bitmesine altmış küsür sayfa kaldığını gördüğümde kendi kendime "Nasıl yani, altmış sayfada nasıl bitebilir?" diye düşünüp durdum. Arayış Ormanı 'ına girildikten sonra daha fazla macera, daha fazla sorun ve çözüm bekliyordum. Karakterlerimiz bir şeyler yaşadı, bazı durumlardaki Deniz'in tepkilerine güldüm ve ağzımda bir Percy tadı bıraktı - ki bu gerçekten hoşuma gitti. Yine kitabın tadını alamadığımı hissettim. Yazar artık kitap bitsin diye ormandaki olayları hızlı hızlı geçmiş gibi hissettim, sadece İSİMSİZ bölümü bile daha uzun sürebilir ve insanları daha da güldürebilirdi, en azından fikrim bu.
Deniz'e gelirsek, kitabın başında gerçekten alık bir karakter görünümündeydi, yazar bilerek isteyerek onu olması gerektiğinden daha aptal gösteriyormuş gibi geldi. Bu yüzden ondan başlarda çok hoşlanmadım. Ki o, olaydan sonra tepkisinin azlığı ya da bu duruma çabucak alışmasını ben 12 yaşındaki bir çocukla uyuşturamadım. Belli ki bunu kenarda bırakmak ve asıl olaya geçip okuyanlar sıkılmamak istenmiş ama ben yine de o tepkinin daha sert ve hissedilebilir olması gerektiğini düşünüyorum.
Tüm bunlara rağmen arada güldüğüm, sıkılmadığım bir kitap oldu. İkinci kitap Solgun Ruhlar Kitabı elimde, ne zaman okurum bilmiyorum ama bu tarz çocuklara yönelik fantastik kitaplara ihtiyacımız var. Baş rolde çocuk kahramanların olduğu fantastik romanlar pek göremiyoruz ve ben bu konuda oldukça üzgünüm. Yazarın böyle bir konuyla öne çıkmasını gerçekten takdir ediyorum. Umarım daha fazla böyle eserler verir ve bu tarz hikayeleri başka yazarlarında katkılarıyla daha çok okumaya başlarız.
Lower Istanbul and Upper Istanbul. Lower Istanbul is the city we know and live in. Upper Istanbul, on the other hand, is an unseen world ruled by magic, charms, and ancient secrets. The gatekeepers who guard the door between these two worlds are responsible for maintaining the balance of both.
Our main character, Deniz, is a 12-year-old child. His father is one of the gatekeepers of that door. Deniz grew up listening to his father’s stories; the forests, wizards, and dark beings in those tales seemed like fairy tales—until one day, his father disappears, and Deniz realizes that everything was far more real than he had ever imagined. That same day, his mother also disappears. Now Deniz must set out to find his family and discover the destiny that has been written for him.
On this long journey, he is accompanied by Ena, a 13-year-old girl with strong magical powers. Ena’s wisdom and Deniz’s courage come together. But the heart of this story always beats within Deniz. Because he must find his own strength by passing through his fears.
To become a gatekeeper, he must receive approval from the Council, go to the Forest of Quest, and find his own tree.
Each gatekeeper has a tree that merges with their soul and makes them who they are. Even before Deniz finds his tree, he can feel it; he follows his instincts to find his way. That’s why this journey is not only an adventure but also an inner awakening.
In time, Deniz learns that a dangerous spell lies behind his father’s disappearance. And he is determined to track down the one who cast it. Because now he is the only one who can save not just his family, but also the balance between the two worlds.
The borders between “Lower” and “Upper” Istanbul sometimes blend into one another. In this story that moves between reality and imagination, courage and fear, the reader is drawn deeper with every page. Deniz’s world doesn’t open behind a door; it opens on the path toward the courage hidden within oneself.
We’ve read the first book of this adventure, which is part of a four-book series, and we’ll continue to follow the story by reading the rest. I invite you to join us on this adventure and lose yourself in this fantastic tale as well. My daughter and I really enjoyed reading it—it’s a fun, boundary-pushing book aimed at readers aged 12 and up.