Suzy Pommier Cinayeti, Emannuel Bove’dan okuduğum ilk kitap. Bu yıl boo bol yeni yazarla tanışmak istiyorum ve en büyük gayem de bu. Bilindik yazarları okumak, sürekli aynı yemeği yemek gibi, çok seviyorsam “bile.” Bıkkınlık hissine karşı galip gelebilmek adına bu yönteme başvurdum. Şimdilik fena gitmediğini söyleyebilirim.
Kitaba gelecek olursam, Suzy Pommier, genç, güzel ve ünlü bir akristtir. Bir filminin galasında öldürülmesiyle başlıyor olaylar. Tabii bu dedikoduları da beraberinde getirecek olan bu cinayet, gösterimi yapılan filmin final sahnesi ile aynı şekilde işlenmiştir. Gizemli bir cinayet ve sinema sektörünü de işin içine ekleyince okunması biraz daha kolaylaşıyor bana kalırsa. Hikâye, asıl dedektifin yokluğunu fırsat bilip, olayı hırsla araştıran yardımcı dedektif Hector Mancelle, okurun dikkatini çekiyor. Kitaptaki elle tutulur nadir güzel yazılmış olaylardan biri de, bu yardımcı dedektifin okurlara kendileri araştırıyormuş gibi hissettirmesi.
Suzy Pommier Cinayeti, bir polisiye. Edebi bir beklentiniz olmasın, ısrarla tavsiye edemeyecek olsam da, yaz ayları sıcağında vakit geçirtecek cinsten. Tam bir plaj kitabı. Bitirmeden şunu da söylemek gerek; Bove’un sanırım polisiye konusunda iyi olmadığının kanıtlarından biri de, kitaptaki tarihler. Sürekli o çelişkiyi ve yanlışı gidermek için, çevirmenin dipnotu size eşlik ediyor bu konuda. Aksi halde mantık hatalarıyla dolu. Ben usta bir polisiye okuru değilim, açıkçası dikkat bile etmedim. Lâkin, türün müdavimleri bu konuda rahatsızlık duyabilir, kitabın şansı da iyi bir çevirmene denk gelmesi. Keyifli okumalar.