Osmanlı Beyliği’nin kurucularının kimliği ve devlete adını veren ailenin menşei hakkında bugün doğrudan dönemin çağdaş kaynaklarına dayalı olarak çok az şey bilinmektedir. Bu durum haliyle bu konu üzerinde çalışan araştırmacılar için ciddi bir problem oluşturmuştur. İlk dönem Osmanlı tarihiyle ilgilenen tarihçilerin çoğu bu sağlam kaynaklara dayalı bilgi boşluklarını, teorik çıkarımlara kapatma yolunu tercih etmişlerdir. Bununla beraber mevcut kaynaklardan elde edilen menkıbevi bilgiler, bazı tarihçiler için gerçek bir bilgi gibi algılanıp bir ölçüde kurgulanmış bir tarih yazımına da yol açmıştır. O kadar ki bunlar bazen genel kabullerle benimsenerek iyice yerleşmiş, hatta ders kitaplarına kadar yansımıştır. Aslında bu kaynaklardan tarihi gerçekliğe tam anlamıyla erişmek pek de kolay görünmemektedir. Feridun M. Emecen
• Moğol istilâsı Osmanoğulları’nın kaderini nasıl belirledi? • Anadolu’nun kuzeybatı ucunda ortaya çıkan Osmanoğulları’nın ataları kimlerdi? • Kayı boyuna mensubiyetleri sonradan uydurulmuş bir bilgiye mi dayanıyordu? • Osmanoğulları’nın coğrafî konumları, sınırlarını genişletip bir cihan devleti haline gelmelerinde nasıl bir rol oynadı? • Birçok Anadolu Beyliği arasında Osmanoğulları’nı öne çıkaran unsurlar neydi? • Osmanoğulları’nın küçük bir beylikten üç kıtaya hükmeden bir imparatorluğa dönüşmesinde gazâ/cihad ideolojisinin rolü var mıydı?
2012 yılına damgasını vuran Fetih ve Kıyamet 1453 kitabının yazarı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Klasik Çağı alanında uzman Prof. Feridun M. Emecen, İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikler Dünyası kitabıyla; Osmanlı Devleti’nin kaynakları itibariyle “karanlık/bilinmeyen çağı” olarak adlandırılan kuruluş dönemini aydınlatıyor ve zihinlerde oluşan bütün sorulara cevap veriyor.
1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeniçağ Tarihi Kürsüsünden mezun oldu. 1989 yılında doçent, 1995 yılında profesör oldu. Akademik çalışmalarını 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümünde sürdürmektedir.
Osmanlı kuruluş devresi ile ilgili makaleler. Biraz sıkıcı bir üslubu var. Emecen’in konuşma tarzı vs beni sıkıyor genelde de.
Ancak [Aşıkpaşazade’nin] bu gizli takdir hisleri, Ankara Savaşı ile değişir; fakat menfi ifadelerden Yıldırım Bayezid de nasibini alır. Onun savaş meydanında yalnız kalışı dramatik bir edebi dille aksettirilir. Burada şöyle denir: "Kulınun biri Bayezid'e şöyle der, Hay Bayezid han, kanı ol güvendiğin oğulların, ol sancağun beyleri, ya ol sarhoş vezirlerün? Ne gökçek yoldaşluk etdiler sana, akçayı hare etmedün hazineye kodun oğlancuklarum rızkıdur dedin."
“Osmanlı-Özbek münasebetlerinde Timur hadisesi hiçbir menfi gelişmeye yol açmadığı halde, kendilerini Timurluların varisi olarak gören XVI. asrın yine büyük devletlerinden Babürlüler, müslüman dünyasındaki liderlik rekabetinde, bu vasfı ön plana çıkarmışlardır. Mesela Babürlü Cihangir,Sünni alemin temsilcisi sıfatıyla, Osmanlılarla olan rekabetin bir neticesi olarak atası Timur'un Ankara Savaşı'nda kazandığı zaferi öne sürerek Osmanlılardan üstün olduklarını vurgulamıştı. XVII. asırda bile bu hadisenin hatıralarda yer etmiş olması, hatta devletler arası münasebetlerde tahfif ve yücelik unsuru şeklinde ortaya atılması ilgi çekicidir.”