Bu evlilik ailesini kurtaran fakat kendisini öldüren bir anlaşmaydı!
İki aile arasındaki kan davasını durdurmanın tek bir yolu vardı ve artık kimsenin bir kaybı daha kaldıramayacağı o gün karar çoktan verilmişti: Sıraç ve Derin ne olduğunu anlamadan, kendilerini zoraki bir evlilik arifesinde bulduklarında itiraz etmeye bile hakları kalmamıştı.
Bu, mutlu bir aşk evliliği değildi. Mecburiyetler tarafından dört bir yanı sarılmış, nefretle kabullendikleri hayatı yaşamak zorunda bırakılmış bir çiftin hikâyesiydi.
Her 'Seni istemiyorum!' dediklerinde daha fazla birbirine bağlanan, aşk ve nefret arasındaki ince çizgide boğulan iki yabancı… Aklın ve kalbin farklı işlediği,galibi olmayan bir aşk hikâyesi.
Hatice Kurtaran - Seni İstemiyorum || Kitap Yorumu
Yazarın kalemini daha önceden okuma fırsatını bulamamıştım. Şimdiye nasip oldu. Güzel oldu esasen. Anlatımını beğendim. Yazımı güzeldi. Ben normalde 'töre' konulu bir şeyler okumaz ya da izlemem. Nedeni yok, beni sıkıyor ve genelde sinirlerimi bozuyor. Pek sevmem esasen.
Kitabın konusu gelirsem, Derin ve Sıraç kan davasını durdurmak için evlenmek zorunda kalırlar. Birbirlerine tahammülü olmayan çiftçimizin bir arada olması sıkıntılı anları beraberinde getirir. Üstelik Derin, kaynanasının hışmına çoğu zaman uğrar. İstenmeyen gelin konumundadır ki aileler arasında bir husumet vardır.
Zorunlu bir evlilik sonrasında fırtınalı bir aşka dönüşecektir de. Abartılmadan anlatılan töre kısmı dozundaydı. Belki eksiği vardı fakat fazlası yoktu. Derin ile Sıraç'ın aşkı çok çabuk alevlendi. Bir baktım nefret kusarken bir baktım ki birbirlerinin ağzından gözlerini çekemiyorlardı. Çok hızlı olup bitti o kısım. Aslında kitabın geleni hızlı bir tempoda ilerliyor. Gönül isterdi ki biraz daha ağırdan ilerleyip derine inerek öyle anlatılmış olsaydı, daha iyi olurdu. Uzun uzadıya bir betimleme beklentisi içerisinde olmam hiç bir zaman ama kitapta detaylı anlatım severim. Çünkü öyle olduğunda hayal etmem daha kolay oluyor. Kitap okumuyor da film izliyormuş gibi kareler gözlerimin önünde geçer. Bu kitapta maalesef bu bende olmadı.
Birde geçmiş zaman ekinde yazılması beni biraz sıktı. Yapmıştı, gelmişti, gitmişti, bakmıştı... Bir yerden sonra bunaldığımı hissettim. Geçmiş zaman anlatımını sevmiyorum, tavsiyen geniş zaman ekiyle yazması
Maalesef kitabı pek sevemedim, yani çok kötü değildi ama töre ve kan davası gibi ağır konuları işleyen bir kitabın karakterlerinin daha olgun olmasını beklerdim ama karşımda, hareketleriyle, diyaloglarıyla, iki ergen aşık buldum, bu da beni kitaptan soğuttu, yani seveni çoktur bir şey diyemem ama ben çok zor okudum...
Aralarında kan davası olan birbirine düşman iki aile, iki tarafta kayıplar vermiş, ve bunların ilk görüşte birbirlerinden nefret eden ve üstüne zorla evlendirilen çocuklarının bir gecede aşık olması çok zorlamaydı, bence bu tarz kitapların içeriğindeki aşk yavaş yavaş gelişmeli, iki tarafın kan yangını, yerini tutkulu ve güçlü bir aşka bırakmalıydı ama olmadı..
Kitaplarda karakterleri kendi ağızlarından dinlemeyi severim üçüncü şahıs anlatımını sevmiyorum, bu da bir eksiydi bana göre, ama özellikle bir konuda yazar çok kararsız kalmış, kızın göz rengi, neredeyse her sayfada farklı anlatıldı, önce ela, sonra yosun yeşili, sonra yeşilimsi sonra tekrar ela :)