“Az bekle, çıkar.” Elleri yana yana tezgâha öyküleri bıraktı, üstü başı mürekkepti. Elimi uzattım, “Dokunma,” dedi. Yazıcıdan yeni çıkmışlar.
“Durum mu, olay mı yeğenim?” dedi.
“Olay olsun,” dedim, “bu ara pek durumum yok.”
Batıkan Köse, metropollerin alelacayip teferruatlarını, narsistik aurasını ve matrak rutinlerini, ele avuca sığmaz muzip bir dille anlatıyor. Öpmek isteyince hata raporu veren robot sevgililer, rüya görmek için ödenen vergiler, yaratıcı intiharlar tasarlayıp satan departmanlar, Olimpos-Beşiktaş minibüsünde mitolojik şöhretlerle ayaküstü muhabbetler…
Yaşanmış ve yaşanması muhtemel anları ilmek ilmek birbirine bağlıyor. İlkokuldaki kalem hırsızı Çağdaş’tan yola çıkıp birisinin kalbini çalarak çağdaşlaşan ama bunu Batılılaşmayla bağdaştıramayan karakterlerin yarattığı bir çağrışımlar zinciri… Şahsi Düşler ve Onur Kırıcı Gerçekler sözcük oyunlarıyla renklenen ince bir mizahın öyküleri.
Batıkan Köse was born in 1995 in Istanbul. Köse attended the Mimar Sinan Fine arts University, where he majored in Cinema. He is a writer, director, producer.
20 yaşındaki birisi için oldukça başarılı bir öykü kitabı. İletişimden çıkmış olması hiç düşündürmeden kitabı almama sebep oldu. Pişman da olmadım açıkçası. İroniler ve kelime pardon sözcük :P oyunları gayet başarılıydı. İkinci kitabına bir beş yıldız vereceğime inanıyorum.
Çokça kelime oyunuyla, çoğu zaman insanın içine oturan, ara sıra gülümseten, hüzünlü çünkü çok gerçek öyküleri severek okudum, devamı gelse güzel olur.
21 yaşında gencecik bir yazar(?) için oldukça iyi bir kitaptı. Toplamda 23 öyküden oluşan, güldürürken düşündüren, düşündürürken içinizi ısıtan tatlı bir kitap. Sözcük(!) oyunları oldukça iyiydi, sevdim. Batıkan Köse'nin kalemine daha ilk kitabından ısındım ve öykülerinin devamını sabırsızlıkla bekliyorum. "Batının eşyaları içinde bir doğu hastalığına tutulmuş bekliyorduk."
Sözcük oyunlarıyla süslü ince bir mizahı var ve çok samimi bir dille yazılmış. Tüm öyküler düş ve gerçeğin savaşını anlatıyor. Karakterlerin düşleri hep bir gerçekle sonlanıyor. Son yıllarda okuduğum en güzel öykü kitabı diyebilirim.
Kendisiyle ilk tanışışımız. Kısa öyküleri pek hoş. Hepsi için diyemeyeceğim ama büyük bir çoğunluğu kısalığıyla tezat oluşturacak şekilde damakta bambaşka tat bırakan cinsten. Öykü bitişleri dan diye vuruyor. Aralardaki benzer kişiler, olaylar size bu kitabın dünyasında misafir olmadığınızı söylüyor. Birkaç öykünün fazla dağınıklığı dışında, yazarın 20 yaşında olmasıyla beraber söyleyebileceğim son söz: “Bu adam bi’ harika dostum!!”
Yazar, gerçeküstü bir yapı üzerine kısa hikayeler kurgulamış. Arka kapağı okuduğumda az çok ne ile karşılaşacağımı fark etmiştim ama belki farklı bir tat alabilirim diye devam ettim. Öncelikle farklı konuları için yazara tebrikler, onun dışındaki kalan her şey içinse eleştirilerim var. Sanırım yaşı itibariyle (1995 doğumlu) tam oturmamış bir kurgusu var. Öykülerin çoğu saçma birleşimlerden ibaret. (Gerçeküstü konusu harici yorumum) Karakter isimleri Şirret Hanım, Düşver teyze, Vesvese bey tarzında klişelerin klişesi, artık şöyle esprili isim kullanmayın dedirtecek cinsten seçilmiş. Kelime esprileri vasatın çok altındaydı. Örnek vereyim hemen: "Latife hanım diyerek bayılan genç için latife etti sanırım" demek kelime oyunu değil, okuyucunun zekasıyla dalga geçmek, ben utanıyorum şu tarz cümleleri görünce. Hikayeler bağımsız gibi olsa da kitap süresince bir bütünlüğe hizmet ediyormuş gibi gözüküyor. Bu iyi haber. Bence Batıkan Köse iyi bir yazar olabilir, ama şu an için iyi yazar diyebilmemiz zor. İletişim yayınlarına kabul edilmesinin tek nedeni, ülkede az bulunan gerçeküstü öyküler verebilmiş olması.
“Batının eşyaları içinde bir doğu hastalığına tutulmuş bekliyorduk.”
“Bilge, kadınların kalbine nasıl giderim?” diye sordu. “41°01’27.6”N 28°58’31.3“E,” dedi Bilge.”
“Masama geçip elime yeşil kalemimi aldığımda, karşımda yine sen belirdin. Kaşlarından buruşuk yorganıma ince bir kar yağarken beceriksiz dudaklarınla yanağımdan öpüp gülümsedin. Penceremden giren dallar çiçek açarak kuşları, kuşlar da ad vermekten korktuğum yıldızları çağırdı. Artık yazabilirdim. Anlatacak epey öyküm vardı.”
Okuduğum en iyi öykü kitabı. Onlarca farklı anlatımı içinde barındıran bir şaheser.
Batıkan Köse'nin ilk kitabı Şahsi Düşler'de yazarın yarattığı kendi masalsı İstanbul'u görüyoruz. Okuyucuyla nasıl oynayacağını çok iyi bilen bir yazar var karşımızda. Ustaca dil oyunları yaparak üstüne bir de kendi dilini oluşturan Batıkan Köse büyük bir yazar olduğunu kanıtlamış. özgün olay örgüsü, kendine has dil ve oyunlarla öykücülüğümüzün büyük isimlerinden biri olmaya aday. Modern bir sait faik gibi İstanbul'u anlatıyor Köse. Türk Edebiyatının yeni bir büyük yazarı var artık.
Daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor. Öykülerin içindeki sözcük oyunları öykünün olay örgüsünü inşa ederken dile hayran kalıyorsunuz. Kitapta en çok etkilendiğim öykü Yaratıcı İntiharlar Departmanı oldu. Gayet hoş ilerleyen, öykülerin birbiriyle bağlantılı olduğu zekice kurgulanmış bir öykü kitabı.
Önyargılarla kitaba başladım fakat beni yanılttı. Son yılların en iyi öykü kitabı. Renkli, mizahı yerinde. Günümüz Türk öykülerindeki gereksiz hüzne yer vermeyen bir kitap. Hatta o gereksiz hüzünlerle dalga geçen, alay eden bir kitap. Pişman olmayacaksınız.
Büyülü bu kitap. Bu kitap gerçekten büyülü. İnsanı birden içine çekiyor. Yutuyor onu. Daha önce bu kadar dokunan bir başka öykü kitabı okuduğumu anımsamıyorum. Ağlatıyor, güldürüyor, kahkaha attırıyor. Bu kitap en zor zamanlarımda bana yardımcı oldu. Hayata tutunmamı sağladı ve umut verdi.
Bazı kitaplar vardır, başta bizi diliyle korkutur. Beyin jimnastiği gibi gelir. Bu da öyle bir kitap. Öyküleri satranç oynar gibi okuyorsunuz. Her yerden bir ayrıntı karşınıza çıkıyor.