Çaresizdi, acizdi, aşıktı, ağlaktı ve bütün bunları solda sıfır bırakan bir sıfatı vardı; lanet olası bir metresti. Her ailenin günahını ödeyen biri vardı. Koçbaş ailesinde ise günahların diyeti Gül'e kesilmişti. Acımasızca kurban edilmişti. On dokuz yaşında bir öğrenciydi, hayatı değişmeden evvel. O eve, o adama adım attığında iffetiyle beraber yüreği de terk etmişti bedenini. Gücü yettiği kadar nefret etmiş ama kaçamamıştı aşktan. Kendisi gibi olgun bir adamın çocuk sayılacak bir kızdan istediği tek şey intikamdı! Aptal yerine konulmanın cezasını o kız, hanesine misafir olarak ödeyecekti. Aşk ve günah bize Adem ve Havva'dan mirastı. Günah insanlığın varoluş sebebi ve aşk, kocaman bir hüznün başlangıcıydı bu hikâyede.
HARİKAYDI! Ben tamamını okumuşum ya daha önce. Olsa olsa yarısını okumuşumdur diyordum fakat hepsini hatta biraz daha fazlasını okumuşum. Yani sonu beni pek çıldırtmadı.
Bir söz vardır bilmem bilir misiniz? Çocuklara miras kalan anne babalarının günahları ve sevapları diye... Bu kitapta babasının günahını sırtına yük alan Gül'ün yaşadıklarını okuyoruz. Babasının da içinde olduğu bir durumdan kaynaklı gözünü kırpmadan büyük bir meblağ karşılığı kızını bilmediği bir adama veriyor. Evee burada yakası açılmamış naftalinli küfürleri babaya alıyoruz. Sanırım okuyup okuyabileceğim en karaktersiz karakter kendisidir zira. Diğer baş karakterimize geçelim, Yağız, ah be adam neden böylesin sen diyesim var. Hem çok kızdığım hem de sevmeye çalıştığım ender karakterlerden biri. Ona lanse edilen çarpıtılmış bilgilerle hiç önünü arkasını düşünmeden körü körüne kızgınlığına bağlanıp hayatı zindan etmeyi kendine bir borç bilerek halt ediyor kendisini. Bu arkadaşa da ufak çapta bir kızgın ifadeleri alalım...
Yağız gücünü kullanarak hayatına zorla dahil ettiği güzel kadına aşık olurken, yaşadığı ve yaşattığı onca acıya rağmen aşkına karşılık alabilecek miydi? Metres hayatı dayatılan Gül'e yaşayacakları karşısında tavrı ve düşünceleri neler olacaktı? Size konuyu anlatarak ipuçları vermek istemiyorum, bundan dolayı kitabı merak ediyorsanız edinip okumanızı önerebilirim.
Gel gelelim kitap hakkındaki düşüncelerime; Bıçak sırtı konulardan birini kaleme almış yazar. Bu cesaret isteyen bir hareket bana göre çünkü çuvallayabilirdi de. Neyse ki kaleminin gücünü konuşturarak bize güzel bir okunası kitap sunuyor. Yazıldığı dönemde bu tarz konuların daha az olmasını da dipçe düşerek klişe kisvesinde olmayacağını söylemek isterim.
Birbiri ile alakası olmayan iki karakterin kendi hayatlarında zorluklar çıkarıp bu zorlukları yaşayarak içlerinde büyüttükleri aşkı okuyoruz. Onlar mutlu oldu ya da olacak bunu kitabı okursanız bileceksiniz. Benim size söyleyeceğim tek şey ise Fırtına Hamide'nin kitapları okunur. Hatta ne yazsa okurum, gözüm kapalı öneririm. Arayın, bulun, satın alıp okuyun.