Usta hikâyeci Mustafa Kutlu’dan yepyeni bir eser. “Musallada bir tabut, yeşil örtü üstünde, yapayalnız…
İkindi okunmuş, namaz kılanlar camiye girmiş, kılmayan kalabalık cami duvarına yanaşıp saçak altına sığınmış. Alafranga bir muhit; ama gelin durumu izah edin. Erkekler cami duvarında, kadınlar şadırvan altında. Haliyle haremlik selâmlık olmuş. Böyledir…
Önce bir büyücek naylon top, pat-pat zıplayarak müezzinin bahçesine kadar gitti, mısırların arasında kayboldu. Topun ardından bir oğlan çocuğu altı, yedi yaşlarda; onun ardından aynı yaşta bir kız, mısır püskülü sarı saçlarını savurarak koştular.
Hem koşuyor, hem gülüyor, hem cıvıl cıvıl konuşuyorlar. Mısırların arasında kayboldular. Çocuklar böyle bir rüzgâr estirdiler işte. Gökyüzünün karanlık çarşafı keskin bir bıçakla yırtıldı. Arasından güneş çıktı, beyaz bulutlar. Kuşlar ötmeye, çiçekler açmaya başladı. Şadırvan havuzundan su sesi geldi. Hayat olanca parıltısıyla cami avlusunu ışığa boğdu…”
1947'de Erzincan'da doğdu. Erzincan Lisesi'ni (1963), Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi (1968). Tunceli ve İstanbul'da edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğretmenlikten ayrılarak (1974) Dergâh Yayınları'nda idareci olarak çalışmaya başladı. Hareket ve Dergâh dergileriyle, Türk Dili Edebiyatı Ansiklopedisi'nin yayın faaliyetlerini yürüttü. Senaryolar yazdı. Televizyonda sohbet programları yaptı.
Mustafa Kutlu Eserleri Hikaye Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1990), Sır (1990), Arkakapak Yazıları (1995), Hüzün ve Tesadüf (1998) Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (Hikaye 2002).
Deneme: Akasya ve Mandolin (1999)
İnceleme Sabahattin Ali (1972) Sait Faik'in Hikaye Dünyası (1968)
hayatın içinden, insanlığa dair güzel bir hikaye. ben çok sevdim!
"Her insan gibi bu çocuk insanın içinde de iyilikle kötülük savaşıyordu. Hem iyilikten hem kötülükten zevk alıyordu. Ancak kötülükten aldığı zevk bir süre sonra pişmanlığa dönüşüyor, acı vermeye başlıyordu. Bu günahın kefareti ödenmedikçe acı dinmez. Günahın zevkine kapılıp pişmanlığı unutanlar bir daha geri dönemez. Meğer ki Cenab-ı Hak hidayet vere."
Zizek’in anlatımıyla, sen her haltı yiyebilirsin çünki bir dinin koruması altındasın. İyi insan olsan bile din dışıysan değerin yok. Bırakın bu işleri. Edebiyat böyle bir şey diye kendinizi kandırıyorsunuz ya şaşırıyorum.
ilk defa bi Kutlu kitabını 3ayda ancak bitirebildim. sevmediğimden değil kitap okuyamadım tam o sıralar... AMA canım Kutlu yine ve yine samimi, sıcak, halktan ve içten bir anlatım sundu bize.<3 altını çizdiğim bazı cümleleri düşünüyorum hâlâ. kurguladığı karakterler çok içimizden ve onların soyledikleri cümleler altını çizdiklerim. ki bu kişilerin söylediklerini gerçek hayatta da sorguluyormuşum bunu fark ettim ve burada da karşıma çıktı. kalıplaşmış "dini" cümlelerin doğruluğu ve yanlışlığı hakkında.