Jump to ratings and reviews
Rate this book

Behice Boran: Yazılar, Konuşmalar, Söyleşiler, Savunmalar - Cilt 1

Rate this book
Her açıdan onurlu ve dopdolu geçen bir mücadele yaşamı, aynı zamanda 50 yıla yakın bir yazarlık dönemini de içeriyor. Boran’ın çok sayıda gazete, dergi, broşür ve kitaba dağılmış çalışmaları işçi sınıfı kavgasına inançla sahip çıkışın, yorulma bilmez bir mücadeleciliğin olduğu kadar Türkiye’de bilimsel sosyalist yayın faaliyetlerinin ne büyük engel ve kısıtlamakları aşmak, ne kadar geniş bir alandaki sorunlara değinmek zorunda kaldığının da belgeleri niteliğini taşıyor.

İlki 1938 olarak tarihlenen ve 1987 yılında ölümüne kadar devam eden ve birçoğu yazıldığı dönemde ve sonrasındaki bilimsel, politik ve edebi tartışmalara katkı koyan, etrafında tartışmalar gelişen veya en başat tartışmalarda bir tarafın sözcülüğünü yapan yazı ve konuşmaların bir araya getirilmesi önemli bir görevdir

782 pages, Hardcover

Published November 30, 2010

Loading...
Loading...

About the author

Behice Boran

13 books6 followers
Behice Boran (14 May 1910 – 10 October 1987) was a Turkish Marxist politician, author and sociologist. As a dissenting political voice from the left, Boran was repeatedly imprisoned for her work and died in exile after the Turkish military coup of 1980.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
0 (0%)
4 stars
1 (100%)
3 stars
0 (0%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Benan.
231 reviews31 followers
January 31, 2016
Bu kitabı Gökhan Atılgan’ın öğretim üyesi, siyasetçi ve kuramcı olarak Behice Boran’ı anlattığı kitabından etkilenerek okumaya karar vermiştim. Atılgan’ın Boran’ın makalelerinden yaptığı alıntılar dikkatimi çekmiş ve bu alıntıların yapıldığı yazıların tamamını merak etmiştim. Amacım kendi görüşlerini ilk ağızdan öğrenmek, Boran’ın sosyalizm ile anlam bulduğunu söylediği hayatını daha yakından görmekti. Bunu yaparken de, anlaşılması benim için hiçbir zaman çok kolay olmayan Marksizm üzerine Boran’dan daha anlaşılabilir bilgiler alabilmeyi de umut ettim. Bu kitabın ilk cildi için düşündüklerime gelince:

1) Sosyal Tarih Yayınları iki eseri (Toplumsal Yapı Araştırmaları ve Türkiye ve Sosyalizmin Sorunları) hariç Boran’ın tüm makalelerini, konuşmalarını, savunmalarını bu 3 ciltlik yapıtta derleyerek büyük ve kıymetli bir hizmette bulunmuş. Bu kadar büyük bir emek sonucu ortaya çıkan bu eserin yayınlanma aşamasında dili daha özenli sadeleştirilmiş olsaydı çok daha hoşuma giderdi sanırım. Ufak bir sözlükle desteklenmiş de olsa sık sık sözlüğe bakılarak yapılan okuma çok fazla keyif vermiyor doğrusu. Orijinalliğini kaybetmemesi adına diline çok fazla dokunulmamasına pek anlam veremedim. Sonuçta tamamen yabancı dillerde yazılmış edebi eserler bile bir şekilde, değerinden kaybetmeden tercüme edilebiliyor. Böyle somut, teknik yazılmış bir kitabın, dilinin günümüz Türkçesine uyarlanması sebebi ile anlam kayıplarına ya da kaymalarına uğrayabileceğini düşünmek zor. Aslında, noktalama işaretlerindeki hatalardan kaynaklanan anlam kayıpları giderilmeliydi.

2) Kitabın ebatları da okumayı yorucu yapabiliyor, böyle önemli eserler e-kitap olarak da piyasaya sunulsa ne iyi olurdu. Aslında bu 3 ciltlik kitabın normal ebatlarda daha fazla cilt sayısı ile yayınlanması da yeterli olabilirdi. İşin pazarlama kısmı ile ilgili benim göremediğim, anlayamadığım bir şeyler olmalı diye düşünüyorum.

3) Kitabın Boran’ın dava arkadaşı Nihat Sargın tarafından yayına hazırlanmış olması bence artı bir değer katıyor.

4) Makaleler kronolojik sıra ile verilmiş. Bu sebeple özellikle başlangıçtaki makaleler her ne kadar dil bakımından biraz zorlayıcı olsa da ilerleyen yıllarda yayınlananlarda bu sorun kendiliğinden hafifliyor. Çünkü hem yaygın olarak kullanılan sözcükleri artık öğrenmiş oluyorsunuz hem de yazarın dili Türk dilindeki değişimlere paralel olarak daha sadeleşmiş oluyor. Özellikle Boran’ın Ziya Gökalp’ten yaptığı alıntıları anlamak neredeyse imkansız gibi geldi bana. Bu alıntıları okumak yerine doğrudan Boran’ın anladığı Ziya Gökalp’i okumak daha kolay oldu benim için.

5) Kronolojik sıra sayesinde sadece Türk dilinin zaman içinde yaşadığı değişimi değil Boran’ın, siyasetçi kimliğinin oluşmasına katkı sunan fikirleri nasıl geliştirdiğini de izleyebiliyorsunuz.

6) Genç kızken yazdığı öykü, makale ve bilimsel makaleler kendi döneminin kültür, sanat, edebiyat eserleri ve sanatçıları hakkındaki eleştirilerinin kısmen ön sözü oluyor sanki. Ayrıca, eleştirilerini okurken döneminin sanat, edebiyat hayatı hakkında da fikir sahibi oluyorsunuz.

7) Kitapta Boran’ın bir konu hakkındaki görüşlerini genellikle belli bir plan çerçevesi içinde birkaç makale ile tamamen açıklayabildiğini görebiliyorsunuz. Avrupa’daki siyasi gelişmeleri vs o kadar net ve tutarlı bir şekilde özetliyor ki, bu anlamda bir başucu kitabı olarak nitelenmeyi kesinlikle hak ediyor.

8) Bu kitap sayesinde günümüze kadar gelen ve hala herhangi bir sonuca ulaşmayan pek çok tartışma konusunda belli bir aydınlanma yaşamanız garanti. Bir edebiyat ya da sanat eserinin eleştirisi, sanat sanat için-sanat toplum için tartışmaları, “milli” ilim, faşizm, demokrasi vs kavramları üzerine yazdıkları ile belki başka kitaplarda sayfalarca okuduktan sonra yaşayabileceğiniz aydınlanmayı bir çırpıda yaşayabiliyorsunuz. Ayrıca, Cumhuriyet tarihimiz boyunca geliştirdiğimiz demokrasi anlayışımızdaki ufak tefek ilerlemeleri de kaybederek 1930-1940’lı yıllardaki ilkel demokrasi anlayışımıza gerilediğimizi çok somut bir şekilde görüp üzülüyorsunuz. Çağın ne kadar gerisinde kalmış bir demokrasi anlayışı ile karşı karşıya olduğumuzu çok iyi anlıyorsunuz. Bir yandan da bugün izlediğimiz öz yönetim tartışmalarına farklı bir bakış açısı kazanıyorsunuz.

9) Boran’ı daha sistematik anlatabilmek adına, derlemeyi hazırlayan kişi tarafından her bir makaleye özel bir misyon yüklendiğini sezebiliyorsunuz. Hem de bunu daha kitabın başlarında hissediyorsunuz. Boran’ın istatistiki veriler ve tablolarla dolu mesleki mobilite hakkındaki doktora derecesi çalışmasını okurken çok sıkılsanız da bu his ile okumaya devam ediyorsunuz. Sonunda çok sıkılarak hatta anlamakta biraz zorlanarak okuduğunuz bu bilimsel makalenin, sonraki sayfalarda yer alan, pozitif bir bilim olarak sosyoloji ve sosyolojinin diğer problemleri konularındaki makaleler için bir çeşit örnek oluşturduğunu görüp, okumakla ne iyi ettiğinizi düşünüyorsunuz.

10) Ne yazık ki, bazı konuşmalar farklı yerlerde, farklı sebeplerle yapılmış olsa da neredeyse tıpatıp aynı içeriği taşıyor, bu sebeple aynı şeyleri peş peşe okumak biraz sıkıcı oluyor. Örneğin sosyalist devrim stratejisi üzerine yazılmış birkaç makalede Boran’ın “Türkiye’de sosyalizmin kurulabilmesi için, öncesinde batı modeli bir kapitalist gelişmeden geçmesinin zorunlu olmadığı” yolundaki iddiasını tekrar tekrar okuyorsunuz ancak sosyalizm öncesi batı tipi gelişmiş kapitalizmin niteliklerini net bir şekilde göremiyorsunuz. Umudunuzu bu kitabın diğer iki cildi ya da “Türkiye ve Sosyalizmin Sorunları” isimli kitap için saklıyorsunuz.

11) Özellikle “Bürokrasi Üzerine Tartışmalar” isimli makalesini okurken, yıllarca duyduğunuz ancak özünü çok fazla kavrayamadığınız soldaki temel üç bölünmeyi çok daha iyi anladığınızı fark edip seviniyorsunuz.
Displaying 1 of 1 review