Jump to ratings and reviews
Rate this book

Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet

Rate this book
"Bakın, siz bedenen ölmüş birini zihninizin içine aldınız, onu konuk ediyorsunuz. Ev sahibisiniz. Bu ilişkide tüm denetim sizin elinizde olmalı. Yani zihninizin içinde ona ne kadar yer açacağınız, onunla ne kadar özelinizi paylaşacağınız hep size ait kararlar. Şimdilik zihninizde yaşamasına izin verdiniz. Dilerseniz ona gözlerinizle bakmayı öğretebilirsiniz. Bedensel deneyimlerinize ortak edebilirsiniz."

"Nasıl?"
"Çok zor değil. Sözcüklerle..."
"Konuşarak mı?"
"Sözcüklerin gücünü küçümsemeyin. Zihnimizdeki tüm duygulanımların sözcüklerle doğrudan bir bağı var."
"Garip."
"Değil aslında. Neyse... Zihninizin içinde ikinci bir insan var artık Mirat Bey. Bundan sonra kendinizi asla yalnız hissetmeyeceksiniz."

Yaşamın yazıyla, yalnızlığın ölümle iç içe geçtiği bir dünyadayız. Murat Gülsoy bu tehlikeli yakınlığı fantastiğe, bilimkurguya cesurca göz kırpan bir anlatımla birleştirerek okurun zihninde canlandırıyor. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen bölümler, ekler, kara sayfalar deliliğin eşiğinde, yalnızlığın derinliklerinde ve ölümün karanlığında birleşiyorlar. Delirmekten ve yalnızlıktan kurtulmanın yolunu ölüme yaklaşmakta bulan karakterler, ölümle kol kola girdikçe deliliğin kaçınılmazlığını deneyimliyorlar.

Tanpınar'a, Atay'a, Atılgan'a selam veren; ama en çok Borges'le, Nerval'le konuşan, onların metinlerinin ve karakterlerinin arasında ustalıkla gezinen roman, sanki yalnızlıktan kurtulmak için edebiyat âleminin büyük ruhlarını içine alıyor. Parçaları birleştirmeyi seven, ipuçlarının peşinden gitmekten haz duyan meraklı okur kadar fantastik bir kurgunun büyüsüne kapılmak isteyen maceracı okur da Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet'ten yararlanmak isteyecek...

208 pages, Paperback

First published January 5, 2016

Loading...
Loading...

About the author

Murat Gülsoy

39 books267 followers
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladı (1989). Aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde “Face-Specific Evoked Brain Potentials”(İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri) başlıklı tezi ile yüksek lisans derecesi aldı. (1992). İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde tez yazarak doktorasını tamamladı.

Öykü, roman, inceleme türlerinde eserler vermiştir. Eserleri Sait Faik Hikâye Armağanı (2001), Yunus Nadi Roman Ödülü (2004), Notre Dame de Sion ödülü (2013), Sedat Simavi Edebiyat Ödüllerine (2014) layık görülmüştür. 2004-2021 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin genel yayın yönetmenliği görevini yapan Gülsoy 2014 yılından beri de Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi müdürlüğü görevini sürdürmektedir.

Kitapları:
* Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul, 1999, CAN Yayınları, öyküler.
* Bu Kitabı Çalın, 2000, CAN Yayınları, öyküler. (2001 Sait Faik Hikâye Armağanı)
* Belki de Gerçekten İstiyorsun, 2000, altkitap.com, öyküler.
* Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler, 2002, CAN Yayınları.
* Binbir Gece Mektupları, 2003, CAN Yayınları, öyküler.
* Bu Filmin Kötü Adamı Benim, 2004, CAN Yayınları, roman. (2004 Yunus Nadi Ödülü)
* Bu An’ı Daha Önce Yaşamıştım, 2004, CAN Yayınları, öyküler.
* Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, 2004, CAN Yayınları, inceleme.
* Sevgilinin Geciken Ölümü, 2005, CAN Yayınları, roman.
* Kâbuslar, 2006, altkitap.com, öyküler.
* İstanbul'da Bir Merhamet Haftası, 2007, CAN Yayınları, roman.
* Bize Kuş Dili Öğretildi, 2008, altkitap.com, resimli-roman.
* 602. Gece Kendini Fark Eden Hikâye, 2009, CAN Yayınları, inceleme.
* Karanlığın Aynasında, 2010, CAN Yayınları, roman.
* Tanrı Beni Görüyor mu?, 2010, CAN Yayınları, öyküler.
* Baba, Oğul ve Kutsal Roman, 2012, CAN Yayınları, roman.(Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü)
* Nisyan, 2013, CAN Yayınları, roman.
* Gölgeler ve Hayaller Şehrinde, 2014, CAN Yayınları, roman.(Sedat Simavi Edebiyat Ödülü)
* Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet, 2016, CAN Yayınları, roman.
* Öyle Güzel Bir Yer ki, 2017, CAN Yayınları, roman.
* Ve Ateş Bizi Tüketiyor, 2019, CAN Yayınları, roman.
* Belirsiz Bir Anın Kıyısında, 2021, CAN Yayınları, öyküler.
* Ressam Vasıf'ın Gizli Aşklar Tarihi, 2023, CAN Yayınları, roman.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
57 (16%)
4 stars
124 (35%)
3 stars
147 (41%)
2 stars
20 (5%)
1 star
6 (1%)
Displaying 1 - 30 of 46 reviews
Profile Image for Ludmilla.
363 reviews225 followers
January 25, 2016
Gülsoy'un ortaya bir hikaye atayım sonlarda yine klasik kafası karışmış yazarımsıyı koyup bitiririm mantığından bıkanlar el kaldırsın. Geçen kitabı da aynıydı. Yaratıcılık bu değil.
Profile Image for Seval Yılmaz.
75 reviews74 followers
October 31, 2017
Murat Gülsoy'dan okuduğum ilk kurmaca eser/roman (daha önce Büyübozumu'nu okumuştum ancak o kitap kurmaca değildi). Roman; önsöz, ana metin, son söz ve ekler olmak üzere dört bölümden oluşuyor. Başkarakter Mirat Alsan ile başlayalım. TDK Kişi Adları Sözlüğü'ne göre mirat, ayna demek. Utanarak söylüyorum, Borges hiç okumadım, lakin önsöz bölümünde yazar Borges'in aynalarla ilgili yazdığı şeylerden bahsediyor; dolayısıyla bence bu ad, Borges'e bir gönderme. Romanda insanların çoğu zaman Mirat Alsan adını "Murat Alsan" olarak anladığından bahsediliyor. Bu da başkarakterin belirsizleşip önemsizleşmesini ve yabancılaşmasını vurguluyor. Aslında başkarakterin adı aynı zamanda yazarın adını da çağrıştırıyor. Hayatındaki önemli bir değişiklikten sonra Mirat, kendini kalabalıklar arasında yapayalnız hissediyor. Aslında burada yalnızlık çift yönlü: hem iyi hem de kötü. Yalnızlığın kötü yanı, toplumsal bir varlık olan insanın yalnızlıktan acı duyması. İyi yanı ise yalnız kalan insanın bireyselleşerek kendi iç dünyasını daha yakından tanıma şansı bulması. Şaşırtıcı bir karar alıp hayatında büyük bir değişiklik yapan Mirat, yıllardır giydiği eski ceketini de çöpe atarak adeta kabuk değiştiriyor. Şaşırtıcı imaj değişiklikleri de yaparak bir nevi kendine ve topluma meydan okuyor ancak bir noktadan sonra kendinden uzaklaşmaya ve kendine yabancılaşmaya başlıyor. Ancak bunu fark etmesi uzun sürmüyor. Yaşadığı olaylardan edindiği deneyimle bazı özelliklerini değiştirmeye karar veriyor. Bu da önemli bir kırılma anı. Ölülerle konuşuyor Mirat ve bu vesileyle Kafka, Tanpınar, Borges, Oğuz Atay gibi yazarlara da selam duruyor. Bazı fantastik ve bilimkurgu özellikleri içerse de aslında romanın gerçekçi bir duruşu var. Zıtlıkların birliği de önemli yer tutuyor romanda: kadın ve erkek, aşk ve nefret, ölüm ve yaşam gibi. Ayrıca roman, özyaşamöyküsel özellikler de içeriyor: başkarakterin de tıpkı yazar gibi akademisyen olması ve hemen hemen yazarın eserini kaleme aldığı dönemde aynı yaşlarda olmaları gibi. Romanın parçalı yapısına geri dönelim: Romanda önsöz ve son söz gibi bölümlerin bulunduğundan bahsetmiştim. İlk bakışta yazarın kendi eserine önsöz ve son söz yazdığını düşünüyoruz. (Burada önsözlerden nefret eden ve Tutunamayanlar'da kendi karakteri Selim Işık'a önsöz yazdıran Oğuz Atay'ı hatırlayıp gülümsedim.) Önsöz, son söz ve ekler bölümleri aslında kurmaca bir yazar tarafından kaleme alınıyor ve bu bölümlerde yazma edimi irdeleniyor. Romanın parçalı yapısı da üstkurmaca özelliğini zenginleştiriyor. Bu yönleriyle romanın postmodern bir roman olduğunu söyleyebiliriz.

Murat Gülsoy'dan okuduğum ilk roman ancak ben Gülsoy'un kalemine vuruldum. Aslında Murat Hoca'yı geçen sene aldığım yaratıcı yazarlık kursundan tanıyorum ama kurs bitene kadar hocanın kitaplarından en azından birini bile okumaya cesaret edememiştim nedense. Bu kitabı da çok sevdim. Kitabın bazı yerlerinde kahkahalarla gülsem de garip bir şekilde hüzünlü buldum bu kitabı, "akşam hüznü" gibi. İçimde bir burukluk kaldı nedense. Ama şundan kesinlikle eminim ki, bu kitap Gülsoy'dan okuduğum son kitap olmayacak.

Gülsoy'un romanlarının özelliklerinden biri de başka eserlere atıfta bulunması galiba. Mesela hocanın Borges tutkusunu ve sevgisini kurstan da bildiğim için romanda da Borges'i görünce benim için çok özendirici oldu: Borges okumak farz oldu. Bu kitapta adı açık ve kapalı olarak geçen eserlerden de bir okuma listesi oluşturdum:

Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
Okuma Listesi:

🌿 Yolları Çatallanan Bahçe - Jorge Luis Borges
🌿 Kum Kitabı - Jorge Luis Borges
🌿 Bütün Şiirleri - Tanpınar
🌿 Dönüşüm - Kafka (okudum)
🌿 Mai ve Siyah - Halid Ziya Uşaklıgil
🌿 Aylak Adam - Yusuf Atılgan
🌿 Bir Bilim Adamının Romanı - Oğuz Atay (okudum)
🌿 Aurelia - Gerard de Nerval
🌿 Küçük Aylaklık Şatoları, Gerard de Nerval



Profile Image for Güneş Demirel.
Author 7 books28 followers
February 18, 2016
"Bu kapkara sayfa yaşadığımız günleri unutmayalım diye."

"Ağaçların gölgeleri koyulaşıyor günden güne, hiç bitmeyecek bir kış geliyor, güzel günler çok uzakta. Gölgelerin içinde mayalanan zehir sızıyor kaldırımların kenarlarından, mazgallardan, pencere pervazlarından, sokaklardan eviçlerine doğru."

"Ölülerin yüzleri her yerde... Kırgın, güleç, umutlu, şaşkın, öfkeli bakıyorlar. Yarım kalmış sözleri. Bu ülke kanlı bir labirent artık, nerede başladığı nerede bittiği bilinmiyor."

Ben dün akşam "Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet"in son satırlarını okurken, Ankara'da patlama oldu. Yaşananlara o kadar denk düştü ki, bu eşzamanlılığa inanamadım.

Murat Gülsoy'un gözlem yeteneğini, hayal gücünü ve yazım tarzını seviyorum. Bu kısa roman da beni hayal kırıklığına uğratmadı. Hayatının sıradanlığından sıkılan ve yalnız kalarak delirmekten korkan emekli matematik hocası Mirat, yeni geliştirilen Janus teknolojisi sayesinde zihnine önce bir, sonra da iki ölünün anılarının aktarılmasını sağlıyor. Sonra da zihninde onlarla birlikte yaşamaya başlıyor. Önce inanılmaz bir değişim yaşıyor; adeta gençlik aşısı yapılmış gibi. Ama sonra ölüler yavaş yavaş onu delirtmeye, ele geçirmeye, kullanmaya başlıyorlar. Mirat delirmemek için medet umduğu ölüler tarafından karanlık bir uçuruma doğru sürükleniyor.

"Amma da saçma" diye kestirip atmayın. Kitap bir solukta okunduğu halde insanın aklında kalıyor. Gülsoy'un kurgusu ve betimlemeleri çok başarılı. Peki neden 3 yıldız verdim? Çünkü kitabın sonunda işler biraz sarpa sarıyor. Kişilik bölünmeleri yaşayan yazar, sarı post-itleri yazan yaşlı adam ve Fransa'da intihar eden güvenlik görevlisi biraz fazla iç içe geçmiş. Kimin kim olduğu her okuyan tarafından farklı yorumlanabilir.

Yazarın son kısımda içini döktüğü pasajlarda altı çizilesi satırlar da var gerçi. Yukarıda verdiğim örnekler gibi. Fakat Türk yazarların son birkaç yıldır toplumsal olayları her kurguya yedirme çabasını anlayabilmiş değilim. Bu kitap zihninde ölülerle yaşayan bir adam hakkında ütopik bir kurgu. Bunu ülkenin mevcut durumuna bağlamak için epey çaba göstermiş yazar. Bu eğilimi başka yazarlar da gösteriyor. "Gezi olaylarından da bahsedelim, etnik çatışmaları es geçmeyelim, aman şu da eksik kalmasın" gibi son derece insanı bir kaygı seziyorum kurgu metinlerde. Belki de toplumsal hafızamız zayıf olduğu ve unutmaya çok yatkın olduğumuz için yapıyorlar bunu. İçinde yaşadıkları toplumdan ve zamandan bağımsız olmadıklarını, etraflarında olan biteni umursadıklarını göstermek istiyorlar. Bazı kitaplar bunu kaldırıyor, yazar bu kaygılarını hikâyeye başarılı bir şekilde yedirebilirse. Bazen de sonradan eklenmiş gibi sırıtıyor. Bu konuda farklı düşünenler de olabilir tabii.

İşte bu yüzden not kırdım:) Ama siz bana bakmayın, insanı düşündüren, akıcı ve okunmaya değer bir kitaptı "Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet."
Profile Image for Aslıhan Çelik Tufan.
647 reviews201 followers
May 18, 2018
Baştan sona çok sevdim!
İlk defa Murat Gülsoy okuyorum beni okumaya itense @renklikalem dir teşekkürler ;)

Efenim yapılan kelime oyunları, toplamda ortaya konan kurgu ve alıntılar hatta bi dolu altını çizdiklerim hepsi enfesti!

Bir yıldız niye eksik peki derseniz, sonunu okura bırakan kitaplara karşı değilim ama her zaman da bu duruma açık değülim galiba ondan bu kitapta isterdim yazarın kendi sonunu bizimle paylaşmasını. Esasen ben diğer eserlerini de okuyup bunu bir daha okumayı düşünüyorum çünkü belki o zaman yazarı daha iyi tanır ve aklından kalemine dökmediklerini satır aralarında gizlediklerini görebilirim diye düşünüyorum!

Geç kaldığım bir yazara merhaba diyerek okuyunuz efenim!
Profile Image for Gamze.
37 reviews15 followers
December 29, 2016
Kitap hakkındaki en garip kısım; benim için önsöz ve sonsöz içindeki hikaye kadar hatta daha da anlamlıydı. :)
Profile Image for Simdineokuyorum.
261 reviews6 followers
October 18, 2025
Yazardan okuduğum ilk kitaptı.
Beğendiğim yönlerine gelecek olursam, dili son derece akıcıydı; yer yer dil oyunlarıyla zekice harmanlanmış bir anlatım tarzı kullanılmıştı. Konusunu ve kurgusunu da oldukça başarılı buldum. Bir insanın zihninin içinde başka birini anlatmak hiç kolay değildir; yazar bu karmaşık fikri başarıyla aktarabilmiş ve hikâye boyunca o heyecanı diri tutabilmiş.

Beğenmediğim kısımlara gelince… Böyle özgün ve etkileyici bir fikir, ne yazık ki yine Türkiye şartları içine yerleştirilmişti. Ne demek istiyorum derseniz — ölen kişileri zihinde yaşatma gibi ileri düzey bir teknoloji varken, bunun dışında hiçbir gelişmiş teknolojiye rastlamıyoruz; geri kalan her şey 2000’lerin başı Türkiye’si gibi kalmış. Ayrıca kitabın “Son Söz” ve “Ekler” bölümleriyle ana metin arasında da güçlü bir bağ kuramadım.

Sonuç olarak, benim için ortalama bir okuma deneyimi oldu; ne tam anlamıyla büyüledi, ne de hayal kırıklığına uğrattı.
Profile Image for Renklikalem.
561 reviews185 followers
March 29, 2018

“trocki yanilmisti; surekli devrim bir hayaldi. gercek olan tek sey, surekli soykirimdi. bazen bir avuc toprak icin, bazen bir yudum su icin. ama cogu zaman kadin ve zenginlik icin, sevgiden oteye surekli soykirim. insan kaniyla beslenmedikce huzur bulmayan yeryuzunu lanetleyen eski zaman hikayelerinin sadece hikaye olmadiklarini anladim.gozumun onunde dusmanlarinin girtlaklarini kesenlerin, kafa ucuranlarin, beyin dagitanlarin, fuze yollayanlarin, kursuna dizenlerin videolari... artik youtubeda hepsi var. peki daha once olanlar? son yirmi yilin degil de son yuz ya da bin yilin vahsetinin goruntuleri de erisilebilir olsaydi? bunca agirligi tasiyabilir mi insan akli?”

bi cirpida okunan su gibi akan aktigi yerde cok guzel izler birakan bir kitap. fakat sonunun yoruma acik birakilmis olmasini sevdim mi sevmedim mi tam bilemedim. finali okurun yorumuna birakarak biraz kolaya kacilmis gibi mi acaba sorusunu getiriyor akla. yine de okurken muthis keyif aldim. son kisimda ozellikle karakterlerin ic ice gecmesi, karakterin pesinden gittigi adamin aslinda kendisinin oldugunu farketmesi gibi birkac detay newyork uclemesi’ni getirdi aklima biraz austervari bir hava sezdim. baslardaysa karakter kimbir bu mitat karaman’daki mitat’i hatirlatti. tabii aslinda mitat daha sonra olusturulan bi karakter (cikan bi kitap) oldugu icin olsa olsa mitat mirat’i animsatir -bu arada karakterlerin isimlerinin de cok benzemesi- ama benim okuma siram nedeniyle bana mirat mitat’i animsatti. cok onemli bir detay olmamakla birlikte bunu da belirtmek istedim zira ben iki kitabi da iki karakteri de cok sevdim. ama sanirim yalnizlar icin cok ozel bir hizmet adindan da cagristiracagi uzere daha ic karartici hislerle bitiyor. yine de cok sevdigim gercegini etkilemiyor. basiyla sonuyla cok sevdim. ama yazar kitabiyla vedalasamamis mi, yoksa bir kucuk dokunus daha yapayim, bi tik daha guzel olsun cabasi mi sanki sonu biraz uzun tutulmus gibi geldi nacizane fikrim. ama dedigim gibi yine de herseyiyle cok sevdim. son bir detay, bunu yazmazsam icimde kalir; sondaki muzik tavsiyesini de ayrica cok ama cok cok cok sevdim. yalnizlar icin cok ozel bir hizmet benim ilk murat gulsoy okumam. gelecek vaad eden bir okuma deneyimi oldu. murat gulsoy okumaya kesinlikle devam edecegim.
Profile Image for Ipek.
107 reviews38 followers
January 6, 2017
Bu kitabı çok büyük umutlarla aldım arka kapak yazısını okuyunca dedim ki tamam sağlam bir kitap gibi fakat umduğumu bulamadım .
Sonlarına doğru sıkıldım bitsin diye okudum resmen kurgu fikri güzel aslında ama oturmamış .

Konu havada kalmış yarısında vazgeçilmişte aman bitsin artık hali hakim gibi hissettim .
Murat Gülsoy dan okuduğum ilk kitaptı devam etmeyeceğimi söyleyebilirim belkide tanışma kitabı olarak doğru bir seçenek değildir .
Profile Image for Perihan.
481 reviews133 followers
October 8, 2017
"Sanırım asla bitiremeyeceğim.
Kitaplar, insanlar, düşünceler,duygulanımlar...
Bir gün hepsini yarım bırakıp gitmek zorunda kalacağım."
(Kitaptan)
Kitap sanırım beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Yazarın kalemini sevdiğim için kitap ile ilgili çok büyük beklentilerim vardı,lakin hikaye bence çok olgunlaşmadan dalından koparılan bir meyve misali , ardında güzel bir tat bıramadı.
Profile Image for Musa Kayrak.
61 reviews3 followers
January 2, 2022

Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet, Murat Gülsoy tarafından yazılmış bir bilim kurgu romanıdır.
Kitap, en temelde çok büyük bir yalnızlık içerisinde varoluşunu sorgulayan ve psikolojik zafiyetleri olan eğitimli bir insanı konu alır. Baş kahramanın 40’lı yaşların sonunda emekli olmasını ve karşısına çıkan sıra dışı bir fırsatın ya da deneyin parçası olmaya karar vermesiyle başlar. Biyoçipler kullanılarak kendi zihnine ölü genç bir kadını alan protagonistin, daha sonra onun erkek arkadaşını da zihnine alması ile yaşadığı değişim, iç çatışmalar ve deliliğin sınırında yaşadıkları hikâye edilir.

Mirat, hikayedeki baş kahramandır. Fiziksel detayları ile birlikte kendisinin yaşadığı duygusal açmazlar, iniş ve çıkışlar, psikolojik sorunları adeta yaşayan bir insanı betimlercesine güçlü yansıtılmış.

Kitap, klasik ve modern roman anlayışının dışında epilog ve prolog gibi bölümler kullanılarak yazılmıştır ve bu da serim, düğüm ve çözüm bölümlerinin ele alınışını ilginç hale getirmiştir. Giriş bölümünde Murat Gülsoy, yazar olarak okura seslenirken, olay örgüsünün kurgulandığı ana bölümde okur Mirat’ın zihninde hisseder kendisini. Son bölüm ise biraz karmaşık. Mirat mı yoksa yazar mı olduğundan çok da emin olmadığım bir ses ile veda ediliyor okura.
Yazar’ın prolog bölümünde kendisine okura göstermesi modern roman tekniğinden ziyade ilk dönem Türk romanı (19. Yy.) yahut meddahlık geleneğini akla getirmektedir.
Öte yandan, yazar, kitabın en sonunda BİR’den YEDİ’ye kadar rakamların anlamları üzerine düşüncelerini ve duygularını anlatıyor. Okur, yazarın bir nev’i sayı falı açtığını düşünüyor istemeden ancak bu kısmın olay örgüsüyle ilişkisi, ilk bakışta çok güçlü değil gibi.
Son olarak, 136-139 arasındaki kara yaprak, bilinin çöküşünü ve yaşadığımız en kara günün ifadesidir yazara göre. Yaptığım araştırmada, benzer bir yöntemin, Tristram Shandy (1759) tarafından Sterne adlı eserde kullanıldığını tespit ettim. Shandy’nin romanındaki kahramanın adının Yorick olması ise Hamlet’e bir gönderme sanırım. Aynı gönderme Murat Gülsoy tarafından bu romanda da yapılmış.

Yazar, olay örgüsünü oluşturmak, karakterleri geliştirmek ya da okurun zihnine ve önceki okumalarına dokunarak vereceği mesajı güçlendirmek amacıyla kimi zaman açık kimi zamansa zimmi olarak metinlerearasılık yöntemine başvurmuştur.
Romanın giriş bölümünde, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Borges okurla tanıştırılıyor. Yazar’ın, kişisel geçmişinde söz konusu yazarlara ait derin izlerin varlığını düşünmek mümkün. Öte yandan, Sheakspeare’den Hamlet’inden ölü ses ya da Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ından iç ses, Gülsoy’un ana temasına katkı yapabilecek unsurlardır. Ayrıca, 75 inci ve 77 nci sayfalar arasında Mai ve Siyah, Aylak Adam, Bir Bilim Adamının Romanı, Kum Kitabı ve Aurelia gibi kitaplara açıktan referans verilmiş ve bazıları anlatımın bir parçasına dönüştürülmüştür. Epilog kısmında ise Robinson’un Cuma’sından Nerval’e çok net gönderme ve alıntılar bulunuyor.
Esasen metinlerarası ilişkilerin güçlü biçimde kendine yer edinmesi ve var olanı tekrar anlatma çabası, postmoderizmin edebiyattaki yansımalarından birisidir. Gülsoy’un farklı yazarların üsluplarını taklit etmesi, okurun aklına pastiş ya da öykünme tekniğini getirmektedir. Ayrıca, başka yazarların metinlerinin, örneğin son bölümde, aynen alınıp kullanılması, fotoğrafçılık, postmodern sinema ve aynı zamanda postmodern edebiyattaki kolaj yöntemini hatırlatır.

Romanda, ana kahramanın ölüm ve yalnızlık üzerine ruh dünyasındaki fırtınalar işleniyor. Ölüme; kabuk (vücut), leş (ceket), kitapların ölüleri anlatması, ölünün zihinde diriltilmesi gibi farklı anlatılarla yer verdiğini görüyoruz. Ölümün ve yalnızlık duygusunun açmazında zıtlıklar üzerinden çatışmalar işleniyor: Kadın ve erkek, aşk ve nefret, genç ve yaşlı gibi.
Öte yandan, ölülerin zihinlere transfer edilmesinin ahlaki ve dini boyutları İslam dini ve toplumumuzun temel ahlaki ön kabulleri çerçevesinde tartışılırken, okurun söz konusu yaklaşımları sorgulaması için bir kapı açılıyor.
Yazarın, kitabın baş kahramanı gibi akademisyen kimliğinin bulunması, isim benzerliği (Murat-Mirat düzeltmeleri) ve aynı şekilde kitabın özellikle önsözünde kendi zihinsel ve duygusal varlığını açık etmesi, romandaki çatışmaların otobiyografik bir uzantısının olabileceğini düşündürüyor.
Yalnızlığın toplumdan yaşanan kopuşun bir ifadesi olarak ele alınacağı gibi kendi zihni ile baş başa kalma şansı şeklinde de değerlendirilebilir. Mirat’ın ceketini (leş) atarak topluma ve toplumdaki rolüne meydan okuması, kendi geçmişinden ve karakterinden kopuşuna da yol açıyor. Bu açmazın içinde, deliliğin sınırlarında yolculuğa çıkarıyor okuru.
Profile Image for Irem Tatar.
70 reviews11 followers
April 7, 2018
"Bir arada durmaktan birbirine eklenen, üst üste yığılan katmanların tamamını insan bir süre sonra kendisi sanıyor. Oysa o katmanların kimileri birbirlerinin farkında bile değil, hiç tanışmadılar, birbirlerini hiç bilmediler."
Profile Image for Sibel Kaçamak.
84 reviews17 followers
February 17, 2016
Metnin içinde sembol aramayı sevenler, bulunca çocuk gibi sevinenler bu kitap tam size göre; bir elmas madeni. Sembollerle işim olmaz, hiç de anlamam deseniz bile hayal gücünü genişleten, zaman zaman okumayı kesip ya ben olsam şöyle yapardım, böyle derdim dedirterek farklı kapılar açan keyifli bir okuma.

Aslında algıladığım kadarıyla yalnızlıktan çok bir olgunlaşma romanı. Hikayeye girmeden önce okuyucuyu karşılama işini yazarın önsözü, Borges'e yazılan bir mektup üstleniyor. Çıkışta da bizi bekleyen, her ne kadar Bu Akşam Beni Bekleme Çünkü Gece Siyah Beyaz olacak dese de yazarın Nerval'i arayışı ve hatta Nerval'e yarı dönüşümü üzerine bir sonsözle çeşitli ekler var.

Romanın ana meselesi aynı edebiyat ya da başka sanat dallarında veya hayatta başımıza geldiği gibi önce beğendiğimiz, örnek aldığımız ebeveynlerin izini adım adım sürüp bir zaman sonra ama ya burası böyle olsa daha iyi olurdu, ben olsam öyle davranmazdım diyerek ufak tefek sapmalar göstermeye başlayıp, zamanı gelince de içinde beslediği başkalarından kopup kendi yolunu bulan insanı/yazarı anlatıyor. İçimize yerleşmiş ebeveynlerden kurtulma sanatı diyeyim, kurtulmadıkça kendi kimliğine kavuşamayan insanın/yazarın öyküsü bu. Tabii kurtulmak bu kadar kolay mı? Ya da kurtulmak nihai bir amaç mı?

Elimizde bütün veriler olmasına rağmen ne kahramanımız Mirat ne de yazarımız sonsözde bunu net olarak bize belli ediyor. Sonu bize bırakılan filmler gibi bir yerde... Eee ne oldu şimdi Mirat kendi kimliğine kavuştu mu? Yazar kendinden önceki ebeveynlerinden sıyrıldı mı? Ya da çözüm başka yerde mi? Bunu zaman gösterecek. Gerçekte olgunlaşma diye bir şey var mı yoksa her şey sonsuz bir şakadan mı ibaret?
Profile Image for Cem Çeboğlu.
39 reviews3 followers
July 10, 2023
Kitabı sevemedim.

Bazı yazarları sevmek için uğraşıyorum. Öyle birkaç tane yazar oldu açıkçası. Murat gülsoy'un birkaç kitabını daha okudum, özellikle seneler önce okuduğum bir merhamet haftası ve alemlerin sürekliliği ilginç çalışmalardı. Murat gülsoy'un kesinlikle daha çok okumam gereken bir yazar olduğunu düşünüyorum ve bazen okuyorum, ancak mesela hikayelerini okurken anlamadığım bir şekilde sıkılıyorum, bunun neden olduğunu da düşündüm, bunun sebebi belki ilgi çekici konular seçmiş olmasına rağmen belki üslubunun çok özenli olmaması olabilir bilmiyorum, haksızlık mı yapıyorum yazara ama. Bazı yazarlarla aramızda o bağ kurulmuyor bir şekilde. Bir okur olarak nesnel bir yorum yapabilmem zaten mümkün değil çünkü zaten edebiyat eleştirmeni değilim, o konuda kendimi bilgi anlamında zaten yeterli görmem imkânsız, ama aldığım tat anlamında bende bir kaç günlük yemek hissi verdiğini söyleyebilirim.

Sadece bu eser anlamında konuşacak olursam; romanın girişinde ve girişinden hemen sonra ana hikaye, hikayeden sonra sonsöz artı diğer parçalar var, bu son parçalar ve ilk parçalara açıkçası kafa yormadım. Ana hikâye anlamında baktığımda basit bir hikâye olduğunu düşünüyorum açıkçası, bilim kurgu tarzına çok yakın, sonuçta ondan beslenerek yazılmış ama etkileyici bir şey yaratamıyor . İnsanın iç dünyasının iç seslerinin işte başka kişiler tarafından temsil edildiği bir tür buhran gibi de düşünülebilir belki. Mesele o değil, yani yazarlar anlatmak istedikleri her şeyi anlatabilirler , sonuçta anlatıcı olan onlar, önemli olan , ortaya çıkan eserin okurla kurduğu ilişkiler. biz okur olarak, bu metinlerle nasıl ilişki kuruyoruz bize yakın buluyor muyuz bulmuyor muyuz, neden beğenmiyoruz mesela, işte bunun nesnel nedenlerini anlatabilmem mümkün değil, çünkü tespit edemiyorum ama his olarak bende bunu yarattığını söyleyebiliyorum.

Murat gülsoy'un evde okuyabileceğim birkaç kitabı daha var. Hatta bir kitabına daha başladım ama onu da 100 sayfa gelmeden sonra verdim demek ki Murat Gülsoy ile benim aramda bu anlamda bir sağlam bağ yok. Benim yazarım değil belki böyle demem gerekir.

son olarak bu yazıyı aslında Rahmanlar'da Palmiye kafede denize bakarak yazdım diyeceğim, ama yazmadım, aslında telefona sesli okudum o da metine çevirdi. Bir iç döküş gibi düşündüm, sebebi de şu , çünkü sevmem gerektiğini düşündüğüm ama bir şekilde belki sevemediğim yazarlara karşı kendimi suçlu hissediyorum, vicdan azabı demeyeyim de vicdan dürtmesi hissediyorum diyeyim. Birkaç yazara karşı daha böyle hissetmiştim.

Suçumu günahımı böyle itiraf ettiğime göre şimdi rahat rahat diğer kitaplara geçebilirim.

böyle sahilde denizi izlemek çok güzel, denizi hiç sevmememe rağmen. İşin kötüsü bir kaç gün sonra korkunç sıcaklar geleceği söyleniyor, hayatta en nefret ettiğim şeylerden bir tanesi sıcak, diğeri zaten yaz mevsimi, yapacak bir şey yok, inşallah gelebilirim buralara yine.
Profile Image for M..
132 reviews
January 27, 2018
Yazarın okuduğum ilk kitabı.

Önsöz, yalnızlar için çok özel bir hizmet, son söz ve ekler.

Dört bölümden oluşan bu kitapta ilk üç bölüm çok hızlı aktı.

Eklere ne gerek vardı bilemiyorum. Çenesi düşmüş bir adamın vırvırı gibi geldi bana.

Hikaye genel itibariyle fantastik (olmasını umut ediyorum) bir konudan ibaret. Yer yer vasatlık göze çarpsa da anlatıcının (bu konuda yazdığı kitap ve verdiği dersleri göz önüne alırsak) okuyucu ilgisini canlı tutmada uzmanlaşmış olduğunu hissettim.

Açıkçası en son bölümde Perec okur gibi hissettim. Akıl bulantısı cümleler, art arda akan düşünceler...

İyi vakit geçirdim ama nedense 2 yıldızdan fazla veremeyeceğim. Hatta 2 verirsem daha önce çok kötü dediğim bir Haruki kitabına haksızlık edecekmiş gibi hissediyorum şimdiden. O yüzden 1.

Ayrıca yazarlar bazen girip okuyor, bi de yorumları beğeniyorlar. O yüzden buraya Murat Hoca için bir not düşmek istiyorum: Hocam siz yaparsınız, daha güzelini yazarsınız. Aslansınız hocam. Sizsiniz.

Edit (27.01.18):
Herkesin moda diye kapıldığı her şeye fazlasıyla mesafeli biri olarak yeni yeni Black Mirror izliyorum da hocam ben, birazcık etkilenmiş olabilir misiniz acaba?

Yine de, benzerlikler içerse de, kitap vasat kalmış dimi hocam? Sci-fi yazmayın hocam. Belki de çok yanlış bir kitapla başladım size. Çok moralim bozuldu.
Profile Image for Özge Kotan.
19 reviews7 followers
January 10, 2019
Genel olarak, akıcı ve okuması zevkli bir roman.
Bir tek, hikaye bittikten sonraki ek yazılar olmasa daha iyi olurmuş bence. Tadında biten bir hikaye olsaymış keşke.
Not: Sanırım yazar, losbster filminden ve black mirror dizisinden etkilenmiş 😁
Profile Image for Hakan.
230 reviews205 followers
February 12, 2016
yalnızlığa, deliliğe, ölüme ve yazıya, yazarlığa dair fantastik bir kurgu. akıcı, hızlı, göndermeleri ve metinlerarası geçişleriyle oyunlu, bulmacalı bir anlatı. daha önce murat gülsoy okumamış olanlar muhtemelen bu romanı sevecektir. murat gülsoy okurlarının bu romanda karşılaşacakları şey ise: tekrar. kitabın başından sonuna kadar yazarın kendini tekrar ettiği düşüncesinden kurtulmak mümkün değil. bu düşünce fantastik hikayeden keyif almayı engelliyor ve gerçekten iyi yazılmış son bölümlerin etkisini azaltıyor. kitap bittiğinde akılda kalan soru, murat gülsoy'un özellikle gölgeler ve hayaller şehrinde'nin ardından neden bu romanı yazdığı oluyor...maalesef.
Profile Image for Ebru Muğaloğlu.
43 reviews
January 29, 2024
Yalnızlıkla baş etmek için insan her yolu denemeye açık... Hatta zihnine başka bir zihnin yerleştirilmesine izin verecek kadar. Bu romanda baş karakter emeklilik sonrası yaşadığı yalnızlığı gidermek için bunu deniyor ama yazarın Cumhuriyet gazetesine verdiği demeçte belirttiği gibi bu bir bilim kurgu kitabı değil. Yine çok keyifli çok anlamlı çok enterasan bir murat Gülsoy romanı:)
Profile Image for Gülşah.
36 reviews
March 11, 2017
Murat Gülsoy'un yaratıcı yazarlık kursuna katıldım kısa süre önce. Şahane! Müthiş ders işliyor. Bu kitapta hikaye güzeldi ama sonunu çok sevmedim açıkçası. Anladım mı ona bile emin değilim ne yalan söyliyim:)
16 reviews4 followers
April 6, 2016
Kitap hakkında ne düşünsem bilemiyorum. Murat Gülsoydan okuduğum ikinci kitap ve beynim şuan allak bullak. Gerçekten kitabı sevdim mi onu bile kestiremiyorum -,-
Profile Image for Concordea.
5 reviews3 followers
May 30, 2016
Olabildiğince orijinal bir konuyla başlayıp çok klasik bir hikayeye dönüşen amerikan filmleri gibi. Yazarın üslubunu da her sayfada göze çarpan "ağbi" kelimesini de sevemedim.
Profile Image for Ebru Kalan.
284 reviews7 followers
August 18, 2019
Türünü tam belirleyemediğim oldukça değişik bir roman. Bilim kurgu gibi ama aynı zamanda psikolojik, felsefi gibi ama edebi de...
Rutin akan, korunaklı hayatından bir anda çıkmak zorunda kalan karakter yalnızlığına çare için zihnine ölmüş bir başka kişinin zihnini alır ve hatta gelişen olaylar sonucunda birini daha..
Çoklu bir yaşam başlar içinde. Kurgusu oldukça ilginç. Nasıl bir son ile karşılaşacağımı düşündüm ve önden hayal ettim. Zihnimdeki son ile uyuşmasa da acayip akıcı, heyecanlı, merak uyandıran bir roman. Tek eleştirim son bölüm ve ekler. Bu bölümler beni heyecanla devam eden kurgudan koparttı ve boşluklar yaşattı. Anlamlandıramadığım sayfalar oldu. Tam anlamıyla uçmuş yazar son sayfalarda.
Ana karakterin kaza anının simsiyah bir sayfayla gösterilmesine ise bayıldım. Hayattan kopuş anı ancak böyle güzel anlatılabilirdi.
Profile Image for Sıla.
218 reviews24 followers
December 4, 2024
bu kitap beni o kadar sinirlendirdi ki.
çünkü baştaki kafa karıştırıcı ama etkileyici sayılabilecek bölümünden sonra bize güzel bir hikaye sundu, karakterleri merak etmemizi sağladı, bir olay olay örgüsünün devam edeceğini düşünmemize yol açtı. ve sonra puf. hepsi yok oldu. öyle ki kitabın son yirmi otuz sayfası sadece bağlamından alıp instagram'da aforizmalar başlığı altında paylaşabileceğiniz satırlarla dolu. zaman zaman etkileyici mi bu cümleler, olabilir ama bu bir kitabı iyi yapmaya veya bir yazarın becerisini ortaya koymaya yetmiyor. zaten çok iyi yazılmış bir kitap olduğunu düşünmeyerek okuyordum ama olay örgüsü ve karakterler ilgi çekiciydi. bu şekilde ilerlemesini bir nevi harcanması olarak görüyorum ve maalesef hayal kırıklığına uğramış bulunuyorum.
Profile Image for MELTEM GULSOY.
118 reviews11 followers
March 13, 2021
Murat Gülsoy iyi fikirlerle romanlar yazan bir yazar. Bu defa da etkileyici küçük bölümler bar. Ama, belki çok az betimlemeyle yazdığı için, belki en güzel kısımlarda yazdığı fikirleri/duyguları hikayenin içine yeri geldiğinde yediremediği/yedirmemeyi seçtiği için, belki, belki, belki... Yüreğime dokunmuyor okuduklarım. Zaten hikayesinden çok yazarın anlatımı için okumuyor muyuz kitapları? Bizi alıp başka bir dünyaya, evrene, evren dışına sürüklemesi için okumuyor muyuz? Olayların nerede, hangi zamanda geçtiğinden bağımsız bazı yazarlar alıyor, sarıyor, sarmalıyor bizi be uçuruyor. Murat Gülsoy ile uçulmuyor. Belki o duyguyu her yazarda aramak yanlış olan.
Profile Image for Özlem Balıkcı.
9 reviews2 followers
May 27, 2020
Konu kesinlikle çok eğlenceli. Bir oturuşta, tek solukta bitiveriyor kitap. Biraz Murakami'nin Haşlanmış Hârikalar Diyarı öyküsünü anımsattı bana, tam da peşinden okumam enteresan oldu. Hikâyenin dili bana biraz fazla hızlı, az estetik, paldır küldür geldi. Ama kitabın son elli sayfasındaki Son Söz ve Ekler kısımlarına bayıldım. O kısımlardaki dil çok başka. Lirik, güçlü, net bir ses. Zaten Gülsoy'un kendi sesi direk. Biraz bilinç akışı, biraz düşsel. En sevdiklerim! Spoiler'da içeren okuma notlarım: https://sisyphosk.blogspot.com/2020/0...
Profile Image for Ferda Esin.
43 reviews
May 25, 2017
kitap başlarda çok iyi gitti. "way be!adamdaki hayal gücüne bak"tan "ben bu yazarı daha önce neden okumadım ki"ye giden bir beğeni ölçeğim vardı. taa ki o kara sayfaya kadar. ne olduysa o sayfadan sonra oldu. yazarın içine sanki bir şey girmiş. beğendiğim kişi yerine kafası karışık, kimi zaman özenti, yer yer aforizma yazmak için kalemini zorlayan biri geldi. diğer kitapları konusunda çekincem var.
Profile Image for Pelin.
72 reviews2 followers
January 15, 2018
Kitabın önsöz, sonsöz ve ekler kısımlarını sevdiğimi söyleyemem. Önsöz yine biraz gidiyor ama ana hikayeden sonraki kısımlar çok anlamsız geldi bana. Fakat, ana hikaye gerçekten ilgi çekici. Aslında kurmacadan ziyade, biraz distopya havasında yazılmış. Ben okurken Black Mirror 4.sezon esintisi hissettim. Ve sayesinde Janus’u öğrendim. Yine Murat Gülsoy ve yine bambaşka bir tarz. Okumaya değer.
Profile Image for Zeynep Savaşeri.
62 reviews1 follower
November 22, 2021
Bazı romanlar var gerçek romanların değerini anlatıyor. Bazı romanlar okuyorsunuz, yazar adına utanıyorsunuz. Bazı romanlar var zamanınızı bu kadar aldı diye yazarına kızıp, romanı raftan aldınız diye de ayrıca kendinize kızıyorsunuz. İşte bu o romanlardan. Tamamen zaman kaybı. Ama işte bu roman diğer romanlara ‘iyi ki onlar var’ dedirtenlerden. Söyleyeceklerim bu kadar.
Profile Image for beril.
72 reviews
November 29, 2021
Podcast dizisini dinledikten sonra kitabı da okumak istedim. Her uyarlamada olduğu gibi kitap çok daha güzel ve detaylıydı fakat çok güzel ve heyecanlı giden bir olay örgüsü bıçak ile kesilir gibi kesildi. Ne sonunu görebildik ne de neler olduğunu anlayabildik diye düşünüyorum. Onun dışında çok keyifli bir okuma oldu, ne kadar ekler kısmının kitabın ana konusuyla bağlantısını pek kuramasam da.
Profile Image for nermin.
69 reviews2 followers
February 10, 2024
Bir bilim insanı kafasıyla kurgulanmış ama edebi açıdan zayıf kalmış bir Murat Gülsoy romanı. Herhangi olumlu anlamda bir beklentim de yoktu zaten. Edebiyat ve genel anlamda sant üzerine çok iyi fikirler üreten biri Murat Gülsoy. Bu alanda yazılmış Büyübozumu ve 602. Gece kitapları çok iyidir ama kurmaca kitapları vasatın biraz üstünde seyrediyor maalesef.
Displaying 1 - 30 of 46 reviews