Profesyonel olarak felsefeyle ve felsefecilerle ilgili olmayanların en büyük şikâyeti felsefenin pratik hayattan kopuk olduğu serzenişidir. “Anlaşılmaz” problemleri daha da “anlaşılmaz” kavramlarla ifade eden metinler, felsefeye ilgi duymayı dahi korkulu bir süreç haline getirmeye yetmiştir.
Ahmet Arslan felsefeye karşı bu tür basmakalıp ithamların canlı reddiyesidir. Arslan, kitaplarında her gün karşılaştığımız ama çoğunlukla farkına varmadığımız felsefi problemleri basit bir konuşma diliyle ama derinliklerini kaybettirmeden okuyucusuna aktarmakla meşhurdur. Antik felsefe ve İslam felsefesi üzerine düşünmek isteyen herkesin yolu bir şekilde Ahmet Arslan’dan geçer.
Ama bu söyleşimizde Arslan bize sadece felsefenin ne olduğunu değil, bir felsefeci gibi yaşamanın ve düşünmenin ne olduğunu da anlatıyor. Bu sayede nadiren rastlanan zengin bir tecrübe, okumayı ve düşünmeyi seven herkesin erişimine açılıyor. Ahmet Arslan’ın hayatı ve düşünceleri ile felsefenin ve Türkiye’nin problemlerini tartıştığımız bu kitapla, felsefe ile sahici bir ilişki kurmanın ne olduğunu aktarıyoruz.
Örnek Sayfalar: http://issuu.com/eksikitaplar/docs/bi...
Bir felsefeci ve düşünürün hayatının derinlerine inmek için güzel bir eser olmuş. Ahmet Arslan Hocayı televizyonda tanıdım. Anlatım tarzı ve olaylara bakış açısı, birey olarak vizyonumu genişletti. Bu kitapta da detaylı olarak hayatı ve düşüncelerini okudum. Herkes için ilham verici bir hikayesi olduğunu düşünüyorum. Herkese tavsiye ederim.
Ahmet Arslan'ı, bu nehir söyleşi - biyografi kitabını okumadan önce, bir süre ilgiyle izlediğim bilim ve felsefe programlarından takip ediyordum. İlkçağ Felsefe Tarihi serisine başlamadan önce (popüler bilim üzerine yapılan bir tv programında özünde karmaşık felsefi problemlerin çözümüne ilişkin, dinç ve aklı önceleyen yaklaşımına saygı ve sempati duyduğum için) merakla söyleşilerini okurken Bir Ömür Düşünmek kitabına rastladım. Ahmet Hoca'nın doğduğu günden, içine doğduğu yaşamdan günümüze portresini, yine kendisinin destek ve katkılarıyla biçimlenen sorular eşliğinde okumak, üzerlerinde düşünmek benzersiz bir deneyim oldu benim için. Ahmet Arslan, kitabın sunuş yazısında da belirtildiği gibi "gerçekten konuşmayı, muhabbeti seven" bir insan ve akademisyen. Neredeyse yarım yüzyıldan fazla iştigal ettiği mesleğinin doğasını oluşturan "okumak, anlamak, anladığını anlatmak" konusunda su götürmez derecede başarılı ve yetkin bir eğitmen olduğunu anlamamak imkansız. Yanı sıra, doktora çalışmalarından başlayarak, felsefi bakış açısının daima en büyük eleştirilere hedef olduğu İslam coğrafyasının en parlak düşünürü kabul edilen İbn-i Haldun üzerine yayımlanmış sayısız çalışması, döneminin en parlak doktora tez çalışması kabul edilen ve ödül alarak yayımlanan bir tezi, halen devam eden akademik çalışmaları bulunuyor. İlkçağ Felsefe Tarihi üzerine yazdığı ve Bilgi Üniversitesi tarafından yayımlanan ve her yıl yaptığı yeni baskılarla rekor kıran bir külliyata da sahip. Yıllar içinde farklı lisanlardan Türkçe'ye kazandırdığı onlarca araştırma, inceleme eseri dışında bugün hala aynı şevk ve heyecanla çeviri yapmaya ve yayımlamaya devam ediyor. Hoca'nın parlak akademik kariyeri, gerek öğrencileri gerekse meslektaşları arasında efsane haline gelen ikna edilemezliği, kuralcı ve keskin yapısı, en karmaşık görünen meselelere getirdiği sade, basit, yasa ve yönetmeliklerin sınırları içinde olmak şartıyla hakça ve adil çözümleri, nehir söyleşide kendisinin de ortaya koyduğu gibi, haksızlığını da haklılığını da dile getirmekten çekinmediği anekdotları daha kitabın başında her şey bir tarafa son derece nesnel, kuşku götürmeyecek derecede keskin zekalı bir o kadar da sevimli bir insanla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Urfa'da başlayan hayatı, içine doğduğu atmosferi, 1950'lerin dünyasını çok çarpıcı, bize bugün çok uzak bir geçmiş, artık hayali bir dünya gibi gelen eski bir yaşamdan anlattıkları; yaşamındaki seçimlerde rol oynayan kriterlerin bugünün dünyasına göre tahammül edilemeyecek müphemliği, sanki biraz ne yaptığını, istikametini bilmeden, önüne geldiği gibi yaşayarak deyim yerindeyse el yordamıyla yaşamını biçimlendirmesi Hocanın tatlı dilinden, detaycı üslubundan okuyunca merakımızı da artırıyor. Aklımıza gelen hemen her konuda, ama bilhassa profesyonel olarak çalıştığı ve ürettiği alanın yaşamın merkezinde yer alan konular olması dolayısıyla, güncel ve güncel olmayan pek çok konuda fikirlerini çekinmeden, açıklıkla paylaşıyor. "Yazdığı gibi konuştuğu" için özellikle doktora tez jürilerinde biraz eleştirildiğini söylese de, Hocanın uzmanlık alanının kelimelerden, ayrıntılı açıklamalardan tasarruf edilemeyecek bir alan olduğunu düşünüyorum. Hap şekline getirilmiş, kimi zaman gerçekten sahibi olduğu söylenen kişiye mi ait olduğundan şüphelendiğimiz kısa ve anlamsız görüş beyanlarının yanında, Ahmet Arslan'ın bıkmadan usanmadan, yaptığı işi tutkuyla seven insanlara özgü sabırlı izahatlarına hayran olduğumu söylemeliyim. Hocanın saçma sapan eksik, yanlı, yeterince özümsenmemiş ve ifade edilememiş bilgi kırıntılarına karşı büyük bir alerjisi olduğunu gözlemledim. Nitekim, sorulan soruların üzerinde dahi, temel maksadı anlamak adına, onları anlaşılabilir bir soru formu haline getirene kadar gayret gösteriyor, daha sonra yanıta geçiyor. Bu haliyle de gerçek bir felsefe öğretiminin temelde nasıl yapılması gerektiği, düşünmenin gerçekten ciddi emek sarf edilmesi gereken bir olgu olduğunun pratiğini koyuyor önümüze.
Yerleşik inanç ve değerler üzerine düşünmek, öğrenmek ve varlığına teşekkür etmek için Ahmet Arslan'ın biyografisini her yaştan okura tavsiye ederim.
Ahmet Arslan Türkiye’nin önde gelen felsefecilerinden. Düşüncelerini ve anlatım dilini okuduğunuzda kendisini bu kadar geç tanıdığınıza hayıflanabilirsiniz. Felsefenin temel sorularına cevaplar verirken, bu cevapların yaşadığımız coğrafyaya izdüşümleri ve toplumumuzdaki genel düşünce alışkanlıklarında görülen arızalara nokta atışıyla ışık tutmasını seveceksiniz.
Doğru kişiler tarafından doğru kişi ile yapılırsa nehir söyleşilerini okumaktan çok zevk alıyorum. Burda maalesef bu iki şarttan sadece birisi yerine gelmiş; doğru kişi yani Ahmet Arslan. Sorulan çoğu soruyu beğenmemekle beraber araya girip güya konu dağılmasın diye Ahmet Arslan'ı kesmelerini de hiç beğenmedim. Sohbet çok güzel yerlere gidiyorken, okuyucunun da merak ettiği şeyleri anlatıyorken hemen araya girip saçma sorularına dönmelerine okurken sinirlendim. Eğer aynı adamlar; devrim özkan ve buğra kalkan, Ahmet Arslan yerine başka birisiyle yapsaydı çok kısır bir röportaj geçerdi gibi geliyor. Ancak tüm bunlara rağmen çok fazla bilgi içeren dolu dolu okurken yoran, notlar aldıran kolay okunan ama yavaşça sindirilen bir kitap olmuş.
Ahmet Arslan sölediği her cümle ile dinlenilmeyi ve yazdığı her satır ile okunmayı hakeden çok önemli bir akademisyen. Her sölediği ile ufuk açan okuyanı çok farklı düşüncelere sevk eden önemli bir felsefeci. Bu kitapla hem kendi hayatı hakkında hem de verdiği akademik felsefi bilgiler ile bir sürü notlar aldığım herkesin okuması gereken bir eser çıkmış ortaya. Sindire sindire okunması gereken, okurken sürekli üzerine düşündüren çok farklı fikirler barındıran bir kitap olmuş. Ahmet Arslan' tanımak ve anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap.
Puan Ahmet Arslan'a 5 yıldız Söyleşiyi yapan devrim özkan ve buğra kalkan'a 2 yıldız..
Bu kitap sayesinde Ahmet Arslan'i sanki yillardir taniyormus gibi hissediyorum. Kitabi oyle sevdim ki hic bitmesin istedim. Bir okuyup bin dusundum, sindire sindire okudum, o nedenle normal okuma hizimin epey gerisinde ilerledim ama bundan buyuk keyif aldim. Bir biyografi ancak boyle aydinlatici bir bicimde ele alinabilirdi. Soru cevap seklinde roportaj havasinda ilerleyen bu kitapta AA'nin hayatini okumakla birlikte, ozellikle son 150 sayfa insani ciddi anlamda dusundurmeye itiyor. Bu kitapta, simdiye kadar cevabini aradigim bircok soruya cevap buldum. Hatta bazi bolumleri tekrar tekrar okuyacagim. AA'nin bir felsefe profesoru olmasinin etkisi, kurdugu neden sonuc iliskilerinde acikca goruluyor. Bu kitaptan cikarilacak cok ders var. Herkes okumali.
Keyifle okudum,bol bol kitap referansı aldım. Böyle güzel insnaların bu topraklardan çıkmış olduğunu bilmek ve kendi çabalarıyla yaşamlarını ilmek ilmek dokumaları hep hayranlığımı kazanmıştır. Türkiyenin neden istenilen aydınlık kimliğine kavuşamadığını kendi hayatından örneklerle anlattığı harika söyleşi kitabı.herkese tavsiye edilecek türden. En kısa zamanda felsefe alanında yazdığı kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.ufuk açıcı.
Ahmet Arslan'ı katıldığı televizyon programlarıyla tanıyıp sevmiştim. Şimdi bu röportajını okuduktan sonra kendisine duyduğum sevgim bir kat daha arttı. Türkiye ve dünya üzerine ufuk açıcı tespitleri, felsefenin hayatımızın merkezinde olduğunu gösteren açıklamaları ve tabii esprili tarzıyla Ahmet Arslan beni kendisine hayran bıraktı. İlkçağ Felsefesi Tarihi ve Felsefeye Giriş kitaplarını ilk fırsatta okumak istiyorum.
Ahmet Arslan'ı bu kitap sayesinde daha iyi anladım. Nasıl bir ortamda yetiştiğini, neler okuduğunu ve nasıl bir hayat mücadelesi içinde olduğunu kendi ağzından duymuş oldum. Özellikle günümüz Turkiye'sinin hala üzerinde tartıştığı ve anlaşamadığı konulara verdiği cevaplar gerçekten enfes, tekrar tekrar okunması ve üzerinde düşünülmesi gerekir.
Ahmet hoca'nın birçok konuda düşüncelerini bu söyleşi kitabında paylaşıyor. Özellikle biyografisinde, kendi yaşadıklarımla ilgili oldukça fazla benzerlikler gördüm ve üzerine daha derin düşünme fırsatı buldum.