Kitabı Türkçeleştiren Ahmet Soysal, ''İşin başında acı var.'' cümlesiyle başladığı önsözde Artaud için sorunun hiçbir zaman edebiyat olmadığını söyleyerek ''Edebiyat, toplumun kurumlarının içinde yer alır. Oysa Artaud, Kurumları acısının sorumlusu olarak gösterir.'' diye yazıyor. Artaud'nun sürekli olarak bir ölü biçim-canlı işaret karşıtlığını dile getirdiğini belirtiyor ve ''Söz konusu olan, canlı ve etkin bir yaratı ortaya koymaktır, eylem niteliğinde bir yaratı. Artaud'ya göre tiyatro, yaşamı deneyleyen toplu bir eylem olabilir, olmalıdır. (Artaud'daki en 'olumlu' bölgedir tiyatro tasarısı – ama hep bir karanlık geri plan bulunmaktadır: yaşam 'istenirken' ölümcül şiddet.) Son dönemde, Artaud'nun yazısı tam anlamıyla 'eylem halinde'dir. Bir savaşın, bir kavganın yazısıdır. Yer yer umutsuzluk içerebilir ama hep çıkış, yengi göz önünde tutulmaktadır. 'Yönlü' bir yazıdır. Evet, eylem-yazı; bir pratik olarak yazı. Yazıldığı anda korunuluyor. Yazıldığı anda –yazarken– direniliyor kötülüğe karşı. Ona darbeler indiriliyor. Yazma anına acının etkin düzlemi diyebiliriz (ama genellikle acı edilgin bir düzlemdedir, o zaman sadece karşı taraf etkin durumdadır ve hasar verir). Demek ki yazı, bir kavga yeridir. Orada 'ben' bulunmaktadır: acısıyla, bedensel 'ben'; acısıyla, düşünsel 'ben'. 'Ben'in vurduğu darbeler bulunmaktadır. Ve karşı taraf, kötülük, bulunmaktadır. Yazı, 'ben'in etkin olabildiği bir savaş alanıdır. Böylece, 'ben'in şiddetlerinden, patlamalarından oluşmuştur. Ve kötülüğün adlandırılmasından.'' diyerek sözü Artaud'ya bırakıyor.
French surrealist poet and playwright Antonin Artaud advocated a deliberately shocking and confrontational style of drama that he called "theater of cruelty."
People better knew Antoine Marie Joseph Artaud, an essayist, actor, and director.
Considered among the most influential figures in the evolution of modern theory, Antonin Artaud associated with artists and experimental groups in Paris during the 1920s.
Political differences then resulted in him breaking and founding the theatre Alfred Jarry with Roger Vitrac and Robert Aron. Together, they expected to create a forum for works to change radically. Artaud especially expressed disdain for west of the day, panned the ordered plot and scripted language that his contemporaries typically employed to convey ideas, and recorded his ideas in such works as Le Theatre de la cruaute and The Theatre and Its Double.
Artaud thought to represent reality and to affect the much possible audience and therefore used a mixture of strange and disturbing forms of lighting, sound, and other performance elements.
Artaud wanted that the "spectacle" that "engulfed and physically affected" this audience, put in the middle. He referred to this layout like a "vortex," a "trapped and powerless" constantly shifting shape.
Artaud'un kitaplarından seçilmiş metinlerin bir derlemesi. Tavsiyem bu kitabın Artaud ile tanışmak için uygun bir kitap olmadığı yönünde. Çünkü ben daha önce okuduğum metinlerle kıyasladığımda bu kitaptaki çeviriyi daha az akıcı buldum.
Çoğu daha önce okuduğum metinlerdi ama yine de bir şekilde sürekli karşılaşmayı seviyorum Antonin Artaud ile.
L'ultimo Artaud, dal manicomio la sua "scrittura orale", è così violenta,folgorante, attacca i nervi e li recide, tremendamente Maldororiana; gran bella raccolta, comprende: Frammentazioni, Lettere e Interiezioni.