bence Şeyh Bedreddin, bir üstad. bir tasavvuf ve bilim üstadı.
okumuş; özelikle çok çok kitap okumuş, bunlardan etkilenmiş, döneminin anlayışına ters düşünceleri de tabii ki, okuyan biri için, doğal.
çözmüş; makrokozmik öğretiyi, makrokozmik felsefeyi, sistemi, varoluşu, neden buradayız, amacımız ne. sembolizk eğitim sistemini, sembolik dini sistemi, cennet-cehennem, günah-sevap ve bunların arkasında yatan, bu sembolik şeylerin gerçeğini, özünü anlamış ve tavrını koymuş.
bugün, düşüncelerini şu yayınlarda dökümanlarda bulabiliriz;
-budizm, zen budizmi öğretilerinde, her şey serbesttir, istediğin gibi yaşa, cennet-cehennem, günah-sevap yoktur, sadece eylemlerimiz vardır, ne ekersen onu biçersin, the secret, sır.
-makrokozmik öğreti, makrokozmik felsefe, bununla ilgili kitaplar ve dökümanlar var nette.
-ve en önemlisi de, bu topraklardan çıkan, türkçe yazan sayın Ergun Candan. bu büyük araştırmacının GSÖ- gizli sırlar öğretisi üçlemesi, (ilk 3 kitabı) çok çok önemlidir;
1-Gizli Sırlar Öğretisi, 1998. 2-Bilinmeyen Yönler ve Sırlarıyla / Son Üç Peygamber, 1999. 3-Kıyamet Alametleri, 2000.
bu üç kitap seridir, 1. kitapta temel oluşturacak, ve diğerlerinde ufkunuzu açacak bilgilerle doyacaksınız.
ben 1. kitabı iki kez okudum.
tablolar çok çok önemli, 2012 fenomeni, mesih enerjisi, sembolik dini kavramlarla ilgili kafa bilgiler, dumura uğrataca ufkunuzu açacak bilgiler edineceksiniz, ve tabii ergun candan ve sınır ötesi yayınları abonesi-hastası olacaksınız.
18 aralıkta başlamıştım kitabı okumaya, yani idamının 598. yıldönümünde. Rumeli'nin piri, vahdet-i vücut felsefesinin medar-ı iftarı Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin'in onu idama götüren düşüncelerinin yer aldığı en politik kitabı Varidat.
Tasavvufun varlık anlayışını politize eden bir yönü var Şeyh Bedreddin'in. Öyle ki kitabın sonlarına doğru şöyle bir pasaj yer alıyor: "Halk çocuklarından bir oğlan, bir ağaçtan meyve yemeye yeltendi. Görenlerden biri koştu, onu tokatladı. O anda, beni tokatladığını hissettim ve o tokatla yere yıkıldım; çocuk düşmedi. Görüş alanımda idiler ama, aramız uzaktı. Bu tokat beni, çocuktan daha çok etkiledi ki, ben düştüm, çocuk düşmedi. Oysa tokatlanan, çocuğun kendisi idi. Bu, tuhaf ve şaşılacak bir iştir."
Bedreddin ".. her şeyin üstündedir, her şey ondandır, her şey odur" diyerek panenteist bir tanrı tasavvuru ortaya koyuyor. Tabii bunu yaparken en çok etkilendiği isim vahdet vücut felsefesinin kurucusu kabul edilen İbn Arabi.
Bedreddin'e göre bütün ikilikler izafidir. Hak; iyi ve kötüyü kapsar, ama iyi/kötü ayrımı izafidir. Tanrı evrende belirmeden nitelenemez. Bütün nitelikler çokluk aleminde kendini gösterir. Çokluk ortadan kalktığında geriye Tanrı'dan başka hiçbir şey kalmaz. Bu anlayışın nihilizmle ciddi bir yakınlığı olduğu şüphesiz.
Melek/şeytan, cennet/cehennem gibi tanımlamaların metafizik varlıklara işaret etmediğini bu dilin Hakk'ı avama anlatmak için kullanıldığını söylüyor Şeyh Bedreddin. Ona göre şeytan kötülüklerdir, kötülük de birliğin bozulmasıdır..