Aşk, bir tedbirsizlikse eğer, perilerin ölmesi hayata değer. Periler hiç konuşmadan nasıl eşlik ettilerse bir ömür boyu insanlara, nesnelere, olup bitene, ölürkenki haylazlıkları yalnızca bir özrün tüm yanlışları toza buza dönüştürmesiyle sona erer. Perilerin öldükleri, öldürüldükleri ülkelerde farklı olduklarını düşünen birileri varsa, onlar cesetleri yerde değil, gökte arar. Güzel ölen, samimi ölen göğe gömülür çünkü. Küçük İskender, klasikleşmiş şiir kitabı Periler Ölürken Özür Diler’de sevginin geri sayımını, ihtirasın merkezkaç kuvvetini ve ihanetlerin duygusal belgelerini gözler önüne sererken yaşadığı coğrafyada çarpıştığı meleklerin, iblislerin adlarını da birer birer veriyor adeta. Stratejisini düşmanının ahlaksızlığı üzerinden kuruyor. Kötünün zaferi, iyiliğin iktidarının önünü açacaktır sonuçta. Ölürken özür dilemek aklınızdan hiç geçmemişse peri sayılmazsınız. Bu kitap sizin için belki bir fırsat, belki de bir itirafname.
Derman İskender Över (28 Mayıs 1964, İstanbul), Türk şair, eleştirmen.
1964 yılında İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfında okulu bıraktı. Ardından İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümüne girdi, 3 yıl sonra bıraktı. 1980'li yıllardan başlayarak günümüze kadar çeşitli dergilerde şiirler, eleştiriler, denemeler yazdı. İlk şiiri Milliyet Genç Sanat Dergisi'nde, İskender Över ismiyle çıktı. Profesyonel olarak 1985'te Adam Sanat Dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı.
küçük iskender’i çok seviyorum bu kitabını da çok seviyorum söyleyebileceklerim bu kadar. şiir anlayışımı ve stilimi en çok etkileyen kişi. edebiyat öğretmenim beni ona benzetmişti ve asla bunu unutmuyorum. çok çok güzel yazdığı her şey aradan yıllar geçse de hep bu kitabı elime alıyorum. daha fazla okumak istiyorum
AKMAYACAK, evet elbette asla akmayacak intihar! o söylenmeyecek, o dillenmeyecek, o ömürlerinden bir beş dakika bile dilenmeyecek!
umrumda değil bir çeşit çıldırış var beynimde! ne elektroensefalografi ne de elektrik şoku eğer öğrenmek istiyorsanız siz de bu boku aha, kalbim parçalıyor giydirdiğiniz deli gömleğini ve ödüyor zerre zerre parçalandıkça bedelini! serbest bırakın artık ruhumu! serbest bırakın artık, serbest! o tutsun bırakın bulamadığı bedenin yasını!
ah ulan tanrı! sensin bu isyanın nedeni! sen davranıp sökmeden yerinden bak ne diyorum, sen davranıp sökmeden yerinden ben kopartıp kendim fırlatıyorum sana taş yerine yeryüzünden bu lüzumsuz kellemi!
...
ben, sex-shop'ların, komünist partinin, müslüman demokrat partinin, rock partinin, çeşit çeşit gay barların açılmasını, askerliğin kaldırılmasını istiyorum türkiye; bu topraklarda nobel, oscar, lsd, özgürlük ve sik anıtları görmek istiyorum: kişi başına düşen milli gelirden bana ait payı iade ediyorum bütün bu harcalamalar adına sana; hapishaneler, hayvanat bahçeleri, kamplar, tımarhaneler boşaltılsın derhal; ben bütün kentlerinden barışla, erdemle, insanlık haklarımla keyiften gebere gebere, ıslık çalarak dolaşan bir seyyah olmak istiyorum
olsun, biz yine geliriz; yine yazar, söyleriz; ölürüz; biz yine gideriz; sen, rahatını bozma o zaman, güzel bir çocuk gibi bu şık dünya yatağında, böyle masum böyle mazlum uyu türkiye,
birhan keskin'in şiirlerinin bende daha çok yer tuttuğunu fark ettim periler ölürken özür dilemez
bir sesim vardı gölgenden ikmale kalan biliyorum, büyük çocukluktu birbirimizi sevmemiz cesaret işiydi, delikanlıcaydı, bu korkunç sevgide yanlışlarımızı yeniden keşfedişimiz el değmemiş yalnızlıklara kalkışmamız yalnızlıklarımızı değiş tokuş etmemiz bu evcilik oyununda bile duldum hatırla sana dizlerimi sana tabi bileklerimi ve topuklarımı sundum; çevirdikçe bedenini ruhunun radyo dalgalarında cazdı, blues'du, klasik kemandı, klasik aşktı boktu püsürdü hatırla, senin gözlerin çokulusluydu senin gözlerin ham kadınsızdı çamurdandı ağzımda getirdiğim kar suyunu kalbine kaçırdım! ovdun ve okşadın beni çıktı içimdeki cin yatağa döküldü yatağıma döküldün yatağına döküldüm ve ben bu sonsuz savruluşta o gece bütün eski sevgililerimden ince ince söküldüm! senin oldum!
kimi babaların infilak etmiştir ya oğulları kimi yalnızlıklar boşunadır kimi aşklar bitmesi için yaşanır sen bunları hiç önemseme git gülümse başkalarına beni burkulmuş bırak beni ısırılmış beni emilmiş beni intiharlardan çokça korkulan ideolojilerde bırak biliyorsun istanbul'un koynuna ancak şarapla girilir benim koynuma titrek ateşler arasından, üzerine yürünmüş alkol kileri oğlanlardan bana ninniler getir bana eşzamanlı kırılganlıklar, kırmızı alınganlıklar cumhuriyet sonrası sepyalar getir konuşan eşyalar getir bana koku alan cisimler, takla atan hacimler normali hiç anlatma bana
Periler Ölürken Özür Diler x Şiir 💕💕 Bugün bir şiirin satırlarından dem vurmak istedim. Tabii ne yazık ki instagramın benimle sıkıntısı var ve boşluk tuşlarını iyi ayarlayamadım. Ama şunu demek isterim ki Küçük İskender'in şiirleri bayağı ağır betimlemeliydi. Okurken derinden düşünmek gerekiyordu. Bense çok fazla odaklanamadım. Sadece Çekmece Meleği şiirinden sevdiğim satırları aldım. ❤ -seninle beraber kurtaracağız rapunzel'i -ilk biz uyandıracağız uyuyan güzel'i ilk biz -kırmızı başlıklı kız için o kurtla dövüşeceğiz -pamuk prenses’in cam tabutu başında en çok ağlayan ( bugün ağlama!) iki cüceden biri sensin biri ben -sabahlara kadar kızma birader de oynayacağız -sen gitar çalacaksın ben söyleyeceğim sen çalacaksın farklı bir düello bu birbirini birbirinde yaşatmak üzere kurulu farklı bir düello bu birbirini birbirinde öldürmek kadar ulu -çekmece meleği adımı yalan der -çekmece meleği adımı yalan der burnundan akan kan kardelen biçiminde kurumuştu -çekmece meleği adımı yalan der -çekmece meleği adımı yalan der
Eser: Periler Ölürken Özür Diler Yazar: Küçük İskender Yayınevi: Can Yayınları
Küçük İskender'i çok severim, ışıklar içinde uyusun. Çok naif, çok büyülü bir şiir kitabı ; daha güzelinin olmayacağını düşündürtebilecek kadar en azından. bir de yeniden yeniden okunan şiirler var içinde, muhakkak okumalısınız.
çok sevdiğim ve bu ara çok özlediğim birinin en sevdiği şair küçük iskender. ben ilk kez kitap boyutunda okudum, yakıcı buldum, hiç kimseye önermem ama herkes payınca yanıyor ona bir şey diyemem. yakıcı acılara sancılı saygı, böyle.