1880'de İstanbul'da, sıradan bir memurun oğlu olarak hayata gözlerini açan İsmail Enver'in kökleri 1860'lara varan Genç Türkler hareketine katılıp çıktığı Makedonya dağlarından, 11 temmuz 1908'de ve bu ihtilalin muzaffer bayrağını omuzlarında taşıyarak dönüşüne kadar geçen olaylar, bu eserin birinci cildini teşkil ediyordu.
Şevket Süreyya Aydemir was a Turkish writer, intellectual, economist, historian, and one of the founders, publisher and a key theorist of Kadro ("Cadre"), an influential left-wing political journal published in Turkey from 1932 to 1934.
Aydemir was a prolific writer. His most famous work was İnkılap ve Kadro ("Revolution and the Cadre"), published in 1932, where he outlined his theory of political economy presented in the Kadro journal. He published his memoirs, Suyu Arayan Adam ("The Man Searching for Water") in 1959. Between 1963 and 1965, he published Tek Adam ("The Single Man"), a three volume tome on Mustafa Kemal Atatürk. He also published a biography of İsmet İnönü titled Ikinci Adam ("The Second Man").
"Gerçi tarih, şahıslarla beraber şartların da eseridir"
"Nitekim öyle de oldu. Tam kavganın başladığı günde taraflarından biri, yani İngiltere, Fransa ve Rusya bizim tarafsızlığımızı, diğer taraf da, yani Almanya ve Avusturya-Macaristan, ittifakımızı isteyerek pazarlığa açtılar. Batılı müttefikler cephesinde Rusya vardı, Rusya'yı oyalasak bile, ona güvenemezdik. Diğer cephede Almanya söz sahibiydi. Gerçi bize uzaktaydı ama, Almanya'ya hayranlık, başta Enver olmak üzere, bizde söz sahibi olanların içlerinde yaşıyordu. Derhal Almanya'nın kucağına atıldık. Cihad-ı Ekber, Cihad-ı Mukaddes, yani Osmanlıların, müslümanların kutsal savaşı, işte böyle başladı" (s.29)
"Enver Paşa olmadan da kendisinde tarihi bir misyon, yaratılıştan gelen vazife seziyor. Bir ulu kalp çarpıntısı içinde..." (s.54)
"Nitekim bunun üzerinedir ki Sadrazam Sait Halim Paşa, Alman Sefirine başvurmuştu. Wengenheim'den gerçi bir tavzih mektubu da alınmıştı. Ama bu mektubunun hiç bir bağlayıcı değer yoktu. Kısa bir süre sonra Osmanlı Hükümeti Kapitülasyonların kaldırıldığını ilan edince, hiddetinden köpüren sefir, verdiği mektup ve imzanın "Ancak bir avukatlık istişaresi niteliğinde olduğunu" bağırarak açığa vurmaktan çekinmemişti. O zamanın Maliye Nazırı ve İttihat ve Terakki ile Kabinenin güçlü bir adamı olan Cavit Bey hatıralarında bu sahnede hiddetinden tepinen Alman Sefiri için "Köpek gibi uluyan seslerle haykırıyordu..."diye yazar. (s.64)
"Dünya harbi, çağdaş kapitalizmin eseridir. Çağdaş Kapitalizm, 19. yüzyılda gelişti. Sanayii ellerinde toplayan Sanayici ülkeler, yahut Metropoller arasında dünyanın taksimi, 19. yüzyılda tamamlandı. Çağdaş Kapitalist imparatorluklar böylece 19. yüzyılda kuruldu. Ama dünyanın bu yeni hakimleri arasında ilk dünya harbini hazırlayan çelişmeleriyle, ilk dünya harbinin tohumları da gene 19. yüzyılda atıldı. Başka çaremiz olmasa bile, biz bu Dünya Harbine, Peyk ve Tabi bir ülke olarak katıldık"
"Hatırlanmasından korkulan diyoruz. Bu deyim doğrudur" (s.99)
"İmparatorluklar, harplerle kurulurlar. Ama gene harplerle sonra ererler"
"Görünüyordu ki, İmparatorluğun idaresini elinde tutan bu genç Paşalarla, İmparatorluğun gerçekleri arasında, ölçülemeyecek kadar çelişkiler vardı..." (s.172)
"1915 yılı sonuna kadar Enver Paşa'nın silah altına aldığı 2.523.000 kişi...." (2.269)
"Osmanlı ordusu, en az 200 yıldan beri başında, metin, otoriter ve askeri şerefi temsil eden bir Başkomutan bekliyordu. Onu, Enver Paşanın şahsında bulduğuna inanıyordu" (s.474)
"Karaağaca, çakımla ismini yazdım... Enver'in" (s.675)
Bab-ı Ali baskını, Cihan Harbine giriş, Sarıkamış faciası, Çanakkale zaferi, Irak ve Kanal ve diğer tüm cephelerdeki çarpışmalar. Mütareke ve yurtdışında geçen 4 yıl. Çoğu yerinde durup hüzünlendiğim tüm bu süreci anlatan, özetleyen serinin son kitabı.