"Paris, New-York, Berlin ve Bordeaux’dan sonra İstanbul’un uçlarına, ortasına ve arkasına doğru bir seyahat..."
“İstanbul beni dağladı, delik deşik etti, tek memesinden emzirdi, zehrini şırıngaladı içime, beni büktü, kırdı, canlı canlı yaktı, pıhtılaştırdı, uçurdu, itti, geri çekti — yarım yüzyıl boyunca içinden geçerken içsesi kıldı. Kuşluk vakti, öğlen, gecenin dibi, dinledim onu, nefesi nefesime karıştı, emdim ve kustum onu. Damarları gövdemde yolalmayı sürdürdü. Düşümde düşlerini gördüm. Uç noktalarında, kuytu derinliklerinde, kıyılarını kateden ve onu kemiren, istilâ etmeye hazır dev su kütlesine karıştım. Sonsuza ayarlı bir valsin girdabındaydı İstanbul: Ben, siz, hepimiz zamanlarının, hareketlerinin, arızalı nabzının kurbanlarıydık. Karman çorman belleğinin: Herbir ögesi sınırsız bir çöle ait kum yazısının harfleriydi ve Tarih, tarihi, imparatorlardan sultanlardan toplumun aforoz ettiklerine, varsıl ailelerden berduşlara, şairlerinden şehitlerine, ortamalı dilinden kayış diline, katlanmış haritasından özel kokusuna, öfkeli kabarışlarına, vecde gelişlerine uzanan bir tasnifsiz yığındı: Günbatımında, Körler Rıhtımında durduğumuzda, cehennemin yalımlarına göre tarifini bulan özel ışığı karşısında dilsiz, kilitlenirdik.”
Ahmet Enis Batur is a Turkish poet, essayist, novelist, publisher and editor.
Born in Eskişehir, Enis Batur studied at St. Joseph High School (Istanbul), METU-Sociology (Ankara), and Sorbonne University (Paris).
Enis Batur is one of the leading figures in contemporary Turkish literature with a large body of work, extending to over two hundred volumes. Some of his works have been translated into European languages including French, English and Italian.
Victor Hugo’nun “Şehir bir kitap gibidir” sözünü rehber edinmiş olan Enis Batur bu kitabında “sayfaları savrulmuş, kendisini tutan cilt hoyrat ellerde kullanıldığı için dağılmış, kimi bölümleri kısmen kimileri hepten kaybolmuş bir kitap”tan, İstanbul şehrinden kendi seçtiği okumalarını toplamış. Bazı bölümler sıklıkla karşımıza çıkan bilgiler olduğundan özgün bir kitap diyemiyeceğim. Yine de İstanbul sevdalılarına öneririm.
Defterdar kayıtlarından Ara Güler'in objektifine, Beyoğlu'nun yüzyıllar boyunca izi sürülen mekânsal dönüşümünden Vallaury'nin Büyükada Yetimhanesi'ne; şehrin insanlarına, sokaklarına dair bir kazı çalışması olmuş Enis Batur'unki. Kente yaklaşımı fazla "şairanelik" barındırsa da değerli tespitleri olduğu inancındayım. Thomas Whittemore'un Abidin ve Arif Dino'yu bir sabah Ayasofya'ya götürüp "keşfettiği" mozaikleri gösterdiği sahne bile kitabı tek başına okunur kılar. Godefroy'un artık yerinde yeller esen çoğul-çınarı, Gilbert Dagron'un hipodrom betimlemeleri vd. için de okunası.
Bir şehrin kitabını yazmak yeterince zor bir iş iken , bahse konu şehir İstanbul olunca neredeyse imkansız bir hale dönüşüyor . Enis Batur’un kitapta bahsettiği İstanbul’un çok kez ve çok kişi tarafından yazılmış olmasına rağmen , henüz yazılamamış olması da galiba bu anlama geliyor. Kadim şehrin geçmişinden sayfalar sanki kitabın arasına düşmüşcesine önünüzde açılıyor. . Beyoğlu kısmı belki bir İlhan Berk kıvamında değil ama hafif belgesel ile hatıra ve semtin yolculuk hikayesi gibi ve doyurucu. . Adalar ve Büyükada Yetimhanesi yine eski sayfalar arasında. Batur’un mimari ile sıcak ilişkisini ve binaları betimleme konusundaki kaleminin gücünü gösteriyor. İnsanlar , sokaklar ve şeyler kısmında bir çok farklı hikaye , sokak gezip kişileri ziyaret ediyorcasına bir okuma söz konusu. Şehrin tarihi konusunda tutku olmasa dahi heyecanı olanlar için , şehri dolaşırken her köşede , her sokakta , her lezzette ve seste geçmişin uzun yolculuğunda yer almış birileri ile karşılaşıyormuş gibi hissedenler için okunası bir kitap. Fotoğrafların sayfaların bir parçası olması yerine tüm sayfa olmaları belki daha iyi olurdu. Enis Batur’un kitaplarının genel özelliği olan okunacak bir şeyler daha keşfetme , dinlenecek , görülecek bir şeyler bulmak , bu kitap için de geçerli. Okuma listesine eklenen 4 kitap, bu defaki hasılat. Okumaya uygun zaman ise gece , ortam İstanbul’un kendi eski sokakları olmasa da kızkardeşlerinden herhangi bir kadim şehrin eski sokaklarına , manzarasına yakın bir yerler ve Eric Satie Gnossiennes..